Sosyal Bilgiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sosyal Bilgiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Marmara’da Ahır Hayvancılığı Yapılırken Doğu Anadolu’da Mera Hayvancılığı Yapılmasının Sebeplerini Karşılaştırınız.

Marmara’da Ahır Hayvancılığı Yapılırken Doğu Anadolu’da Mera Hayvancılığı Yapılmasının Sebeplerini Karşılaştırınız.


Marmara’da Ahır Hayvancılığı Yapılırken Doğu Anadolu’da Mera Hayvancılığı Yapılmasının Sebeplerini Karşılaştırınız.

Marmara Bölgesi’nde ahır  hayvancılığı yapılmasının nedenleri şunlardır:
- Marmara Bölgesi’nin iklim ve yeryüzü şekillerinin  buna uygun olması
- Ulaşım ağının gelişmiş olması
- Engebenin  fazla olmaması
- Nüfusun bu bölgede fazla olması
- Sanayinin  gelişmiş olması
- Buradaki boş alanların  daha iyi gelir elde edecek işlere bırakılması
- Ahır hayancılığında iklime bağımlı olunmaması yani mera hayvancılığı gibi  ahır hayvancılığında iklime bağımlılık yoktur. Yani ahır hayvancılığı her mevsim yapılabilir.

Doğu Anadolu’da mera hayvancılığının yapılmasının nedenleri şunlardır:
- Doğu Anadolu Bölgesi’nde iklim ve yeryüzü şekillerinin  sert ve soğuk geçmesi
- Ulaşımın gelişmemiş olması
- Yükselti ve engebenin fazla olması
- Buradaki boş arazi engebeli olduğu için tarım gelişmemiştir.  Tarıma uygun olmayan topraklarda mera hayvancılığı için   uygun ortam oluşturur.
-  Bu bölgede yaz yağışlarının olması. Yaz yağışları olduğu için uzun boylu çayırlar oluşur, otlaklar geniş olur ve bu da mera hayvancılığının yapılmasını daha iyi sağlar.
Yukarıda saydığımız nedenlerden dolayı Marmara Bölgesi’nde ahır hayvancılığ, Doğu Anadolu Bölgesi’nde ise  mera hayvancılığı gelişmiştir.

Not: Yaşadığım yerde yapılan hayvancılık faaliyeti ise mera hayvancılığıdır. Sivas iklim koşulları açısından, tarıma uygun arazinin olmaması bakımından mera hayvancılığı  yapılması zorunlu olmuştur.

Doğal Kaynaklar İle Ekonomik Faaliyetler Arasında Nasıl İlişki Kurulabilir? Fikirlerinizi Söyleyiniz.

Doğal Kaynaklar İle Ekonomik Faaliyetler Arasında Nasıl İlişki Kurulabilir? Fikirlerinizi Söyleyiniz.


Doğal Kaynaklar İle Ekonomik Faaliyetler Arasında Nasıl İlişki Kurulabilir? Fikirlerinizi Söyleyiniz.

Doğal kaynaklar  ile ekonomik kaynaklar arasında doğrudan ilişki vardır.  Bu konuya şu şekilde açıklık kazandırabiliriz. Örneğin; iklim ve yeryüzü şekillerinin geliştiği yerlerde, yeryüzü şekillerinin uygun olduğu yerde, toprağın elverişli olduğu yerde, su kaynaklarının olduğu yerde  vb. ekonomik anlamda gelişme ve ilerleme daha fazla olur. Örneğin; Marmara Bölgesi iklim ve yeryüzü şekilleri bakımından uygun bir bölge olduğu için, toprağı elverişli olduğu için, Tarıma uygun arazisi olduğu için, ulaşım kolay olduğu için vb.  burada ekonomik faaliyetler  daha iyi gelişmiştir.

Çünkü insanlar  da uygun iklim koşullarının , yeryüzü şekillerinin olduğu yerde yaşamak ister . İklimi uygun olmayan, yeryüzü şekilleri uygun olmayan , toprağı kullanıma uygun olmayan soğuk ve engebeli bölgelerde de ekonomik faaliyetler  fazla gelişmez.

İklimin koşullarının uygun olmadığı, ulaşımın gelişmediği, tarıma uygun arazinin yetersiz olduğu olduğu yerde  hayvancılık gelişir, arıcılık gelişir vb. Örneğin Doğu Anadolu Bölgesi  iklim koşulları uygun olmayan bir bölgedir fakat yaz yağışları olduğu için uzun boylu çayırlar olur ve bu da  hayvancılığın gelişmesini sağlar.  Bundan dolayı doğal kaynaklar ile ekonomik faaliyetler arasında birebir ilişki vardır diyebiliriz. Mesela demir madeninin çıkarıldığı bir yerde buna uygun iş kolları da yaygın olur. Doğal kaynakların olduğu yerde  gelişme vardır, kalkınma vardır ve  buralar ilgi çekici ve aynı zamanda göç alan yerledir. Doğal kaynakların olmadığı yerde ise  gelişme olmaz ve burada yaşayan insanlar iş bumak için, ekonomik anlamda rahat etmek için daha gelişmiş yerlere göç etmek zorunda kalırlar.

Otobüste, Dolmuşta vb.  Toplu Taşıma Araçlarında Büyüklerinize  Yer Veriyor Musunuz?  Neden?

Otobüste, Dolmuşta vb. Toplu Taşıma Araçlarında Büyüklerinize Yer Veriyor Musunuz? Neden?


Otobüste, Dolmuşta vb.  Toplu Taşıma Araçlarında Büyüklerinize  Yer Veriyor Musunuz?  Neden?

Büyükler bizim baş tacımızdır . Onlara her zaman saygılı  davranmalıyız .  Toplu ulaşım araçlarına bindiğim zaman elbette ki büyüklerime her zaman yer vermeye çalışıyorum. Çünkü bizden yaşça büyükler ayakta duramayacak kadar rahatsız olabilirler ve o anda yere yığılabilir ya da halsiz düşebilirler. Onun için her zaman büyüklere yer vermeliyiz ve onlara saygıda kusur etmemeliyiz.

Soru:  İhtiyacı Olan  Birine Yardım  Ettiniz Mi? Yaptığınız Bu Davranıştan Sonra Kendinizi Nasıl Hissettiniz?

Cevap:  Paraya ihtiyacı olan bir yakınıma  maddi  ve manevi anlamda elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışmıştım. Yaptığım bu yardım karşısında  sevdiğim yakınım çok mutlu olmuştu ve sıkıntısını gidermişti. Gerçekten  ihtiyacı olan kişi her kim olursa olsun ona yardım etmek beni acayip derecede mutlu ediyor ve gece yatağıma huzur ile yatabiliyorum. Yardım etmek, bir başkasının sıkıntısını gidermek insana güç veriyor ve kişiyi  her anlamda daha da zengin kılıyor. Bunun için bize ihtiyacı olan her insana yardım etmeliyiz ki insanlık görevimizi ve dini görevimizi yerine getirmiş olalım. Sevgili Peygamber Efendimiz de bu konu ile ilgili şu güzel sözü söylemiştir:
‘’ Resûlullah(s.a.v.) şöyle buyurdu: "Zalim de olsa mazlum da olsa kardeşine yardım et." Bunun üzerine birisi, "Ey Allah'ın Resûlü! Eğer mazlum ise yardım ederim, ancak zalimse ona nasıl yardım edeceğim?" dedi. Bunun üzerine Resûlullah şöyle buyurdu: "Onu zulümden uzaklaştırırsın veya onun zulmüne engel olursun. İşte bu ona yapacağın yardımdır."

