Sosyal Bilgiler: İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük

En Beğenilen Yazılar

İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cumhuriyet’in 95. Yılı İle İlgili Bir Yazı Yazınız .


Cumhuriyet’in 95.  Yılı İle İlgili Bir Yazı Yazınız .  

Cumhur  kelimesi halk ,  cumhuriyet ise halka dayalı yönetim  demektir . Anadolu’da  başlayan milliyetçi direnişin bir amacı da  milli iradeye dayanan  bir yönetim kurmaktı . Yani Cumhuriyet’i kurmaktı .   29 Ekim 1923’te ilan edilen  Cumhuriyet ile  milli iradeye dayanan yönetim  anlayışının adı konulmuştur . 

Böylece milletin iradesine dayanan yönetim şeklinin tacı çekilmiştir . Artık halkın  iradesi ön plana çıkmıştır . 

Önceden bir kişinin yönettiği ülkeyi artık halkın temsil ettiği kişi ya da kişiler yönetmeye başlamıştır .  Cumhuriyet  ilan edilene kadar çok zorlu aşamalardan geçilmiştir . Önce Kurtuluş Savaşı başarı ile sonuçlanmıştır . Daha sonra saltanat kaldırılmış ve amaca  yavaş yavaş gidilmiştir . Artık insan haklarına , insan  iradesine daha çok önem verilmiştir .  Cumhuriyet’in ilan edilmesini sağlayan Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk de  Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk cumhurbaşkanı olmuştur .   Bu uğurda binlerce Mehmetçiğimiz ve Atatürk’ün silah arkadaşlarının da katkısı vardır . Bugün özgürce , demokrasi içinde yaşıyorsak bunu onlara borçluyuz .   Cumhuriyet’in ilan edilmesi ile milletimizin saltanat ve egemenlik makamı yalnız Türkiye  Büyük  Millet Meclisi olmuştur .  Cumhuriyet’e sahip çıkmalıyız ve  Cumhuriyet ile yönetilmeye devam etmeliyiz . Halkın iradesine saygı duymalıyız  . Bu uğurda emeği geçen Başta Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk, silah arkadaşları ve  tüm Mehmetçiklerimize, aziz şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Nurlar içinde uyusunlar inşallah bu güzel ve aydın insanlar .

Devamını Oku
    0

Padişahın Karadeniz’de Güvenliği Sağlamakla İlgili Mustafa Kemal’e Verdiği Görev İle, Mustafa Kemal’in Düşündüğü Güvenliği Sağlama Planları Aynı Mıdır? Tartışınız


Padişahın  Karadeniz’de Güvenliği Sağlamakla İlgili Mustafa Kemal’e Verdiği  Görev İle Mustafa Kemal’in Düşündüğü  Güvenliği Sağlama Planları Aynı Mıdır? Tartışınız

Hayır aynı değildir .  Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a gönderilme nedenleri şunlardır :
*Osmanlı ordularını terhis etmek , silah ve cephaneleri teslim etmek
* Yerel direnişlere son vermek
* Samsun ve  çevresindeki  kargaşaya son vererek asayiş ve güvenliği sağlamak
* Rum ve Ermeni çetecilerin üzerindeki  milli baskıya son vermek


Bandırma Vapuru ile Samsun’a varan  Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal padişahın  verdiği bu talimatları yerine getirmemiştir .

Yerel direnişleri bastırmak bir yana , söylediği sözler ile halkta  direniş ruhunu artırmıştır . Ulu Önder,  yazdığı Samsun  Raporu’nda bölgedeki durumu şöyle açıklamıştır :
* Samsun ve çevresinde yaşanan olaylardan  Rum çeteciler sorumludur .
* Manda ve himaye kabul edilmeyecektir .
* Halk bağımsızlığına düşkündür .
* Çeteciler saldırgan davranışlardan vazgeçerse bölgede zaten asayiş ve güvenlik sağlanacaktır .
* İzmir haksız yere işgal edilmiştir .
Samsun Raporu  ile Mustafa Kemal Padişah ile aynı görüşte olmamıştır .
Not: Samsun Raporu aynı zamanda Mustafa Kemal’in  İstanbul Hükümeti’nin  emirlerine aykırı davrandığını  gösterir ilk belge olması bakımından dikkat çekicidir.

