İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

‘’Milli Ordu Düşmanı Ve Öğretmen Ordusu Da Cehaleti Kovacaktı.’’ Cümlesini Yorumlayarak Düşüncelerinizi Altta Yer Alan Boşluğa Yazınız. 8. Sınıf inkılap tarihi 85. Sayfa


‘’Milli Ordu  Düşmanı Ve Öğretmen Ordusu Da Cehaleti Kovacaktı.’’ Cümlesini Yorumlayarak Düşüncelerinizi Altta Yer Alan Boşluğa Yazınız. 8. Sınıf inkılap tarihi 85. Sayfa

Ülkemizi iç ve dış terör örgütlerine karşı, ülkemizi bölmek isteyen , birliğimizi ve dirliğimizi yok etmek isteyenlere karşı mücadele veren , milli ordumuzdur, askerimizdir, Mehmetçiğimizdir .

Milli ordu düşmanı ülkeden atmış ve ülkemiz bağımsızlığına kavuşmuştur .  Öğretmen ordusu ise cahilliği yok eden, toplumu aydınlatan bilim ordusudur, ilim ve irfan ordusudur .

Öğretmenlerimiz bizi geleceğe taşıyan ve bizim iyi insan olmamızı, eğitimli ve vatanını ve milletini seven  insanlar olmamızı sağlayan  değerlilerimizdir . Milletin fertleri okumuyorsa , yazmıyorsa , bilime ve ilime karşı geliyorsa o millet kısa zamanda batmaya mahkum olacaktır . Çünkü millet ancak ilim ile gelişir , fen ile ilerler . Bunun için  öğretmen ordusuna bu konuda çok büyük görevler düşer . Öğretmenler milletinin her bir ferdini  iyi eğitmelidir,  aydınlatmalıdır .  Mili ordu ve öğretmen ordusu bir araya gelip ülkesini kalkındırdığı zaman da ülkemizi bölmeye hiçbir düşmanın gücü yetmeyecektir . Bundan dolayı  Türk Milleti olarak bir olmalıyız , beraber olmalıyız ve eğitime ve öğretmenlere çok değer vermeliyiz .  Bizi aydınlatan, bizi cahil olmaktan kurtaran tüm öğretmenlerimizin önünde saygı ile eğiliyorum. Yaşasın  Mili ordumuz, yaşasın  öğretmen ordumuz!

bb

Sevr Barış Antlaşması’nın Uygulamaya Girmemesinin Nedenlerini Araştırınız.

Sevr Barış Antlaşması’nın Uygulamaya Girmemesinin Nedenlerini Araştırınız.

Sevr Barış Antlaşması  imzalansa da yürürlüğe girmemiştir.  Çünkü Kurtuluş Savaşı bu antlaşmanın yürürlüğe girmesini engellemiştir .  Bu antlaşma hukuken geçersiz bir antlaşmadır .  Kanuna göre  bir antlaşmanın yürürlüğe girmesi için  Türkiye Büyük Millet Meclisinin onayından geçmesi gerekir . Meclis de kapalı olduğu için  onaya sunulmamıştır . Sevr Barış Antlaşması , padişahın danışma meclisi olan  Saltanat Şurası tarafından  onaylanmıştır .

Bu antlaşmayı imzalayanlar da  vatan haini olarak kabul edilmiş ve idam cezasına çarptırılmıştır .
Not: Sevr’i imzalayanlar şunlardır:


* Rıza Tevfik
* Reşat Halis
* Hadi Paşa

Not: Sevr Anlatması’nda  yer alan maddelerin başlıkları ise kısaca şu şekildedir:
-  İstanbul ve Boğazlar :  İstanbul başkent olarak kalacak ama  Osmanlı barış  koşullarına uymadığı zaman İstanbul  da Osmanlı’dan alınacaktı . Boğazlar savaş zamanlarında bile   tüm  gemilere  açık olacaktı .  Boğazlar için kurulan uluslar arası komisyonda  bir Türk üyesi olmayacaktı .
- Sınırlar
- Azınlıklar
- Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu
- Askeri ve İktisadi Hükümler
- Osmanlı Toprakları
- Kazı Çalışmaları:  Osmanlı her türlü kazının  yapılmasına geçerli bir neden olmadığı sürece İtilaf güçlerine izin verecekti.

bb

Hıyanet-i Vataniye Kanununun Çıkarılma Nedeni Nedir?

Hıyanet-i Vataniye Kanununun  Çıkarılma Nedeni Nedir?

Türkiye Büyük Millet Meclisine karşı çıkan isyanların bastırılması amacı ile Hıyanet-i Vataniye Kanunu çıkarılmıştır. Bu kanun 29 Nisan 1920 tarihinde çıkarılmıştır. Kanunun çıkarılma nedenleri şunlardır :
*  Ulusal egemenlik anlayışını güçlendirmek
* Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne karşı çıkan isyanları bastırmak
* Türkiye Büyük Millet Meclisinin  devamlılığını sağlamak
* Ülkede güvenlik ve asayişi sağlamak.

Not : Hıyanet-i Vataniye Kanununda , Saltanatın Kaldırılması ve Şeyh Sait isyanı esnasında  bazı düzenlemelere gidilmiştir. 