Atatürk’ün   ‘’ Sanatsız Kalan Bir Milletin Hayat  Damarlarından  Biri Kopmuş Demektir.’’ Sözünden  Ne Anlıyorsunuz?

Atatürk’ün ‘’ Sanatsız Kalan Bir Milletin Hayat Damarlarından Biri Kopmuş Demektir.’’ Sözünden Ne Anlıyorsunuz?


Atatürk’ün   ‘’ Sanatsız Kalan Bir Milletin Hayat  Damarlarından  Biri Kopmuş Demektir.’’ Sözünden  Ne Anlıyorsunuz?

Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk milletinin her alanda gelişmesini  istediği  gibi    sanat dalında da gelişmesini çok istemiştir. Çünkü sanat insanları birleştiren ve bütünleştiren, duyguları  dile getiren, duyguları görsel şova dönüştüren ve  milletleri geliştiren bir  etkinliktir. Sanatın olduğu yerde hoşgörü olur, paylaşma olur, sevme olur, sevilme , beğenme olur, beğenilme olur.

Sanatın olduğu yerde gelişme ve ilerleme olur.  Milletimizin sanatı  da kendi kültürümüzü ortaya çıkarır. Kültürümüzü sanata döktüğümüz zaman  her şey daha da bir güzelleşir . Sanat bizi birleştirir ve bütünleştirir. Sanat yaratıcılığı geliştirir, üretkenliği artırır. İşte tüm bunlardan dolayı da Mustafa Kemal ‘’ Sanatsız kalan bir milletin, hayat damarlarından biri kopmuş demektir.’’ sözünü dile getirmiştir.

Sanat ayrıca bireylerin ufkunu açar, hafızayı taze tutar ve hafızayı geliştirir. Sanat insanların  görüşlerinin farklı  farklı olmasını sağlar. Böyle olunca da  sanatın olduğu yerde öznellik olur. Sanatın olduğu yerde  topluma çeşitli mesajlar verilir.  Sanat aynı zamanda öz eleştiri yapmamızı sağlar ve bizim daha çok ilerlememizi sağlar.  Örneğin; Türk halk müziği sanatçısı olan bir kimse söylediği türkülerle, uzun havalar ile insanların gönlüne taht kurar ve duyguların depreşmesini, özlemlerin, hasretlerin  yoğunlaşmasını sağlar.  Ya da izlediğimiz bir filmde kadına yönelik şiddetin dur demesini sağlar ve insanların daha bilinçli olmasını sağlar. Sanatın olmadığı yerde ise gelişme ve ilerlemeden bahsedilemez. Kurak ve çorak toplumlar ortaya çıkar. Böyle toplumlarda da cahil kimseler ve geri düşünceli kimseler çok olur. Bilim ve fen gelişmez. Hoşgörü ve bütünleşme olmaz. Bunun için Türkiye Cumhuriyeti olarak her zaman  sanata ve sanatçıya çok önem vermeliyiz , sanatımızı her alanda geliştirmeliyiz ve uygar bir millet olmalıyız.


Atatürk’ün Sanat İle İlgili Sözleri 

Türk Dil Kurumunun  Günümüzde Yaptığı  Faaliyetler Hakkında Bir Araştırma Yapınz.

Türk Dil Kurumunun Günümüzde Yaptığı Faaliyetler Hakkında Bir Araştırma Yapınz.


Türk Dil Kurumunun  Günümüzde Yaptığı  Faaliyetler Hakkında Bir Araştırma Yapınız.

Milli kültürü uluşturan  unsurların başında dil ve tarih gelir.  Mustafa Kemal Atatürk  Dönemi’nin  dil alanındaki en önemli çalışması ise  Türk Dil Kurumunun kurulmasıdır. O dönemde yapılan dil le ilgili  çalışmaları daha önceki yazılarımızda yazmıştım.
Türk Dil Kurumunun günümüzde  yaptığı faaliyetler ise şunlardır:
* 2016 yılına dair “yılın dergisi” ödülü, Türk Dili Dergisi’ne verilmiş
*15 Mart 2017 günü “2017 Türk Dili Yılı Dilimiz Kimliğimizdir.’’ denilmiştir.
* Türk Dili Konuşan Ülkeler Kurultayı düzenlenmiştir.

* ‘’Türk Edebiyatı Tarihi Kitapları Sergisi’’ düzenlenmiştir.
* ‘’Dilimiz Kimliğimizdir.’’ denilerek  Türk dilinin önemi ile ilgili yarışmalar düzenlenmiş, afişler  hazırlanmış, fotoğraflar çekilmiş, kamu spotu yarışmaları yapılmış vb. ‘dir.

*  Dilimizin önemini daha iyi anlatmak için çeşitli kısa filmler çekilmiştir.
* Yabancı iş yeri adlarının  kaldırılması, her iş yerine,  Türkçe isimler verilmesi  gerektiği  konferanslar aracılığı ile, sempozyumlar aracılığı ile insanlara anlatmaya çalışılmıştır.
*’’ Dil bilgisi Kitapları Sergisi’’açılmıştır.
* Türk Dili ile ilgili radyo programları yapılmıştır.
* Türk Dili Yılı ile ilgili köşe yazıları  ve makaleler  yayımlanmıştır.
* Kızılay’ın  katkısı ise ‘’ Türkçenin Kan Kaybına Dur Diyoruz.’’ sloganı ile çalışmalar düzenlenmiş ve dilimize verilen önem topluma anlatılmaya çalışılmıştır.
* Türk Dili ile ilgili yeni kelimeler ve anlamları ortaya çıkartılmıştır. Örneğin; selfienin anlamı dilimizde özçekim olarak adlandırılmıştır. Bu gibi çalışmalara da ağırlık verilmiştir.
* Türkçeyi daha iyi ve etkin konuşmak için diksiyon kursları açılmış ve insanların dilimizi daha güzel konuşması sağlanmak istenmiştir.

Coğrafya İle İlgili Özlü Sözler

Coğrafya İle İlgili Özlü Sözler


Coğrafya İle İlgili Özlü Sözler  

Her coğrafyanın, her ülkenin kendine göre özellikleri vardır. Zengin bir coğrafyada kurulan devlet  bu zenginlikten  fayda sağlar.  Çünü coğrafya ülkelerin kaderidir der İbni Haldun. Gerçekten de öyledir. Coğrafyası iyi olanlar avantajlı olur ve gelişime daha çok açık olur.