Devamını Oku
    0

Mustafa Kemal’in Çanakkale’deki Başarıları Onun Hangi Özelliklerini Ön Plana Çıkarmıştır ?


Mustafa Kemal’in Çanakkale’deki Başarıları Onun Hangi Özelliklerini Ön Plana Çıkarmıştır ?

Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Çanakkale Savaşı’ndaki başarıları onun kararlı olduğunun , lider olduğunun , disiplinli bir  şekilde askerlerini yönettiğinin , umutlu olduğunun ve ölümden kokmadığının  göstergesidir . Çünkü Mustafa Kemal Çanakkale Cephesi’nde çok büyük zorluklar yaşamış fakat bu zorluklarından üstesinden , milleti ile birlikte gelmeyi başarmıştır .

Arıburnu, Conkbayırı, Anafartalar, Kireçtepe’de başarılı mücadeleler yürütülmüştür.
* ‘’Ben size taarruzu değil ölmeyi emrediyorum’…. ile başlayan sözü de alında onun ne kadar kararlı olduğunun ve başarılı olacağına inandığının kanıtıdır diyebiliriz .

* Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk Çanakkale Savaşı’nın sonucunda ulusal bir üne kavuşmuştur . Ayrıca rütbe olarak da albaylığa yükselmiştir .

Not : Çanakkale Savaşı sonucunda Çarlık rejimi yıkılmıştır , Anadolu’da birlik , beraberlik ve dayanışma artmıştır;  sömürülen ülkelere bağımsızlık konusunda Türk Milleti  örnek teşkil etmiştir . İstanbul işgal edilmekten kurtulmuştur . Beş yüz bine yakın  asker yaşamını kaybetmiştir . İngiliz sömürgeleri üzerindeki  askeri tehdit devam etmiştir .

Not:  Çanakkale Savaşı’nda Mehmetçiğimiz  ‘’ Çanakkale Geçilmez ’’ sözünü altın harfler ile tarihe yazmıştır . Bizim milletimizi düşmanlar yok edememiştir .

Devamını Oku
    0

Aşağıda Mustafa Kemal'e Ait Çeşitli Kişilik Özellikleri Ve Metinler Verilmiştir . Metinleri İnceleyerek İlgili Kişilik Özelliğini Boş Bırakılan Yere Yazınız


Aşağıda Mustafa Kemal'e Ait Çeşitli  Kişilik Özellikleri Ve Metinler  Verilmiştir . Metinleri İnceleyerek İlgili Kişilik  Özelliğini Boş Bırakılan Yere Yazınız 8. sınıf inkılap tarihi

* Selanik Askerî Rüştiyesinde matematik öğretmeni bir günü  “Aranızda kimler kendine güveniyorsa
ayağa kalksın. Onları müzakereci yapacağım.” demişti. Ayağa öyle öğrenciler kalktı ki bunları
gören Mustafa, kendini ortaya atmaya cesaret edemedi. Fakat içlerinden birinin emri altına girecekti.

Bu da ağrına gitti. Birden kalktı. “Ben daha iyi yaparım.” dedi ve yaptı. O günden sonra
sınıfın müzakerecisi o idi : 