Saltanatın Kaldırılmasını kabul etmeyenleri buna karşı gelenler vatan haini  olarak kabul edilmiştir . Şeyh Sait İsyanı esnasında   din istismarında bulunma ve bu uğurda örgüt kurma  da vatan hainliği olarak belirlenmiştir . Bu kanunun  uygulanması için  ilk olarak Harp Divanları daha sonra da “Bidayet Mahkemeleri” görev yapmıştır. Daha sonra da  İstiklal  Mahkemeleri  bu kanun kapsamında suç işleyen  kişileri yargılama yetkisine sahip olmuştur .  Bu kanun  1991 tarihinde çıkarılan  ‘’ Terörle Mücadele Yasası’’ ile yürürlükten kalkmıştır .

Not: TBMM’ye Karşı Çıkılan İsyanların Sonuçları Şunlar Olmuştur:
* Yunanlıların Anadolu’da ilerleyişi hız kazanmıştır .
*  İstanbul Hükumeti’ne milletin saygısı azalmaya başlamıştır.
* Ülke kaynakları iç savaş için harcanmıştır .
*  İlk başlarda devlet otoritesini zayıflatmış fakat daha sonra  Türkiye Büyük Millet Meclisinin otoritesinin artmasını sağlamıştır.

bb

İstanbul’un İşgal Edilmesi ve Mebusan Meclisi’nin Dağıtılması, Mustafa Kemal’in Hangi Düşüncesini Doğrulamıştır? Tartışınız.

İstanbul’un İşgal Edilmesi ve Mebusan  Meclisi’nin Dağıtılması, Mustafa Kemal’in Hangi Düşüncesini Doğrulamıştır? Tartışınız.

Amasya Görüşmeleri’nde alınan kararlarda Meclis-i Mebusan’ın  İstanbul’da toplanmasının  güvenlik açısından uygun olmadığı  belirtilmişti . Onun yerine Anadolu’nun  daha güvenli bir  yerinde toplanmasının daha uyun olacağı belirtilmiş fakat meclisin nerede toplanacağı konusunda  antlaşma sağlanamamıştı . 

İstanbul Hükumeti,  meclisin  İstanbul dışında toplanmasının anayasaya aykırı olduğunu söylemiş ve ve bu maddeyi kabul etmemişti . Mustafa Kemal Paşa da meclisin nerede toplanacağı konusunda ısrarcı olmamıştır .

Fakat Mustafa Kemal’in meclisin  İstanbul dışında bir yerde toplanmasının daha uygun olacağı düşüncesi  sonuçta haklı çıkmıştır . İstanbul’ta toplanan meclisi, İtilaf Devletlerini rahatsız etmiş bunun üzerine İtilaf güçleri İstanbul’u işgal etmiş ve  Mebusan Meclisi’nin kapatılmasına neden olmuştur . Yani Mustafa Kemal’in burada bir kere daha haklı ve ileri görüşlü olduğu alınan sonuçlar ile ortaya çıkmıştır .
Not: Amasya Görüşmelerinin Önemi ve Sonuçları ise şunlardır :
*  Temsilciler Kurulu , İstanbul Hükümeti tarafından  hukuken ve resmen tanınmıştır.
* Meclisin açılması İstanbul Hükumeti tarafından kabul edilmiş fakat nerede toplanacağı  karara bağlanamamıştır.
* Salih Paşa  sözünde durmamış ve istifa etmemiştir . Çünkü alınan kararları hükumete kabul ettireceğini söylemiş fakat bunlardan sadece  meclisin açılmasını kabul ettirebilmişti .


bb

Amasya Genelgesinin Milli Beraberliğin Sağlanmasındaki Rolü Nedir? Tartışınız.

Amasya Genelgesinin Milli  Beraberliğin  Sağlanmasındaki Rolü Nedir? Tartışınız.

Amasya Genelgesi’nin milli birliği sağlanmasındaki rolü şudur :  Vatanın bütünlüğü ve milletin  bağımsızlığı tehlike altında olduğu belirtilmiştir . Çünkü İstanabul Hükumeti üzerine düşen sorumlulukları yerine getiremiyordu .  Bu durum milletin de varlığını tehlikeye atıyordu . Artık milletçe birlik ve beraberlik zamanı gerekliydi .

Dolayısı ile kurtuluş mücadelesi ancak millet ile birlikte olacaktı .  Yani kurtuluş  ancak milletten alınan güç ve destekle sağlanacaktı . Böylece  kurtuluş millete mal  edilmiş ve milletimiz bilinçlendirilmiştir .

Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktı maddesi ile de yine milletin desteği beklenmiştir .  Amasya Genelgesi’ndeki maddelere baktığımızda bu maddelerde millet  ülkesinin durumu hakkında , İstanbul Hükumeti hakkında bilgilendirilmiştir . Milli mücadelenin amacı, yöntemi ve gerekçesi açıklanmış ve böylece millet birlik , beraberlik ve dayanışma içinde hareket etmeye başlamıştır . Delegelerin seçilmesi de yine milletin takdirini kazanan kişiler arasından olmuş ve böylece milletin düşüncesine önem verilmiştir . İşte tüm bunlar da milli beraberliğin sağlanmasına katkı etmiştir . Amasya Genelgesi’nin önemi ise şunlardır :
*  Ulusal egemenliğe dayalı bir devlet kurma yolunda  ilk adım atılmıştır.
* Yeni bir devlet kurma fikri ortaya çıkmıştır.
* Rejimi değiştirme fikri ortaya çıkmıştır.
* Evrensel özellikler gösterir.
* Milli mücadelenin amacı, yöntemi ve gerekçesi belirtilmiştir.
* Bağımsızlıkçı, milliyetçi, ihtilalci ve demokratik özelliklere sahip olan bir genelgedir Amasya Genelgesi.