Coğrafya ile ilgili özlü sözler şunlardır:
‘’ Coğrafya kaderdir.’’ İbni Haldun
‘’ Her değişik coğrafya, hem de gündelik yaşamın içinde, insanın önüne yenilikler çıkarabilir; değişik görüntülerin peşinde, karşımıza seyrek çıkacak güzelliklere dikkat kesilmek gerekiyor.’’ Franz Kafka

’’ Ancak en son agaç kesildikten, en son nehir zehirlendikten ve en son balik tutulduktan sonra anlayacaksiniz ki, insan parayi yiyemez!” (Kizilderili Cree asiretinin bir atasözü).
‘’ İnsan yaşadığı yere benzer
O yerin suyuna, o yerin toprağına benzer
Suyunda yüzen balığa
Toprağını iten çiçeğe
Dağlarının, tepelerinin dumanlı eğimine
Konyanın beyaz
Antebin kırmızı düzlüğüne benzer.’’   ( Edip Cansever)

‘’ Dünya değişiyor dostlarım. Günün birinde gökyüzünde, güz mevsiminde artık esmer lekeler göremeyeceksiniz. Günün birinde yol kenarlarında, toprak anamızın koyu yeşil saçlarını da göremeyeceksiniz. Bizim için değil ama çocuklar, sizin için kötü olacak. Biz kuşları ve yeşillikleri çok gördük. Sizin için kötü olacak.’’  Sait Faik Abasıyanık

Çevrenizde Hayvan  Barınakları Ve Bu  Barınakların  Kurulma Amaçları Hakkında Edindiğiniz Bilgileri  Arkadaşlarınızla  Paylaşınız.

Çevrenizde Hayvan Barınakları Ve Bu Barınakların Kurulma Amaçları Hakkında Edindiğiniz Bilgileri Arkadaşlarınızla Paylaşınız.


Çevrenizde Hayvan  Barınakları Ve Bu  Barınakların  Kurulma Amaçları Hakkında Edindiğiniz Bilgileri  Arkadaşlarınızla  Paylaşınız.

Çevremde hayvan barınakları bulunmaktadır. Yedikule Hayvan  Barınağı, Üsküdar Geçici Hayvan Barınağı gibi barınaklar vardır. Bu barınakların amacı sahipsiz kalmış hayvanların her türlü gereksinimini sağlamak ve onların da bir can olduğunun bilincinde olarak onlara koşulsuz sevgi sunmak ve  onları korumak, kollamak, onlara zarar gelmesini önlemektir. Son yıllarda hayvan barınakları artmakta ve  insanlarımız da daha bilinçli olmaya başlamaktadır. Hayvanlar insanın en yakın dostudur ve bizim tarafımızdan korunmaya muhtaç olan, sevgiye ihtiyaç duyan  güzel canlardır, güzel dostlardır ve arkadaşlardır.

Hayvanları her zaman korumalıyız ve onları çok sevmeliyiz, onlara asla eziyet etmemeliyiz.
Not: Sokak Hayvanları İçin  Neler Yapılabileceğini  Arkadaşlarınızla Tartışınız.

Sokak hayvanları savunmasız, sevgiye muhtaç olan, ilgiye muhtaç olan canlardır. Onlar için insanlık çok şey yapabilir. Yeter ki buna gönüllü olalım ve yaptığımız iyilikler  koşulsuz olsun. Sokak hayvanları için öncelikle şunu yapmalıyız.  İçimizde hayvan sevgisini her zaman var etmeliyiz. Onlar sevmeli ve onlara asla kötü davranmamalıyız. Onları düşman gibi değil yardıma muhtaç dost gibi görmeliyiz. Yolda, çarşıda, mahallede gördüğümüz her türlü sokak hayvanı için  su kapları oluşturmalıyız ve onların suyu doya doya içmesini sağlamalıyız.  Hasta bir sokak hayvanı gördüğümüzde bunu ilgili  kurumlara söylemeliyiz ve onun veteriner hekime gitmesi için elimizden gelen fedakarlığı yapmalıyız. Onları öldürmemeliyiz, onlara eziyet etmemeliyiz. İnsan onuruna yakışmayacak hal ve hareketlerde bulunmamalıyız. Onların aciz olduğunu ve ancak bizim sevgimizle hayata tutunacaklarının her zaman farkında olmalıyız. Onlar için sıcak bir yuva yapmalıyız. Onlara yediklerimiz sağlıklı gıdalardan vermeliyiz.  Onlar için imkanımız varsa evimizin çevresine küçük kulübe yapmalıyız. Bakamıyorsak onları hayvan bakım evlerine göndermeye çalışmalıyız. Kısacası onlara merhamet edelim ve onların da yaşamaya hakkı olduğunu hatırlayarak sorumluluk alalım, sorumluluk verelim ve bilinçli hayvanseverler olalım.

Toplumların Gelişmesinde Ekonominin Rolü  Var Mıdır? Ekonominin  Devlet Yaşamındaki  Önemi Konusunu Arkadaşlarınızla Tartışınız.

Toplumların Gelişmesinde Ekonominin Rolü Var Mıdır? Ekonominin Devlet Yaşamındaki Önemi Konusunu Arkadaşlarınızla Tartışınız.


Toplumların Gelişmesinde Ekonominin Rolü  Var Mıdır? Ekonominin  Devlet Yaşamındaki  Önemi Konusunu Arkadaşlarınızla Tartışınız.

Toplumların gelişmesinde en büyük etkenlerden biri de ekonomidir. Geçmişe dönüp baktığımızda da, günümüzde de ekonominin toplumların gelişmesinde ne kadar etkili olduğunu görmekteyiz. Çünkü ekonomisi güçlü olan bir ülke aynı zamanda zengin bir ülkedir ve kendini geliştirmiş  bir ülkedir. Ekonomisi iyi olmayan ülkeler ise  ne yazık ki gelişmiş bir ülke değildir.

Ekonomisi iyi olmayan ülkelerde diğer alanlarda da gelişme ve ilerleme sağlanmaz. Oysa ekonomisi gelişmiş bir ülke sahip olduğu  ekonomi ile ülkesini  eğitim alanında, kültürel alanda, sosyal alanda,  idari alanda vb. daha birçok alanda geliştirme imkanına sahip olur.