Bu cevabı onun liderlik özelliğine sahip olduğunun kanıtıdır.
* “Size ben taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman
içinde yerimizi başka kuvvetler ve başka kumandanlar alabilir.”: Bu cevabı onun ümitsiliğe yer vermediğinin kanıtıdır .
* Sofya’da bulunduğu yıllarda Birinci Dünya Savaşı’nın başlamasını kaygıyla izlemiş, Osmanlı
İmparatorluğu’nun asla savaşa girmemesi gerektiğini savunmuştur :  İleri görüşlü olduğunun  kanıtıdır.
* Zübeyde Hanım, oğlunun asker olmasını hiç istemiyordu. Ancak Mustafa Kemal annesine bir
gün şöyle dedi “Ben, omzumda bez satan bir bezzaz olamam. Bakın ben neler olacağım...”  : Çok yönlü olduğunun  kanıtıdır.
* Mustafa Kemal ve bazı subaylar, kimlik ve kılık değiştirerek halkı örgütlemek için gizlice
Trablusgarp’a gitti. Harp Okulunda öğrendiği bilgileri uygulayarak Derne ve Tobruk’ta İtalyanlara
karşı başarı kazandı: Teşkilatçı olduğunun kanıtıdır.

Devamını Oku
    0

Osmanlı Devleti'nde 19. yüzyılda Çıkan Karışıklıklar, Mustafa Kemal'in Meslek Seçiminde Etkili Olmuş Olabilir mi? Tartışınız.


Osmanlı Devleti'nde 19. yüzyılda Çıkan Karışıklıklar Mustafa Kemal'in Meslek Seçiminde Etkili Olmuş Olabilir mi? Tartışınız.

Fransız İhtilali'nin sonucunda ortaya çıkan  milliyetçilik , eşitlik , demokrasi , adalet gibi kavramlar çok uluslu olan  devletler için sıkıntı olmaya başlamıştı . Osmanlı Devleti de çok uluslu bir yapıya sahip olduğu için bu durumdan etkilenmişti . Osmanlı Devleti içinde yaşayan azınlıklar milliyetçiliğin etkisi ile ayaklanmış ve bağımsızlıklarını ilan etmişlerdi .

İşte bu yıllarda çıkan karışıklar Osmanlı Devleti'ni dağılmaya doğru götürmekteydi . Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal de bu  olayları görmüş ve vatanını koruması gerektiğini düşünmüştü .

Daha küçük yaşlardayken kitap okumayı seven Mustafa Kemal asker olmayı kafasına koymuştu. Bu yıllarda çıkan karışıklar elbette Mustafa Kemal'in  meslek seçİminde etkili olmuştur diyebiliriz .Sömürgeci ülkelerin  sömürgesi haline gelmemek için asker olmuş ve vatanını korumuştur . Mustafa Kemal bir vatan sevdalısıydı . O her şeyden önce her zaman milletinin çıkarını düşünen büyük bir lider olmuştur . Milletinin yaşadığı bu zorlukların üstesinden gelmek için de büyük uğraşlar vermiş ve ülkemizi bu günlere kadar getirmiştir . Onun tarihe olan ilgisi , askerlik mesleğine olan ilgisi okul yıllarında daha da pekişmiştir .  Kısacası Osmanlı Devleti'nde 19. yüzyılda çıkan karışıklıklar Mustafa Kemal'in askerlik mesleğini seçmesinde etkili olmuştur diyebiliriz .

Devamını Oku
    0

Sanayi İnkılabı İle Yaşanan Değişimi Ve Bu Değişimin Osmanlı Devleti'ne Etkilerini Araştırınız.


Sanayi İnkılabı İle Yaşanan Değişimi Ve  Bu Değişimin  Osmanlı Devleti'ne Etkilerini Araştırınız.

İnsan gücüne dayalı üretimden  makine gücüne dayalı üretime geçilmesine Sanayi İnkılabı denilir . Sanayi inkılabı, bilim ve teknik alanındaki gelişmelerin , üretim alanında  kullanlması sonucu ilk defa 17.yüzyılda İngiltere'de başlamıştır .
Sanayi İnkılabı  sonucunda şunlar yaşanmıştır :
* Makine gücüne bağlı olarak seri üretime geçilmiştir .
* Üretim maliyetlerinde düşme gerçekleşti .
* Hammadde ve pazar arayışı arttı .
* Ulaşım ve iletişim sektörü gelişti .
* Yeni üretim  alanlarının ortaya  çıktığı için bu durum da  üretim alanlarında  çeşitlenmelere sebep olmuştur .