bb

30 Ağustos 1922’de Kazanılan Başkomutanlık Meydan Muharebesi İle İlgili Neler Biliyorsunuz ?


30 Ağustos 1922’de Kazanılan  Başkomutanlık Meydan Muharebesi İle İlgili  Neler Biliyorsunuz ?  

Büyük Tarruz ve Başkomutanlık  Meydan Savaşı ( Rum Sındığı Savaşı)
Bu savaşta  başkomutan Mustafa Kemal olmuştur . Genel Kurmay Başkanı Fevzi Çakmak , Batı Cephesi Komutanı İsmet İnönü , Birinci Ordu Komutanı Nurettin Paşa , 2. Ordu Komutanı Yakup Şevket  Paşa , Süvari Kolordu Komutanı ise Fahrettin Paşa olmuştur. Sakarya Savaşı’nın üzerinden uzun bir  zaman geçmişti fakat  Yunanlılara karşı beklenen saldırı  emri verilmemişti . Çünkü hazırlığımız  tam değildi. Mustafa Kemal de bu konu ile ilgili şunu söylemiştir :
* ‘’ Yarım hazırlıklı , yarım tedbirlerle  yapılacak taarruz , hiç taarruz etmemekten daha kötü idi.’’ demiştir .


Başkomutanlık  Meydan Savaşı yani Büyük Taaruz ile ilgili şu hazırlıklar yapıldı :
* Tekalifi Milliye  Emirleri kapsamında  halktan yardım alınmıştır.
* Başkomutanlık Kanunu’nun süresi uzatılmıştır.


* İstanbul’dan Anadolu’ya silah kaçırılmıştır.
*İtalya ve Fransa daha önce Anadolu’dan çekilmeye başlamışlardı . Onların bıraktıkları silahlar bize kalmıştı.  Ayrıca  Sovyet Rusya’dan da silah alınmıştı ve daha da güç kazanmıştık.
Kahraman Türk ordusuna taarruz emri Ulu Önderimiz tarafından  1922 tarihinde verilmiştir. Kahraman ordumuz  30 Ağustos’ta  Dumlupınar’daki Yunan ordusunu Başkomutanlık Meydan  Muharebesi’nde   yenmiştir . Aynı gece Kütahya da düşman işgalinden kurtarılmıştır. 1 Eylül 1922’de ile  ‘’ Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir ileri.’’ Emri verilmiştir. 18 Eylül’de düşmanlar  yurdumuzdan  çıkarılmıştır .
Başkomutanlık  Savaşı’nın sonuçları şunlar olmuştur:
* Yunanlılar Anadolu’dan  çıkarılmıştır.
*  Bu savaşta Genel Kurmay Başkanı olan Fevzi Çakmak Paşa’ya ‘’ Mareşallik’’ unvanı verilmiştir.
*  Anadolu’da Önderimiz olan Gazi Mustafa Kemal’ ve  Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne olan  güven   ve saygı daha da artmıştır.
* Kurtuluş Savaşı’nın silahlı dönemi sona ermiştir.
*  İtilaf Devletleri artık Yunanlılardan beklediği başarıyı göremeyeceğini anlayınca Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne  ateşkes  önerisinde bulunmuştur.
* Bursa, Balıkesir, Afyon, Kütahya, İzmir,  Uşak,  Manisa, Aydın , Eskişehir düşman işgalinden kurtulmuştur.
* Bu savaştan sonra Osmanlı Sadrazamı Tevfik Paşa, Hindistan ve Tiflis Müslümanları, Sovyet ve Afgan  elçileri Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükumeti’nin elde ettiği bu başarıyı tebrik etmişlerdir.
Not:  Mustafa Kemal’in tekrar başkomutan olmasını istemeyen  kimi muhaliflere karşı Mustafa Mustafa Kemal savaş başlamadan şu sözü söylemiştir : ‘’Şu dakikada ordu komutansızdır. Eğer ben orduya komuta etmekte devam ediyorsam, kanunsuz olarak komuta ediyorum. Meclis’te beliren oy sonuçlarına göre, hemen komutadan el çekmek isterdim. Başkomutanlığımın sona erdiğini hükumete bildirdim. Fakat, önlenmesi imkansız bir felakete meydan vermeme mecburiyeti ile karşı karşıya geldim. Düşman karşısında bulunan ordumuz başsız bırakılamazdı. Bunun için bırakmadım, bırakamam ve bırakmayacağım." Bu söz de aklımızın bir köşesinde dursun. Belki bir yerlerde karşımıza soru olarak gelebilir.

bb

Çanakkale Savaşı Ve Çanakkale Savaşı’nda Atatürk’ün Rolünü Yazınız .


Çanakkale Savaşı Ve Çanakkale Savaşı’nda Atatürk’ün Rolünü Yazınız .