Çünkü sahip olduğu ekonomik güç diğer olumlu sonuçları da beraberinde getirir. İşte bunun içindir ki toplumların gelişmesinde ekonomi çok önemlidir. Bugün dünyaya yön veren ülkelere baktığımızda, bu ülkelerin  ekonomik anlamda, ilim ve fende, eğitimde vb.  ilerlemiş olan  ülkeler olduğunu görürüz. Ekonomisi zayıf olan ülkeler ise  yoksul olur, güçlü bir kalkınmaya gidemez. Toplumsal anlamda, siyasal anlamda yıkılmalar gerçekleşir . Ayrıca tam anlamda bağımsızlığın olması için de ekonomik açıdan güçlü ve bağımsız olmamız  gerekir. Yoksa güçlü olan ülkelerin  emri altında oluruz ve başkalarının eline her zaman  muhtaç kalırız. Her alanda  özgür olmalıyız ve yerel ürünler geliştirmeliyiz. Kendi arabamız  yapılmalı, uçağımız yapılmalı, helikopterimiz yapılmalıdır. Pahalı pahalı telefonlar satın almak yerine kendi telefonlarımız, bilgisayarlarımızı üretmeliyiz ve ekonomik anlamda güçlü ve özgür bir Türkiye Cumhuriyeti olmalıyız. Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal de ekonominin önemi ile ilgili şu sözleri söylemiştir:
* ‘’ Yeni Türkiye Devleti temellerini süngüyle değil, süngünün de dayandığı ekonomi ile kuracaktır. Yeni Türkiye Devleti cihangir bir devlet olmayacaktır. Fakat yeni Türkiye Devleti bir ekonomi devleti olacaktır.’’

Atatürk’ün  Milliyetçilik İlkesi Doğrultusunda Söylemiş Olduğu  Sözleri Araştırınız

Atatürk’ün Milliyetçilik İlkesi Doğrultusunda Söylemiş Olduğu Sözleri Araştırınız


Atatürk’ün  Milliyetçilik İlkesi Doğrultusunda Söylemiş Olduğu  Sözleri Araştırınız. Atatürk’ün Sahip Olduğu  Vatan Ve Millet Sevgisinin  Bu Sözlerde Nasıl  İfade Edildiğini Araştırınız.

Mustafa Kemal Atatürk milletini her zaman çok sevmiş ve milletinin bağımsızlığı için elinden gelen her türlü fedakarlığı yapmıştır. Onun milliyetçiliği ırkçılık değildir, kapsayıcıdır, evrenseldir. Mustafa Kemal’in milliyetçilik ile ilgili sözleri şunlardır:
* ‘’ Bir yurdun en değerli varlığı yurttaşlar arasında millî birlik, iyi geçinme ve çalışkanlık duygusu ve kabiliyetlerinin olgunluğudur.” Mustafa Kemal Atatürk
* ‘’Biz doğrudan doğruya millet severiz ve Türk milliyetçisiyiz. Cumhuriyetimizin dayanağı Türk topluluğudur. Bu topluluğun fertleri ne kadar Türk kültürüyle dolu olursa, o topluluğa dayanan cumhuriyet de o kadar kuvvetli olur.”  Gazi Mustafa Kemal

* ‘’ “Türk milliyetçiliği, ilerleme ve gelişme yolunda ve milletler arası temas ve ilişkilerde, bütün çağdaş milletlere paralel ve onlarla bir uyum içinde yürümekle beraber, Türk toplumunun özel karakterini ve başlı başına bağımsız kişiliğini korumaktır.’’ Gazi Mustafa Kemal Atatürk.

* ‘’ “Gerçi bize milliyetçi derler. Ama, biz öyle milliyetçileriz ki, işbirliği eden bütün milletlere hürmet ve riayet ederiz. Onların milliyetlerinin bütün icaplarını tanırız.’’ Atatürk
* ‘’ Dünyanın bize saygı göstermesini istiyorsak, önce bizim kendi benliğimize ve milliyetimize bu saygıyı hissen, fikren, fiilen bütün davranış ve hareketlerimizle gösterelim; bilelim ki millî benliğini bulamayan milletler başka milletlerin avıdır.’’ Atatürk
* ‘’ Büyük devletler kuran atalarımız, büyük ve şümullü (kapsamlı) medeniyetlere de sahip olmuştur. Bunu aramak, tetkik etmek, Türkiye’ye ve cihana bildirmek bizler için bir borçtur. Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır. Atatürk
* ‘’ “Gerektiğinde vatan için tek bir kişi gibi tek vücut olmuş azim ve karar ile çalışmasını bilen bir millet, elbette büyük geleceğe layık ve aday olan bir millettir.’’  Atatürk
* ‘’ “Ben her şeyden önce bir Türk milliyetçisiyim. Böyle doğdum. Böyle öleceğim. Türk birliğinin, bir gün hakikat olacağına inancım vardır. Ben görmesem bile, gözlerimi dünyaya onun rüyaları içinde kapayacağım. Türk birliğine inanıyorum, onu görüyorum. Yarının
tarihi, yeni fasıllarını Türk birliğiyle açacaktır. Dünya sükununu bu fasıllar içinde bulacaktır. Türk’ün varlığı bu köhne aleme yeni ufuklar açacak, güneş ne demek, ufuk ne demek, o zaman görülecek.” Mustafa Kemal
* ‘’ Gençliğin çalışkan, duyarlı ve MİLLİYETÇİ yetişmesi esas dileklerimizdendir.’’ Mustafa Kemal Atatürk
* ‘’ TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİNİN ilâhî müjdecisi olan şiirleriniz, bugünkü mücadelemizin kahramanlık ruhuna doğuş ufku olmuştur. Gelişinizden duyduğum memnuniyeti ifade ile sizi milletimizin mübarek babası olarak selâmlarım.’’ Mustafa Kemal Atatürk
 Not: Atatürk milletini cumhuriyetin  dayanağı bir millet olarak görmüş ve milletinin cumhuriyete her zaman sahip çıkacağını söylemiştir.  Kendi milli benliğimize ve kültürümüze sahip çıkmamız gerektiğini söylemiştir. Gerektiğinde  vatan için bir olmasını,  bütün olmasını bilmeliyiz demiştir. Başka milletler ile iletişim içinde olmalıyız ve ülkemizi geliştirmek  için var gücümüzle çalışmalıyız. Milletimizin  kültürünü yaşatmalıyız.  Bizler birlik, beraberlik ve dayanışma içinde hareket eden millet olmalıyız ve milletimiz için her türlü fedakarlığı yapmalıyız.

Aile Büyükleriniz Hangi Ekonomik Faaliyetlerle Uğraşmaktadır? Bu Ekonomik Faaliyetlerin  Yaşantınıza  Etkisi  Nedir?

Aile Büyükleriniz Hangi Ekonomik Faaliyetlerle Uğraşmaktadır? Bu Ekonomik Faaliyetlerin Yaşantınıza Etkisi Nedir?


Aile Büyükleriniz Hangi Ekonomik Faaliyetlerle Uğraşmaktadır? Bu Ekonomik Faaliyetlerin  Yaşantınıza  Etkisi  Nedir? Düşüncelerinizi  Arkadaşlarınızla Paylaşınız.

Her ailenin geçim kaynağı farklıdır. Kimileri hayvancılık ile, kimileri turizm ile, kimileri çiftçilik ile vb. geçimlerini sağlar. Benim aile büyüklerimin geçim kaynağı da hayvancılık ve çiftçiliktir. Kocaman bir elma  bahçemiz var. Her yıl  bu bahçeye babam çok iyi  bir  şekilde bakmakta ve  çok emek harcamaktadır.  Ağaçlar her yıl budanır, sulanır ve ilaçları sıkılır.