* Zaman içinde insan gücüne  olan gereksinim  azalmaya başlamıştır .
* Sanayi ürünlerinin ekonomideki payı artmıştır .
* Demiryolu yapımı ve karayolu yapımı hız kazandı .
* Sömürgecilik faaliyetleri başladı.


* Küçük atölyeler kapanmış ve  bunun sonucunda da esnaf örgütleri çökmüştür.
* Fabrikalarda çalışan insanlar ''işçi sınıfı'' olarak ortaya çıkmıştır.
* Avrupa'da büyük şirketler kurulmuş ve  bankacılık gelişmeye başlamıştır.
* Köylerden şehirlere göç yaşanmış ve  böylece şehir nüfusu artmaya  başlamıştır.
* Çalışan kimselerin haklarının korunması için  sendikal faaliyetler artmış böylece kominizm, sosyalizm gibi fikirler ortaya çıkmıştır.
*  Sanayi alanında gelişmiş ülkelerin dünya  siyasetindeki önemi artmıştır.
* Sağlık alanında önemli gelişmeler oldu ve insanlar daha uzun süreli yaşamaya başladı.

Bu değişimin Osmanlı'ya etkileri ise şunlar olmuştur:
* Osmanlı Devleti'nde ithalata dayalı tüketim artmaya başladı.
* Osmanlı Devleti'nin jeopolitik önemi arttı.
* Osmanlı Devleti'nin ekonomisi dışa bağımlı hale geldi.
* Avrupalı devletlere komşu sınırlarda çiftlikler kuruldu.
* Ham madde iharacatı  ile işlenmiş ( mamul )  madde ithalatı arttı.
* Avrupa ile olan rekabet gücünde azalma başladı.
* Yerli esnafın  rekabet gücü azaldı.
* Ülke toprakları sömürge amaçlı olarak işgal edilmeye başlandı.
* Lonca teşkilatı çöktü ve bunun sonucunda da işsizlik ortaya çıktı.

Devamını Oku
    3

Sakarya Savaşı’nın Sonuçlarını Maddeler Halinde Yazınız.


Sakarya Savaşı’nın Sonuçlarını Maddeler Halinde Yazınız.

Sakarya Savaşı’nın sonuçları şunlardır :
* Mustafa Kemal’e ’’Gazilik unvanı ile Mareşallik’’  rütbesi verilmiştir.
* Ukrayna ile Dostluk Antlşaması imzalandı .
* İngiltere ile Esir Mübadelesi Antlaşması  imzalandı .
* İtalya, Anadolu’dan   tamamen çekilmiştir .

* Sovyet Rusya’ya bağlı olan  Ermenistan, Gürcistan ve Azerbaycan ile  doğu sınırımızı keisnleştiren  Kars Antlaşması imzalanmıştır .

* İngiltere, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne ve  Yunanistan'a Ateşkes teklifinde bulunmuştur.
* Fransa ile Ankara Antlaşması yapıldı.  Ankara Antlaşması’na göre şunlar gerçekleşmiştir:
-  Sülayman  Şah’ın kabrinin olduğu Caber Kalesi  Türk toprağı sayılacaktır .
* Hatay, Fransız mandasında Suriye’ye verilmiştir . Hatay’ın Suriye’ye verilmesi ile  Misakimilli’den  ikinci taviz  verilmiş oldu . 
Not: Misakımilliden verilen ilk taviz ise Batum’un Gürcistan’a verilmesidir.
Not: Anadou'dan çekilen ilk İtilaf Devleti İtalya olmuştur.

Devamını Oku
    0

Atatürk'ün Devletçilik İlkesi İle İlgili Sözlerini Yazınız .


Atatürk'ün  Devletçilik İlkesi İle İlgili Sözlerini Yazınız .