Çanakkale Cephesi bir savunma cephesidir ve İtilaf Devletlerinin bu cepheyi açma nedenleri şunlardır :
*  İstanbul ve  boğazları ele geçirmek ve Osmanlı’yı   savaş dışı bırakmak ve bir an önce savaşa son vermek
* Süveyş Kanalı’na yönelik  Türk- Alman baskısını ortadan kaldırmak
*  Henüz savaşa katılmayan Balkan  devletlerini kendi yanlarına çekmek
* Rusya’ya yardım göndermek


* Bu cephede İtilaf Devletleri büyük bir yenilgi almışlardır. Çünkü Nusret Mayın  Gemisi’nin  boğaza döşemiş olduğu  mayınlar İtilaf güçlerine  büyük kaıplar verdirmiştir. İtilaf Devletleri 18 Mart 1915 tarihinde  geri çekilmek zorunda kalmışlardır.


Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk Çanakkale Savaşı’nda  19.  Tümen Komutanlığı görevini üstlenmiştir.  Anafartalar, Arıburnu, Conkbayırı,  ve Kireçtepe’de düşmana karşı büyük mücadeleler vermiştir.  Askerlerine söylediği şu söz çok önemlidir:
‘’ Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum Biz ölünceye kadar  geçecek zaman içinde   yerlerimize başka  kuvvetler ve komutanlar geçecektir.’’ Sözünü söyleyerek askerlerine moral vermiştir ve bu yolda ölümü göze almak gerektiğini belirtmiştir.  Çünkü o her zaman ‘’ Ya istiklal ya ölüm’’ demiştir. Milletin bağımsızlığını her şeyden daha önemli görmüştür ve bu uğurda gerekirse can vermeye hazır olmak gerektiğini söylemiş ve emretmiştir. Çanakkale Savaşı’nda Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk ulusal bir üne kavuşmuştur. Bu savaşta Mehmetçiklerimiz ‘’ Çanakkale Geçilemez’’ denilmiş ve düşmanı geri püskürtmeyi başarmıştır.
* Bu savaşta Cevat Çobanlı  ‘’ 18 Mart Kahramanı’’ unvanını almıştır.
- Savaşın sonucunda;
* İstanbul ve Boğazlar işgal tehlikesinden kurtulmuş ve Osmanlı Devleti’nin ömrü iki yıl daha uzamıştır.
*  Birinci Dünya Savaşı’nın süresi uzamıştır.
* Rusya’ya yardım gidemediği için   Rusya’da Bolşevik  İhtilali’ne zemin hazırlanmış ve Rus Çarlığı yıkılmıştır.
* Yarım milyona kada insan bu savaştan zarar görmüştür.
* Bulgaristan İttifak grubuna katılmış, böylece Almanya ve Osmnlı arasındaki  kara bağlantısı sağlanmıştır.
* Osmanlı’nın eğitim görmüş bir çok genci bu savaşta hayatını kaybetmiştir.
* Ulu Önder  Gazi Mustafa Kemal içte ve dışta tanınmış ve ulusal bir üne kavuşmuştur.


bb

Atatürk Vatan İçin Neler Yaptı? Maddeler Halinde Yazınız.


Atatürk Vatan İçin Neler Yaptı? Maddeler Halinde Yazınız.

Bir vatan sevdalısı olan, bir vatan aşığı olan Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk milleti için, ana vatanı için şu emekleri  vermiştir :
* 31 Mart Vakası’nda isyanı bastıranlar arasında Kolağası rütbesi ile  Atatürk de yer almıştır.
*  Trablusgarp Savaşı’nda  Derne ve Tobruk’ta   İtalya’ya karşı başarılı mücadeleler etmiştir.
* Suriye Cephesi’nde  7. Ordu komutanı olarak  görev yapmıştır. İngilizleri İskenderun’da durdurmayı başarmıştır .
* Mondros Ateşkes Antlaşması imzalandıktan sonra  Yıldırım Orduları  Grup Komutanı olarak vatanı için çalışmaya devam etmiştir.
* Çanakkale Savaşı’da  19. Tümen Komutanlığı görevi ile  Anafartalar, Arıburnu, Conbayırı ve Kireçtepe’de başarılı mücadeleler  etmiştir.
* Arıburnu’nda ‘’ Size ben taarruzu değil ölmeyi emrediyorum…’’ demiştir ve askerleri yüreklendirmiştir.


* Çanakkale Savaşı’nın sonucunda albaylık rütbesi verilmiştir.
*  Kafkas Cephesi’nde  16. Tümen Komutanlığı görevini üstlenmiştir.
*  İstanbul’da demirlemiş düşman gemilerini görünce ‘’  Geldikleri gibi giderler.’’ demiştir.
* İstanbul’da bulunduğu sürece Kazım Karabekir,  İsmet Paşa ve Ali Fuat Cebesoy ile  görüşmüş ve ülkenin kurtuluşu için  arayışlar içerisine girmiştir.