Babam bu işleri yaparken ailemin diğer büyükleri ise  hayvancılık ile uğraşmaktadırlar.  Annem sabahları erkende ineklerimizin  yemini verir, tavukların yemini  verir. Hayvancılıktan  da  çiftçilikten de gelirimiz gelir.

Bu gelir ile ise ailem bizleri okutur ve geleceğe hazırlar. Bazı zamanlar hayvanlar hasta olduğu zaman süt vermezler, yumurta vermezler. Böyle durumlarda maddi sorunlar yaşarız.  Soğuk kış aylarında   buzlu günler olduğu zaman da elmalarımız soğuk alır ve o yıl geçimimiz daha da zorlaşır. Ama yine  de kimseye muhtaç değiliz ve kendi yağımızla kavrulmaya çalışıyoruz. Annem ve babam bu işler ile uğraşırken ablalarım ve  ve abim de bizim derslerimize yardımcı olur. Ablam yemekleri yapar, evleri temizler. Abim ise çarşıda halledilmesi gereken işleri halleder ve yaşamımız böylece akıp gider.

Atatürk Ressamı Neden Eleştirmiştir? Sizce Sanatçı  Gerçekleri Mi Yansıtmalıdır? Yorumlayınız.

Atatürk Ressamı Neden Eleştirmiştir? Sizce Sanatçı Gerçekleri Mi Yansıtmalıdır? Yorumlayınız.


Atatürk Ressamı Neden Eleştirmiştir? Sizce Sanatçı  Gerçekleri Mi Yansıtmalıdır? Yorumlayınız.

 İbrahim Çallı, Atatürk’ün  isteği üzerine Etnografya Müzesi’nde bir sergi açar.
Bu sergide de yer alan “Zeybekler” tablosunu gören Atatürk, Çallı’ya döner ve “Biz Kurtuluş Savaşı’nda yemeye ekmek bulamıyorduk, senin resmindeki atlar nasıl semirmiş böyle?” diye sorar.

Usta ressam malzemelerini alır ve tablosundaki atı bir deri bir kemik hale getirir.

Atatürk ressamı şunun için eleştirmiştir:
Milletimiz, milletimizin hayvanları dahi   yiyecek bir şey bulamıyordu. Çünkü yoksulluk hat safhadaydı.  Ressamın da atı çok kilolu göstermesi aslında  gerçeği yansıtmamaktadır. Çünkü o yıllarda atlarımız açlıktan bir deri bir kemiğe bürünmüştü. Gerçek olan çizilmelidir, aktarılmalıdır tabloya. Daha sonra  zaten ressam da doğrusunu çizmiştir.  Bana göre bir sanatçı gerçekleri yansıtmalıdır, ve insanların da gerçekleri öğrenmesini sağlamıştır.  Sanatçı gerçekleri aktarırsa o yapılan sanat eseri de daha anlamlı hale gelir ve insanlar da gerçekleri öğrenmiş olur. Bunun için her zaman sanatçılar gerçekten, doğrulardan yana olmalıdır ve bunu da sanatına yansıtmalıdır.

Not: Atatürk’ün sanatçılar  ve sanat için söylediği sözler şunlardır:
* ‘’Sanatçı, esaslı kültür sahibi olmalı ve tarihi iyi bilmelidir.’’
* ‘’İnsanlarda bir takım ince, yüksek ve asil duygular vardır ki insan onlarla yaşar. İşte o ince, yüksek, derin ve asil duyguları en çok duyabilen ve diğer insanlara duyurabilen şairdir.”
* ‘’ “Yüksek bir insan toplumu olan Türk Milletinin tarihi bir özelliği de güzel sanatları sevmek ve onunla yükselmektir. Bunun içindir ki, milletimizin yüksek karakterini, yorulmaz çalışkanlığını, doğuştan gelen zekasını, ilme bağlılığını, güzel sanatlar sevgisini ve milli birlik duygusunu devamlı olarak ve her türlü vasıta ve önlemlerle bağlayarak geliştirmek milli idealimizdir.”


Şair Mustafa Kemal’in Ruh Halini  Hangi Duygular İçinde Anlatmıştır?

Şair Mustafa Kemal’in Ruh Halini Hangi Duygular İçinde Anlatmıştır?


Şair Mustafa Kemal’in Ruh Halini  Hangi Duygular İçinde Anlatmıştır?

Kocatepe’de
Kurtuluş Savaşı Destanı
Kocatepe yanık ve ihtiyar bir bayırdır
Ne ağaç, ne kuş sesi, ne toprak kokusu vardır.
Gündüz güneşin, gece yıldızların altında kayalardır.
……
Kayalıklarda şayak kalpaklı nöbetçi
Okşayarak gülümseyen bıyığını seyrediyordu Kocatepe’den
Dünyanın en yıldızlı karanlığını.
Dağlarda tek tek ateşler yanıyordu.
Ve yıldızlar öyle ışıltılı, öyle ferahtılar ki
Şayak kalpaklı adam nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden
Güzel ve rahat günlere inanıyordu
Ve gülen bıyıklarıyla duruyordu ki mavzerinin yanında,
Birdenbire beş adım sağında onu gördü.
Paşalar onun arkasındaydılar.
O, saati sordu.
Paşalar: ‘üç’ dediler.
Sarışın bir kurda benziyordu.
Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı.
Yürüdü uçurumun başına kadar, eğildi, durdu. Kurtuluş Savaşı Destanı
Kocatepe yanık ve ihtiyar bir bayırdır
Ne ağaç, ne kuş sesi, ne toprak kokusu vardır.
Gündüz güneşin, gece yıldızların altında kayalardır.
……
Kayalıklarda şayak kalpaklı nöbetçi
Okşayarak gülümseyen bıyığını seyrediyordu Kocatepe’den
Dünyanın en yıldızlı karanlığını.
Dağlarda tek tek ateşler yanıyordu.
Ve yıldızlar öyle ışıltılı, öyle ferahtılar ki
Şayak kalpaklı adam nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden
Güzel ve rahat günlere inanıyordu
Ve gülen bıyıklarıyla duruyordu ki mavzerinin yanında,
Birdenbire beş adım sağında onu gördü.
Paşalar onun arkasındaydılar.
O, saati sordu.
Paşalar: ‘üç’ dediler.
Sarışın bir kurda benziyordu.
Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı.
Yürüdü uçurumun başına kadar, eğildi, durdu.
Bıraksalar İnce, uzun bacakları üstünde yaylanarak
Ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak
Kocatepe’den Afyon ovasına atlıyacaktı.
…….
Ali Onbaşı bir şimşek hızıyla düşündü
Ve şu türküyü duydu.
‘Dörtnala gelip Uzak Asya’dan
Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan bu memleket bizim.
Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak
Ve ipek bir halıya benzeyen toprak,
Bu cehennem, bu cennet bizim.
Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın,
Yok edin insanın insana kulluğunu bu davet bizim…
Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
Ve bir orman gibi kardeşcesine, bu hasret bizim..’