Türkiye'de 1930 tarihinden itibaren Devletçilik ilkesi uygulanmaya başlamıştır . Devlet vatan  denilen  coğrafyada hayatını sürdüren  milletler topluluğunun  oluşturduğu kurumsal varlıktır . Devletçilik ilkesinin amacı şudur :  Türk Milletinin refah seviyesini  yükseltmektir .
Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Devletçilik ilkesi ile ilgili sözleri şunlardır:
*'' Devletçiliğin bizce manası şudur: Fertlerin hususî teşebbüslerini ve faaliyetlerini esas tutmak, fakat büyük bir milletin bütün ihtiyaçlarını ve bir çok şeylerin yapılmadığını göz önünde tutarak, memleketin iktisadiyatını devletin eline almak''.
* '' Kesin zaruret olmadıkça, piyasalara karışılmaz; bununla beraber, hiçbir piyasa da başıboş değildir.''

* '' Şimdi arkadaşlar, ekonomik hayatımızı gözden geçireceğim. Derhal bildirmeliyim ki ben ekonomik hayat denince, ziraat, sanayi faaliyetlerini ve bütün nafia (bayındırlık) işlerini birbirinden ayrı düşünülmesi doğru olmayan bir kül (bütün) sayarım. Bu vesile ile şunu da hatırlatmalıyım ki, bir millete müstakil (bağımsız) hüviyet ve kıymet veren siyasî varlık makinesin de, devlet, fikir ve ekonomik hayat mekanizmaları, birbirine tâbidirler.

O kadar ki cihazlar birbirine uyarak aynı âhenkte çalıştırılmazsa, hükûmet makinesinin motris (önde gelen sürükleyici) kuvvet israf edilmiş olur; ondan beklenen tam verim elde edilemez. Onun içindir ki, bir milletin kültür seviyesi üç sahada, devlet fikir ve ekonomi sahalarındaki faaliyet ve başarılar neticelerinin hâsılası ile ölçülür''
*  ''Gelecek yıllar içinde Hazine’nin kudretini muhafaza etmek, sizin en mühim işiniz olacaktır. Millî paramızın fiilen müstekar olan kıymeti, muhafaza olunacaktır''.
* '' Cumhuriyetimiz henüz çok  gençtir. Maziden  kendine miras kalan  bütün hayati işler, zamanın mecburiyetlerini tatmin edecek  derecede değildir. Siyasi ve fikri hayatta olduğu gibi iktisadi işlerde de  fertlerin  teşebbüslerinin neticesini beklemek doğru olamaz. Mühim ve  büyük işleri,  ancak milletin toplam servetine ve devletin bütün teşkilat ve kuvvetine dayanarak milli egemenliğin uygulanmasını ve  yürütülmesini  düzenlemekle görevli lan hükumetin mümkün olduğu kadar  üzerine alıp başarması tercih olunmalıdır. Diğer bazı devletlerin  ikinci derecede  görebileceği ve fertlerin  teşebbüslerine bırakılmasında beis olmayan  işlerden birçoğu, bizim için hayatidir ve  birinci dereceden  mühim devlet  vazifeleri arasında sayılmalıdır. Türkiye Cumhuriyeti'ni idare edenlerin, demokrasi esasından  ayrılmakla beraber devletçilik  prensibine uygun yürümeleri, bugün  içinde bulunduğumuz hallere, şartlara ve mecburiyetlere uygun olur.''
*   '' Prensip olarak, devlet, ferdin yerine kaim olmamalıdır. Fakat ferdin inkişafı için umumî şartları göz önünde bulundurmalıdır. Bir de, ferdin şahsî faaliyeti, iktisadî terakkinin esas menbaı olarak kalmalıdır. Fertlerin inkişafına mâni olmamak, onların her noktai nazardan olduğu gibi, bilhassa iktisadî sahadaki hürriyet ve teşebbüsleri önünde devlet kendi faaliyeti ile bir mâni vücuda getirmemek, demokrasi prensibinin mühim esasıdır.''

Devamını Oku
    0

Atatürk'ün İnkılapçılık İlkesi İle İlgili Sözlerini Yazınız .


Atatürk'ün İnkılapçılık İlkesi İle İlgili Sözlerini Yazınız .