* İstanbul Hükümeti’ne Samsun Raporu  ile   ilk kez aykırı davranmıştır. Çünkü Samsun ve çevresindeki huzursuzluktan sorumlu olanların Rum çeteleri olduğunu söylemiştir Mustafa Kemal.
* Genelgeler yayınlayarak halkı bilinçlendirmiş ve böylece arkasına büyük bir halk gücünü almıştır ve yoluna devam etmiştir.
* Amasya Görüşmelerine katılmıştır .
*  Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni açmıştır .
*   Fethi Bey  ile Minber gazetesini çıkarmış, İrade-i Milliye ve Hakimiyeti Milliye  gazetelerinin  ilk yazılarından bazılarını da Mustafa Kemal yazdırmıştır.
* Milli mücadeleye destek olan tüm yayın organlarının  yanında yer almıştır .
* Savaş zamanında bile ( Kütahya – Eskişehir savaşı devam ederken) Maarif Kongresi’nin  toplanmasını sağlamıştır. )
* Savaşlardan kaçmamış ve birçok savaşa katılmış ve milletinin yanında olmuştur.
* Vatan topraklarını satmamış, başka bir ülkeye kaçmamıştır.
* Birçok  eser de yazmış ve milletini aydınlatmıştır.
* Kişisel hırsları peşinde koşmamış her zaman vatan yolunda mücadele etmiştir.
* Birçok yenilik getirmiştir.
* Çocuklara 23 Nisan’ı hediye etmiştir.
* Cumhuriyet’i ilan etmiştir.
* Saltanatı, halifeliği vb. kaldırmıştır.
*   Her zaman milliyetçi, vatansever, ileri görüşlü, çok yönlü, akılcı, halkçı biri olmuştur.
* Öğretmen okulları açılmış ve eğitime destek olunmuştur.
* Bir çok üniversite açılmıştır. Örneğin; Ankara Hukuk Mektebi, Dil, Tarih ve Coğrafya Fakültesi  vb. gibi
* Millet Mekteplerini açmıştır.
* Tiyatro alanında, resim alanında, müzik alanında, mimari alanında  çalışmalar yapılmış ve ülkemiz her açıdan geliştirilmeye  çalıştırılmıştır.
* İnkılaplar yapılmıştır.
* Tarım alanında, sosyal alanda,  ekonomide, madencilikte  vb. alanlarda  çalışmalar yapılmıştır.
 *  Atatürk yaşamı boyunca birçok iş başarmış , yüzyılda bir gelen liderdir.

bb

Cumhuriyet’in 95. Yılı İle İlgili Bir Yazı Yazınız .


Cumhuriyet’in 95.  Yılı İle İlgili Bir Yazı Yazınız .  

Cumhur  kelimesi halk ,  cumhuriyet ise halka dayalı yönetim  demektir . Anadolu’da  başlayan milliyetçi direnişin bir amacı da  milli iradeye dayanan  bir yönetim kurmaktı . Yani Cumhuriyet’i kurmaktı .   29 Ekim 1923’te ilan edilen  Cumhuriyet ile  milli iradeye dayanan yönetim  anlayışının adı konulmuştur . 

Böylece milletin iradesine dayanan yönetim şeklinin tacı çekilmiştir . Artık halkın  iradesi ön plana çıkmıştır . 

Önceden bir kişinin yönettiği ülkeyi artık halkın temsil ettiği kişi ya da kişiler yönetmeye başlamıştır .  Cumhuriyet  ilan edilene kadar çok zorlu aşamalardan geçilmiştir . Önce Kurtuluş Savaşı başarı ile sonuçlanmıştır . Daha sonra saltanat kaldırılmış ve amaca  yavaş yavaş gidilmiştir . Artık insan haklarına , insan  iradesine daha çok önem verilmiştir .  Cumhuriyet’in ilan edilmesini sağlayan Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk de  Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk cumhurbaşkanı olmuştur .   Bu uğurda binlerce Mehmetçiğimiz ve Atatürk’ün silah arkadaşlarının da katkısı vardır . Bugün özgürce , demokrasi içinde yaşıyorsak bunu onlara borçluyuz .   Cumhuriyet’in ilan edilmesi ile milletimizin saltanat ve egemenlik makamı yalnız Türkiye  Büyük  Millet Meclisi olmuştur .  Cumhuriyet’e sahip çıkmalıyız ve  Cumhuriyet ile yönetilmeye devam etmeliyiz . Halkın iradesine saygı duymalıyız  . Bu uğurda emeği geçen Başta Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk, silah arkadaşları ve  tüm Mehmetçiklerimize, aziz şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Nurlar içinde uyusunlar inşallah bu güzel ve aydın insanlar .

bb

Padişahın Karadeniz’de Güvenliği Sağlamakla İlgili Mustafa Kemal’e Verdiği Görev İle, Mustafa Kemal’in Düşündüğü Güvenliği Sağlama Planları Aynı Mıdır? Tartışınız


Padişahın  Karadeniz’de Güvenliği Sağlamakla İlgili Mustafa Kemal’e Verdiği  Görev İle Mustafa Kemal’in Düşündüğü  Güvenliği Sağlama Planları Aynı Mıdır? Tartışınız

Hayır aynı değildir .  Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a gönderilme nedenleri şunlardır :
*Osmanlı ordularını terhis etmek , silah ve cephaneleri teslim etmek
* Yerel direnişlere son vermek
* Samsun ve  çevresindeki  kargaşaya son vererek asayiş ve güvenliği sağlamak
* Rum ve Ermeni çetecilerin üzerindeki  milli baskıya son vermek


Bandırma Vapuru ile Samsun’a varan  Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal padişahın  verdiği bu talimatları yerine getirmemiştir .