Nazım Hikmet’in Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk için yazığı bu şiirde Atatürk’ün şu duygular içinde olduğu  anlatılmaktadır:
 Vatanını kurtarmak için elinden geleni yapan ve bunun içinde mücadeleyi bırakmayan bir kurda benzetilmiştir. Gözleri çakmak çakmak bakarak gözünde umut ışığının olduğunu ve  vatanın kurtarılacağına dair inancının olduğunu söyleyebiliriz. O kadar heyecanlı ve o kadar umutludur ki  o şevk ve heyecanla yapamayacağı, başaramayacağı iş yoktur. Çünkü o vatanının kurtarılması için, vatanını canı pahasına da koruyan Gazi Mustafa Kemal’dir. Güzel günlerin geleceğini, bu zor günlerin atlatılacağını düşünmüş ve bunun için  inancını ve öz güvenini hiçbir zaman kaybetmemiştir.

Ağaçların Önemi İle İlgili Özlü Sözler

Ağaçların Önemi İle İlgili Özlü Sözler


Ağaçların Önemi İle İlgili Özlü Sözler

Ağaç bir yurdun süsüdür. Ağaçlar vatanı vatan yapan varlıklarımızdır.  Ağacın hem gölgesinden faydalanırız hem meyvelerinden faydalanırız . Ağaçlar bizim doğal oksijen kaynağımızdır. Onlara zarar vermemeliyiz ve yaş ağaçları kesinlikle kesmemeliyiz. Onlara zarar veren kimseleri de uyarmalıyız.

Ağaç ile ilgili özlü sözler
‘’ Bir kimse bir ağaç dikerse, Allah, o ağacın meyvesi kadar o kimseye sevap yazar.” (Hz. Muhammed).
* ‘’ Ağaçların çiçekler gözü, kuşlar dilidir.” (Cenap Şahabettin)

‘’ ”Ağaç dikmek,yapabileceğimiz şeyler arasında bencillikten en uzak olanıdır.Dünyaya çocuk getirmekten de saf bir eylemdir o.” (Thorton Nıven Wilder)
* ‘’ Bir ağaç, herhangi bir prensten daha soyludur.” (A.Pope).
*’’ ”Ağaca beşikten mezara kadar muhtacız.” (Türk atasözü)
* ‘’ Ağaç dikip gölgesinde halkı dinlendirmek gibi, insanın kıyamet gününde hesabına yarar bir erdem yoktur. ‘’ (Hz.Muhammed )
* ‘’ Yaş kesen baş keser. ( Atasözü)
* ‘’ Ağaçsız memleket duvaksız geline benzer.’’ ( Türk Atasözü)
* ‘’ Ağaç, geçmişi geleceğe bağlar. Size sabrı öğretir. Beraber yaşamanın, faydalı olmanın zevkini verir’’. (Marcel Prevast).
* ‘’  Bir ulusun uygarlık düzeyi,üzerinde yaşadığı toprakları ağaçlandırmasıyla ölçülür.’2Franklin Roosevelt
* ‘’  Yeşil görmeyen gözler,renk zevkinden yoksundur.Burasını öyle bir ağaçlandırın ki,kör bir insan dahi yeşillikler arasında olduğunu anlasın. ( Mustafa Kemal Atatürk)


Suça Meyilli Bir Toplum Olmaktan Nasıl Kurtuluruz.

Suça Meyilli Bir Toplum Olmaktan Nasıl Kurtuluruz.


Suça Meyilli Bir Toplum Olmaktan Nasıl Kurtuluruz.

Bir toplumda suç oranlarının artmaması için o toplumun insanlarının iyi bir eğitimden  ve bilinçli bir eğitimden geçmesi gerekir. Eğitimin yanı sıra ülke ekonomisinin de iyi olması gerekir. Yani toplum içinde yaşayan insanların ekonomik sorunları olmamalıdır.  Toplum içinde eğitim alan  kişiler mesleğini icra edebilmeli ve boşluğa düşürülmemelidir.

Suça meyilli olmanın en önemli nedenlerinden biri yoksulluktur fakat yoksulluk da tek başına bir neden sayılmaz. Bunun yanı sıra iyi bir aile ortamında yetişmemiş olma, kötü bir çevrede  olma,  kötü insanlar ile arkadaşlık etme, kötü alışkanlıklar edinme ve  nedenler kişiyi suça meyilli olmaya yönlendirir.

Suça meyilli toplumların olmaması için  ailelerin çocuklarına daha küçük yaşlardayken  iyi bir aile terbiyesi vermesi gerekir.  İyi bir aile terbiyesi alan kimseler aynı zamanda güzel ahlaklı olur ve başka kimselerin malına göz koymaz, hırsızlık yapmaz, yalana başvurmaz ve daha birçok kötü alışkanlığı edinmez. Bunun için toplum  fertlerinin  iyi eğitimden geçmesi gerekir ve devletin ekonomik yapısının da sağlam ve güçlü olması gerekir. Maddi açıdan  rahat olan toplumlar da suç işleme oranı git gide azalır. Hal böyle olunca da o toplumda bilim ve fen gelişir ve toplum içindeki insanlar da huzur, mutluluk ve güven içinde yaşamayı bilir.

Suça meyilli bir toplum olunmaması için çocuklarımıza empati kurma becerisi kazandırmalıyız. Hak, adalet,  insan hakları, başkalarının yaşamına saygı gibi kavramları, emek, alın teri gibi terimleri öğretmeliyiz. Bunun  olması da için de bizlerin çocuklarımıza iyi örnek olmamız gerekir. Suça meyilli bir toplum olmamak için  hep el birliği ile çalışmalıyız, iyi insan olmalıyız .

Dini Ve Milli Bayramlarımız Toplumda Hangi Değerlerin  Gelişmesini  Sağlamaktadır? Söyleyiniz.

Dini Ve Milli Bayramlarımız Toplumda Hangi Değerlerin Gelişmesini Sağlamaktadır? Söyleyiniz.


Dini Ve Milli Bayramlarımız Toplumda Hangi Değerlerin  Gelişmesini  Sağlamaktadır? Söyleyiniz.

İnsanları bir araya getiren, birlik ve beraberlik içinde yaşamamızı sağlayan, coşkulu günlerin yaşandığı milli ve dini bayramlarımız bizim için çok ama çok önemlidir. Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramı gibi iki büyük dini bayramda çok güzel anlar yaşanır. Uzakta olan birbirlerine kavuşur, hasretler giderilir,  birlikte güzel vakitler geçirilir.

Küsler barıştırılır. Mezar ziyaretleri yapılır. Paylaşma ve yardımlaşma olan  bu aylarda  toplumumuz daha da birbirine  sımsıkı sarılır ve  değerlerimize sahip çıkılır.