Yerel direnişleri bastırmak bir yana , söylediği sözler ile halkta  direniş ruhunu artırmıştır . Ulu Önder,  yazdığı Samsun  Raporu’nda bölgedeki durumu şöyle açıklamıştır :
* Samsun ve çevresinde yaşanan olaylardan  Rum çeteciler sorumludur .
* Manda ve himaye kabul edilmeyecektir .
* Halk bağımsızlığına düşkündür .
* Çeteciler saldırgan davranışlardan vazgeçerse bölgede zaten asayiş ve güvenlik sağlanacaktır .
* İzmir haksız yere işgal edilmiştir .
Samsun Raporu  ile Mustafa Kemal Padişah ile aynı görüşte olmamıştır .
Not: Samsun Raporu aynı zamanda Mustafa Kemal’in  İstanbul Hükümeti’nin  emirlerine aykırı davrandığını  gösterir ilk belge olması bakımından dikkat çekicidir.

bb

Mustafa Kemal’in Çanakkale’deki Başarıları Onun Hangi Özelliklerini Ön Plana Çıkarmıştır ?


Mustafa Kemal’in Çanakkale’deki Başarıları Onun Hangi Özelliklerini Ön Plana Çıkarmıştır ?

Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Çanakkale Savaşı’ndaki başarıları onun kararlı olduğunun , lider olduğunun , disiplinli bir  şekilde askerlerini yönettiğinin , umutlu olduğunun ve ölümden kokmadığının  göstergesidir . Çünkü Mustafa Kemal Çanakkale Cephesi’nde çok büyük zorluklar yaşamış fakat bu zorluklarından üstesinden , milleti ile birlikte gelmeyi başarmıştır .

Arıburnu, Conkbayırı, Anafartalar, Kireçtepe’de başarılı mücadeleler yürütülmüştür.
* ‘’Ben size taarruzu değil ölmeyi emrediyorum’…. ile başlayan sözü de alında onun ne kadar kararlı olduğunun ve başarılı olacağına inandığının kanıtıdır diyebiliriz .

* Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk Çanakkale Savaşı’nın sonucunda ulusal bir üne kavuşmuştur . Ayrıca rütbe olarak da albaylığa yükselmiştir .

Not : Çanakkale Savaşı sonucunda Çarlık rejimi yıkılmıştır , Anadolu’da birlik , beraberlik ve dayanışma artmıştır;  sömürülen ülkelere bağımsızlık konusunda Türk Milleti  örnek teşkil etmiştir . İstanbul işgal edilmekten kurtulmuştur . Beş yüz bine yakın  asker yaşamını kaybetmiştir . İngiliz sömürgeleri üzerindeki  askeri tehdit devam etmiştir .

Not:  Çanakkale Savaşı’nda Mehmetçiğimiz  ‘’ Çanakkale Geçilmez ’’ sözünü altın harfler ile tarihe yazmıştır . Bizim milletimizi düşmanlar yok edememiştir .

bb

Aşağıda Mustafa Kemal'e Ait Çeşitli Kişilik Özellikleri Ve Metinler Verilmiştir . Metinleri İnceleyerek İlgili Kişilik Özelliğini Boş Bırakılan Yere Yazınız


Aşağıda Mustafa Kemal'e Ait Çeşitli  Kişilik Özellikleri Ve Metinler  Verilmiştir . Metinleri İnceleyerek İlgili Kişilik  Özelliğini Boş Bırakılan Yere Yazınız 8. sınıf inkılap tarihi

* Selanik Askerî Rüştiyesinde matematik öğretmeni bir günü  “Aranızda kimler kendine güveniyorsa
ayağa kalksın. Onları müzakereci yapacağım.” demişti. Ayağa öyle öğrenciler kalktı ki bunları
gören Mustafa, kendini ortaya atmaya cesaret edemedi. Fakat içlerinden birinin emri altına girecekti.

Bu da ağrına gitti. Birden kalktı. “Ben daha iyi yaparım.” dedi ve yaptı. O günden sonra
sınıfın müzakerecisi o idi : 

Bu cevabı onun liderlik özelliğine sahip olduğunun kanıtıdır.
* “Size ben taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman
içinde yerimizi başka kuvvetler ve başka kumandanlar alabilir.”: Bu cevabı onun ümitsiliğe yer vermediğinin kanıtıdır .
* Sofya’da bulunduğu yıllarda Birinci Dünya Savaşı’nın başlamasını kaygıyla izlemiş, Osmanlı
İmparatorluğu’nun asla savaşa girmemesi gerektiğini savunmuştur :  İleri görüşlü olduğunun  kanıtıdır.
* Zübeyde Hanım, oğlunun asker olmasını hiç istemiyordu. Ancak Mustafa Kemal annesine bir
gün şöyle dedi “Ben, omzumda bez satan bir bezzaz olamam. Bakın ben neler olacağım...”  : Çok yönlü olduğunun  kanıtıdır.
* Mustafa Kemal ve bazı subaylar, kimlik ve kılık değiştirerek halkı örgütlemek için gizlice
Trablusgarp’a gitti. Harp Okulunda öğrendiği bilgileri uygulayarak Derne ve Tobruk’ta İtalyanlara
karşı başarı kazandı: Teşkilatçı olduğunun kanıtıdır.

bb

Osmanlı Devleti'nde 19. yüzyılda Çıkan Karışıklıklar, Mustafa Kemal'in Meslek Seçiminde Etkili Olmuş Olabilir mi? Tartışınız.


Osmanlı Devleti'nde 19. yüzyılda Çıkan Karışıklıklar Mustafa Kemal'in Meslek Seçiminde Etkili Olmuş Olabilir mi? Tartışınız.

Fransız İhtilali'nin sonucunda ortaya çıkan  milliyetçilik , eşitlik , demokrasi , adalet gibi kavramlar çok uluslu olan  devletler için sıkıntı olmaya başlamıştı . Osmanlı Devleti de çok uluslu bir yapıya sahip olduğu için bu durumdan etkilenmişti . Osmanlı Devleti içinde yaşayan azınlıklar milliyetçiliğin etkisi ile ayaklanmış ve bağımsızlıklarını ilan etmişlerdi .

İşte bu yıllarda çıkan karışıklar Osmanlı Devleti'ni dağılmaya doğru götürmekteydi . Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal de bu  olayları görmüş ve vatanını koruması gerektiğini düşünmüştü .

Daha küçük yaşlardayken kitap okumayı seven Mustafa Kemal asker olmayı kafasına koymuştu. Bu yıllarda çıkan karışıklar elbette Mustafa Kemal'in  meslek seçİminde etkili olmuştur diyebiliriz .Sömürgeci ülkelerin  sömürgesi haline gelmemek için asker olmuş ve vatanını korumuştur . Mustafa Kemal bir vatan sevdalısıydı . O her şeyden önce her zaman milletinin çıkarını düşünen büyük bir lider olmuştur . Milletinin yaşadığı bu zorlukların üstesinden gelmek için de büyük uğraşlar vermiş ve ülkemizi bu günlere kadar getirmiştir . Onun tarihe olan ilgisi , askerlik mesleğine olan ilgisi okul yıllarında daha da pekişmiştir .  Kısacası Osmanlı Devleti'nde 19. yüzyılda çıkan karışıklıklar Mustafa Kemal'in askerlik mesleğini seçmesinde etkili olmuştur diyebiliriz .

bb

Sanayi İnkılabı İle Yaşanan Değişimi Ve Bu Değişimin Osmanlı Devleti'ne Etkilerini Araştırınız.


Sanayi İnkılabı İle Yaşanan Değişimi Ve  Bu Değişimin  Osmanlı Devleti'ne Etkilerini Araştırınız.

İnsan gücüne dayalı üretimden  makine gücüne dayalı üretime geçilmesine Sanayi İnkılabı denilir . Sanayi inkılabı, bilim ve teknik alanındaki gelişmelerin , üretim alanında  kullanlması sonucu ilk defa 17.yüzyılda İngiltere'de başlamıştır .
Sanayi İnkılabı  sonucunda şunlar yaşanmıştır :
* Makine gücüne bağlı olarak seri üretime geçilmiştir .
* Üretim maliyetlerinde düşme gerçekleşti .
* Hammadde ve pazar arayışı arttı .
* Ulaşım ve iletişim sektörü gelişti .
* Yeni üretim  alanlarının ortaya  çıktığı için bu durum da  üretim alanlarında  çeşitlenmelere sebep olmuştur .


* Zaman içinde insan gücüne  olan gereksinim  azalmaya başlamıştır .
* Sanayi ürünlerinin ekonomideki payı artmıştır .
* Demiryolu yapımı ve karayolu yapımı hız kazandı .
* Sömürgecilik faaliyetleri başladı.


* Küçük atölyeler kapanmış ve  bunun sonucunda da esnaf örgütleri çökmüştür.
* Fabrikalarda çalışan insanlar ''işçi sınıfı'' olarak ortaya çıkmıştır.
* Avrupa'da büyük şirketler kurulmuş ve  bankacılık gelişmeye başlamıştır.
* Köylerden şehirlere göç yaşanmış ve  böylece şehir nüfusu artmaya  başlamıştır.
* Çalışan kimselerin haklarının korunması için  sendikal faaliyetler artmış böylece kominizm, sosyalizm gibi fikirler ortaya çıkmıştır.
*  Sanayi alanında gelişmiş ülkelerin dünya  siyasetindeki önemi artmıştır.
* Sağlık alanında önemli gelişmeler oldu ve insanlar daha uzun süreli yaşamaya başladı.

Bu değişimin Osmanlı'ya etkileri ise şunlar olmuştur:
* Osmanlı Devleti'nde ithalata dayalı tüketim artmaya başladı.
* Osmanlı Devleti'nin jeopolitik önemi arttı.
* Osmanlı Devleti'nin ekonomisi dışa bağımlı hale geldi.
* Avrupalı devletlere komşu sınırlarda çiftlikler kuruldu.
* Ham madde iharacatı  ile işlenmiş ( mamul )  madde ithalatı arttı.
* Avrupa ile olan rekabet gücünde azalma başladı.
* Yerli esnafın  rekabet gücü azaldı.
* Ülke toprakları sömürge amaçlı olarak işgal edilmeye başlandı.
* Lonca teşkilatı çöktü ve bunun sonucunda da işsizlik ortaya çıktı.

bb

Sakarya Savaşı’nın Sonuçlarını Maddeler Halinde Yazınız.


Sakarya Savaşı’nın Sonuçlarını Maddeler Halinde Yazınız.

Sakarya Savaşı’nın sonuçları şunlardır :
* Mustafa Kemal’e ’’Gazilik unvanı ile Mareşallik’’  rütbesi verilmiştir.
* Ukrayna ile Dostluk Antlşaması imzalandı .
* İngiltere ile Esir Mübadelesi Antlaşması  imzalandı .
* İtalya, Anadolu’dan   tamamen çekilmiştir .