Yaşlı ziyaretleri yapılır, komşu ziyaretleri yapılır, çocuklar sevindirilir, yemekler yenir, eğlenceler yapılır.  Milli Bayramlarımızdan olan Cumhuriyet Bayramı, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı, 30 Ağustos  Zafer Bayramı gibi milli bayramlarımızda birlik, beraberlik içinde oluruz. Bu bayramlar için de çeşitli hazırlıklar yapılır. Şiirler okunur, türküler söylenir, eğlenceler, gösteriler yapılır ve halk hep bir arada bu bayramları da coşku ile kutlar. 

Bayramlar insanları bir araya getiren, birlik, beraberliği sağlayan kültürel değerlerimizdir. Bizi biz  yapan  değerlerdir. Onun için tüm bayramlarımızın  değerini bilmeliyiz ve  bayramı bayram gibi coşkuyla yaşamasını bilmeliyiz.

Evliya Çelebi Ve  Seyahatnamesi Hakkında Bilgi Veriniz.

Evliya Çelebi Ve Seyahatnamesi Hakkında Bilgi Veriniz.


Evliya Çelebi Ve  Seyahatnamesi Hakkında Bilgi Veriniz.

*Evliya Çelebi önemli  bir seyyahtır ve en  önemli eseri ise  ‘’  Evliya Çelebi Seyahatnamesi’’dir.  Bu eser 10 ciltten  oluşmaktadır.
* 17.yy’da yazılmış bir  eserdir.
* Evliya Çelebi 25 Mart 1611 tarihinde Kütahya’da dünyaya gelmiştir.
* Evliya Çelebi  Kütahyalıdır fakat  İstanbul’a yerleşmişlerdir. Burada çok iyi bir eğitim almıştır. Mahalle mektebi, medresede eğitim görmüş daha sonraları ise sarayın en önemli bölümlerinden biri olan Enderun’da iyi bir eğitim almıştır. Evliya Çelebi çok başarılı biri olduğu için  padişah tarafından da ilgi odağı olmuştur.

*Kuran-ı Kerim’i de ezbere öğrenmiştir. Ünlü gezgin  Evliya Çelebi bir gece yattığında bir rüya görmüştür.Rüyasında Peygamber Efendimiz’i gördüğü zaman “Şefaaat Ya Resulallah” diyeceğine  “Seyahat Ya Resulallah” demiştir. Bu rüyasından sonra seyahat etmeye başlamıştır ve dünyanın farklı yerlerine giderek buraları gezmiş, görmüş ve gördüğü yerleri de Seyahatname adlı eserinde toplamıştır.

* Ünlü seyyah Evliya Çelebi 1682 yılında Mısır’da hayatını kaybetmiştir.
* Unesco tarafından ,  2011 yılında, doğumunun 400. yılında  ‘’ Evliya Çelebi Yılı’’ ilan edilmiştir.
*  Seyahatname adlı eseri Evliya Çelebi halkın anlayabileceği bir şekilde , yalın bir biçimde yazmıştır. Bu eserde çokça deyimler kullaılmıştır.
* Evliya Çelebi ilk gezisini İstanbul’a yapmıştır. Babası onun bu gezi aşkını öğrenip ona izin vermiştir. Önemli din adamlarının , şeyhlerin elini öpüp gezi yolculuğuna çıkmıştır. İstanbul’un tarihi yerlerini, oradaki kutsal yerleri, medreseleri, camileri,  türbeleri, tekkeleri vb. buraları anlatmıştır ve buralar hakkında bilgi vermiştir.
* Daha sonra ise İzmit’e , Batum’a, Kafkasya’ya, Trabzon‘a yapmıştır. Daha sonra Erzurum, Gürcistan,  Azerbaycan’a gitmiş ve oralar hakkında bilgiler yazmıştır.
* Şam, Suriye, Filistin gezileri olmuşturr. Oralar hakkında da bilgiler yazmıştır seyahatnamesine. Elçi olarak İran’a gitmiş ve İran hakkında da bilgiler yazmıştır.
* Avusturya, Girit, Selanik, Rumeli vb gibi birçok yere gitmiştir. Gezdiği yerlerin coğrafi yapısı, toplumların yaşama düzeni,  komşuluk ilişkileri, kültürel özellikleri, gelenek ve görenekleri, türküleri, hikayeleri,  anıları,şiirleri,  ekonomik özellikleri vb hakkında bilgiler vermiştir.

Fatih Sultan Mehmet'in Hayatı Ve Buluşları

Fatih Sultan Mehmet'in Hayatı Ve Buluşları


Fatih Sultan Mehmet'in Hayatı Ve Buluşları 

Fatih Sultan Mehmet Sultan II Murat'ın oğlu olarak 30 Mart 1432 de Edirne'de doğmuştur. Çocukluğundan itibaren devrinin en önemli alimlerinden dersleri almış, hem Batı kültürünü hem de Doğu kültürünü iyi bir şekilde tanımıştır. Osmanlı Devleti'nin padişah yetiştirme geleneğine bağlı olarak bir süre devlet yönetimini öğrenmesi için Manisa'ya gönderilmiştir. Ve bu dönemde eğitiminden sorumlu olarak Molla Gürani görevlendirilmiştir. 

Osmanlı Devleti'nde her padişah adayı bir meslek alanında kendini geliştirdiği için Fatih Sultan Mehmet de kendisine meslek olarak top döküm işini seçmiştir. Belki de bu seçimi İstanbul'un fethini kolaylaştıran kader anlarından biri olmuştur. 13 yaşında babası tarafından tahta geçirilir. Ancak bu durum Macarlar tarafından bir fırsat olarak değerlendirilir ve Osmanlı'ya karşı saldırı planı hazırlanır.  Bunun üzerine Sultan Mehmet tahtı tekrar babasına bırakır ve Manisa’ya vali olarak döner. Sultan Murat tekrar tahta geçince Macarlara karşı 1444’te Varna Savaşı'nı kazanmıştır. 

Şehzade Mehmet babasının ölümü üzerine tekrar tahta geçmiştir. Sultan Murat'ın ölümünü fırsat bilen Karamanoğlu İbrahim Bey venediklilerle anlaşarak isyan etmiştir.  Sultan Mehmet Karamanoğulları'nın üzerine yürüyerek İbrahim Bey'in af dilemesi ile bu isyanı bastırmıştır. 

1453 uzun hazırlıklar neticesinde başlattığı kuşatma ile İstanbul’u fethetmiştir. İstanbul'un fethi Orta Çağ'ın sonu Yeni Çağ'ın başlangıcı olarak kabul edilmiştir. Bu zafer ile ticaret yollarının kontrolü Osmanlı Devleti'ne geçtiği için batılılar yeni ticaret yolları aramış ve bu durum da coğrafi keşiflerin hızlanmasının önünü açmıştır. 

Fatih Sultan Mehmet döneminde Osmanlı'nın karadaki  en büyük rakibi Macarlar denizdeki en büyük rakibi ise Venedikliler olmuştur. Fatih Sultan Mehmet 1462 yılında Eflak’a sefere çıkmış burayı Osmanlı eyaleti yapmıştır. 1476 yılında Boğdan’ı almıştır. 1461 yılında Pontus Rum Devleti’ne son vermiştir. Fatih Sultan Mehmet döneminde daha birçok sefer, adli ve idari yenilikler yapılmıştır. 