* Sovyet Rusya’ya bağlı olan  Ermenistan, Gürcistan ve Azerbaycan ile  doğu sınırımızı keisnleştiren  Kars Antlaşması imzalanmıştır .

* İngiltere, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne ve  Yunanistan'a Ateşkes teklifinde bulunmuştur.
* Fransa ile Ankara Antlaşması yapıldı.  Ankara Antlaşması’na göre şunlar gerçekleşmiştir:
-  Sülayman  Şah’ın kabrinin olduğu Caber Kalesi  Türk toprağı sayılacaktır .
* Hatay, Fransız mandasında Suriye’ye verilmiştir . Hatay’ın Suriye’ye verilmesi ile  Misakimilli’den  ikinci taviz  verilmiş oldu . 
Not: Misakımilliden verilen ilk taviz ise Batum’un Gürcistan’a verilmesidir.
Not: Anadou'dan çekilen ilk İtilaf Devleti İtalya olmuştur.

bb

Atatürk'ün Devletçilik İlkesi İle İlgili Sözlerini Yazınız .


Atatürk'ün  Devletçilik İlkesi İle İlgili Sözlerini Yazınız .

Türkiye'de 1930 tarihinden itibaren Devletçilik ilkesi uygulanmaya başlamıştır . Devlet vatan  denilen  coğrafyada hayatını sürdüren  milletler topluluğunun  oluşturduğu kurumsal varlıktır . Devletçilik ilkesinin amacı şudur :  Türk Milletinin refah seviyesini  yükseltmektir .
Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Devletçilik ilkesi ile ilgili sözleri şunlardır:
*'' Devletçiliğin bizce manası şudur: Fertlerin hususî teşebbüslerini ve faaliyetlerini esas tutmak, fakat büyük bir milletin bütün ihtiyaçlarını ve bir çok şeylerin yapılmadığını göz önünde tutarak, memleketin iktisadiyatını devletin eline almak''.
* '' Kesin zaruret olmadıkça, piyasalara karışılmaz; bununla beraber, hiçbir piyasa da başıboş değildir.''

* '' Şimdi arkadaşlar, ekonomik hayatımızı gözden geçireceğim. Derhal bildirmeliyim ki ben ekonomik hayat denince, ziraat, sanayi faaliyetlerini ve bütün nafia (bayındırlık) işlerini birbirinden ayrı düşünülmesi doğru olmayan bir kül (bütün) sayarım. Bu vesile ile şunu da hatırlatmalıyım ki, bir millete müstakil (bağımsız) hüviyet ve kıymet veren siyasî varlık makinesin de, devlet, fikir ve ekonomik hayat mekanizmaları, birbirine tâbidirler.

O kadar ki cihazlar birbirine uyarak aynı âhenkte çalıştırılmazsa, hükûmet makinesinin motris (önde gelen sürükleyici) kuvvet israf edilmiş olur; ondan beklenen tam verim elde edilemez. Onun içindir ki, bir milletin kültür seviyesi üç sahada, devlet fikir ve ekonomi sahalarındaki faaliyet ve başarılar neticelerinin hâsılası ile ölçülür''
*  ''Gelecek yıllar içinde Hazine’nin kudretini muhafaza etmek, sizin en mühim işiniz olacaktır. Millî paramızın fiilen müstekar olan kıymeti, muhafaza olunacaktır''.
* '' Cumhuriyetimiz henüz çok  gençtir. Maziden  kendine miras kalan  bütün hayati işler, zamanın mecburiyetlerini tatmin edecek  derecede değildir. Siyasi ve fikri hayatta olduğu gibi iktisadi işlerde de  fertlerin  teşebbüslerinin neticesini beklemek doğru olamaz. Mühim ve  büyük işleri,  ancak milletin toplam servetine ve devletin bütün teşkilat ve kuvvetine dayanarak milli egemenliğin uygulanmasını ve  yürütülmesini  düzenlemekle görevli lan hükumetin mümkün olduğu kadar  üzerine alıp başarması tercih olunmalıdır. Diğer bazı devletlerin  ikinci derecede  görebileceği ve fertlerin  teşebbüslerine bırakılmasında beis olmayan  işlerden birçoğu, bizim için hayatidir ve  birinci dereceden  mühim devlet  vazifeleri arasında sayılmalıdır. Türkiye Cumhuriyeti'ni idare edenlerin, demokrasi esasından  ayrılmakla beraber devletçilik  prensibine uygun yürümeleri, bugün  içinde bulunduğumuz hallere, şartlara ve mecburiyetlere uygun olur.''
*   '' Prensip olarak, devlet, ferdin yerine kaim olmamalıdır. Fakat ferdin inkişafı için umumî şartları göz önünde bulundurmalıdır. Bir de, ferdin şahsî faaliyeti, iktisadî terakkinin esas menbaı olarak kalmalıdır. Fertlerin inkişafına mâni olmamak, onların her noktai nazardan olduğu gibi, bilhassa iktisadî sahadaki hürriyet ve teşebbüsleri önünde devlet kendi faaliyeti ile bir mâni vücuda getirmemek, demokrasi prensibinin mühim esasıdır.''

bb