Fatih Sultan Mehmet’in Buluşları

  • -           Şahi ve havan topları ilk defa bizzat Fatih Sultan Mehmet’in çizimleri ile yapılmıştır.
  • -          İstanbul’un kuşatılması sırasında gemilere bakır levhalar döşeterek ilk kez zırhlı gemi kullanımını gerçekleştirmiştir.
  • -          Grejuva ateşi adı verilen ve havada tıpkı bir kuyruk yıldız gibi iz bırakarak ilerleyen yangın roketini 1478 yılında İşkodra kuşatmasında kullanmıştır. Tarihçi İbrahim Hami Danişmend bu silahın ilk kez Fatih Sultan Mehmet tarafından kullanıldığını “Tarihi Hakikatler” adlı eserinde belirtmektedir.



Ordu Millet Anlayışının Türk Devletlerine Askeri Açıdan Faydaları Nelerdir?

Ordu Millet Anlayışının Türk Devletlerine Askeri Açıdan Faydaları Nelerdir?


Ordu Millet Anlayışının  Türk Devletlerine  Askeri Açıdan Faydaları Nelerdir?

Göçebe hayat Türklerin askeri  karakterini geliştirmiştir.Türklerde ordu- millet anlayışı vardı. Ordu- Millet anlayışı demek  herkesin savaş anında asker olması anlamına geliyordu.’’ Her Türk asker doğar.’’ sözü de İslamiyet Öncesi Türk  devlet yaşantısı ile ilgilidir. Kadın erkek herkes asker olduğu için  millet birbirine daha çok bağlı oluyordu . Kadın- erkek herkes asker olduğu için ücretli askere de ihtiyaç kalmamıştır.

Türklerde ordu- millet anlayışı olduğu için Türkler  dünyayı en çok askerlik alanında etkilemişlerdir. Çeşitli savaş taktikleri de kullanılmıştır. Bunlar;  Hilal taktiği,  Turan taktiği,  Sahte Ricat, Pusu ve Kurt  Kapanıdır.

Askerlik  Türklerde vatani görev olarak  kabul edilmiştir. Kadınlar erkeklerinin her zaman yanında olmuşlar ve onlara destek olmuşlardır. At binmişler, kılıç kuşanmışlar ve savaşa her daim hazır halde  olarak devlete katkı sağlamışlardır. Türklerin  atı kullanmaları onların savaşçı özelliklerinin gelişmesini sağlamıştır, üzengiyi kullanmaları ise at üzerinde daha rahat hareket edebilmelerini sağlamıştır, pantolon kullanmaları ise  atın üstünde daha rahat şekilde hareket etmelerini sağlamıştır. Türkler ceket, pantolon, üzengi kullanımı, çeşitli savaş taktikleri kullanmaları ile de Çin, Avrupa ve Moğollara da örnek olmuşlardır.

Talas Savaşı’nın  Dini, Kültürel Ve Siyasi Sonuçlarını Söyleyiniz.

Talas Savaşı’nın Dini, Kültürel Ve Siyasi Sonuçlarını Söyleyiniz.


Talas Savaşı’nın  Dini, Kültürel Ve Siyasi Sonuçlarını Söyleyiniz.

Talas Savaşı Çin ile Abbasiler arasında meydana gelmiştir. Bu savaşın nedenler şunlardır:
- İslamiyet’i yaymak
- Kafkaslarda  egemenlik kurmak
- İpek Yolu ticaretini kontrol altına almak
- Çin’in  bölgede yayılmasına engel olmak

Savaş sırasında Yağma, Çiğil, Karluk, Basmil ve Tuksi boyları Abbasilerin yanında olmuşlardır ve onlara destek olmuşlardır.

* Talas Savaşı’nın  dini sonuçları şunlardır:
Karluk, Yağma, Tuksi, Basmil ve Çiği  boyları İslamiyet’i  kabul etmişlerdir. Türkler arasında İslamiyet hızla yayılmaya başlamıştır.

*Talas Savaşı’nın  Kültürel Sonucu şu olmuştur:
- Kağıt, Çin’in  dışına çıkmıştır. Türkler kağıt kullnmaya başlamıştır. Semerkant’ta bir kağıt atölyesi kurulmuştur.

Talas Savaşı’nın  siyasi sonuçları şunlar olmuştur:
- Orta Asya’da  Çin  egemenliği engellenmiştir.
- Çin, İpek Yolu ticareti üzerindeki hakimiyetini kaybetmiştir.

Not: Abbasi Devleti Emevi Devleti gibi ‘’ Mevali’’ ( Arap milliyetçiliği) politkasını benimsememişlerdir. Bu da  Türklerin İslam dinine bakış açısını olumlu yönde etkilemiştir. Abbasiler din kardeşliğini yani ümmetçiliği benimsemişlerdir. Böylece de Türklerin İslamiyete geçişi hız kazanmıştır.

10 Kasım’ın Anlam Ve Önemini Belirten Bir Yazı Yazınız.

10 Kasım’ın Anlam Ve Önemini Belirten Bir Yazı Yazınız.


10 Kasım’ın Anlam Ve Önemini Belirten Bir Yazı Yazınız.

Türkiye Cumhuriyeti’nin  kurucusu ve ilk cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal’in  vefatının ardından 81 yıl geçti. Geçen bu  81 yıl ona olan özlemimizi ve sevgimizi daha da çok artırdı. Çünkü o milletinin gönlüne taht kurmuş, milletinin hiç unutamayacağı büyük bir lider, büyük bir komutan ve eğitimcidir. Büyük bir vatan sevdalısı olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk hayatını hep vatana hizmet etmekle geçirmiştir.

Ülkesinin bağımsızlığı için, vatan ve milletin egemenliği için elinden  gelen her türlü çalışmayı yapmış ve zorluklara göğüs germiştir. Kurtuluş Savaşı yıllarında ülkemiz yoklukla ve savaşla mücadele  ederken bir lider ortaya çıkmıştır. Bu mavi gözlü lider korkmayın sakın, Türk’ün gücü ile ezin o düşmanları demiş ve milletine umut vermiştir, cesaret vermiştir, azim vermiştir. Bu yolda, bu kutsal davada ‘’ Ya İstiklal, Ya Ölüm ‘’ demiştir de daha da başka bir çıkış yolu bulmamıştır. İleri görüşlü, idealist, milletine aşk ile bağlanan bu büyük önderi  asla unutmayacağız ve unutturmayacağız. Ülkesinin birliği ve bağımsızlığı için, başka ülkelerin manda ve himayesine girilmemesi için  çok çalışmıştır ve arkasına yüce, asil milletimizi de alarak düşmanı yurttan kovmuşlardır.

Onu bu günde sevgi, saygı , özlem ve minnetle anıyoruz. Nurlar içinde uyu Gazi Mustafa Kemal’im, Rabbim mekanını cennet eylesin  senin ve tüm vatan evlatlarının inşallah…


Top