Atatürk'ün yaptığı inkılaplar birbirini tamamlar nitelikte inkılaplardır . Bu inkılaplar gücünü halktan almıştır , çağdaşlama amaç edinilmiştir , Türk halkının gereksinimlerinden ortaya çıkmıştır , yenilikçiliği benimser ,  değişim ve gelişimden yanadır , dogmatik düşüncelere karşıdır . İnkılaplar yapılmadan önce  kamuoyu oluşturulmuş ve halk bilinçlendirilmiştir . İnkılapçılık ilkesi ile doğrudan  ilgili olan inkılaplar ise şunlardır :
* Takvim
* Saat
* Ölçü
* Hafta  tat,lindeki değişiklikler
* Rakam.

Ulu Önder Mustafa Kemal'in  inkılapçılık ile ilgili sözleri şunlardır:
* '' Biz büyük bir inkılap yaptık. Memleketi bir çağdan alıp yeni bir çağa götürdük. Birçok eski müesseseleri  yıktık... En ileri demokrasilerde bile rejii korumak için , sert tedbirlere müracaat edilmiştir. Bize gelince inkılabı kouyacak tedbirlere  daha çok muhtacıcız.''

*   Benim yaptıklarım  birbirine bağlı ve  lüzumlu işlerdir.''
* ''Kan ile yapılan inkılâplar daha sağlam olur, kansız inkılâplar ebedileştirilemez Fakat biz inkılâba ulaşmak için lüzumu kadar kan döktük Bu kanlarımız, yalnız muhabere meydanlarında değil, aynı zamanda memleketin dahilinde de döküldü Biliyorsunuz ki Hendek’te, Bolu’da, Konya’da, Yozgat’ta vesair memleketlerimizde bir çok isyanlar meydana geldi Ve bunların hepsi bastırıldı Temenni ederim ki, bu dökülen kanlar yeterli olsun ve bundan fazla kan dökülmesin…''
* '' Türk ulusu çok büyük olaylarla isbat etti ki, yenilikçi ve devrimci bir ulustur Son senelerden önceki devirlerde de ulusumuz yenileşme yolları üzerinde yürümeye, sosyal devrime girişmemiş değildir Ama gerçek yararlar görülemedi Bunun sebebini araştırdınız mı? Bu sebep işe esasından, temelinden başlanmamış olmasıdır.''
* '' Biz büyük bir inkılâp yaptık. Memleketi bir çağdan alıp yeni bir çağa götürdük.''
* '' Yaptığımız ve yapmakta olduğumuz inkılâpların, (devrimlerin) gayesi Türkiye Cumhuriyeti halkını tamamen çağdaş ve bütün anlam ve görüşleriyle uygar bir toplum haline ulaştırmaktır. ''
* '' Uçurumun kenarında yıkık bir ülke… Türlü düşmanlarla kanlı boğuşmalar… Yıllarca süren savaş Ondan sonra, içeride ve dışarıda saygı ile tanınan yeni vatan, yeni sosyete, yeni devlet ve bunları başarmak için arasız devrimler İşte Türk genel devriminin bir kısa deyimi.''
* '' “Devrim kanunu, mevcut kanunların üstündedir Bizi öldürmedikçe, bizim kafalarımızdaki akımı boğmadıkça, başladığımız devrim ve yenilik bir an bile durmayacaktır Bizden sonraki dönemlerde de böyle olacaktır.''
* '' Büyük olaylar; düşüncelerde büyük devrimler yapar.''
* ''  Bilelim ki, kazandığımız başarı ulusun kuvvetlerini birleştirmesinden ileri gelmiştir Aynı başarıları ileride de kazanmak istiyorsak, aynı temele dayanalım ve aynı yolda yürüyelim.''

Devamını Oku
    0

Atatürk'ün Milliyetçilik İle İlgili Sözlerini Yazınız .


Atatürk'ün Milliyetçilik İle İlgili Sözlerini Yazınız .

Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk Türk milletini '' Milletler  topluluğu içinde , Türkiye Cumhuriyeti'ni  kuran  Türkiye halkına  Türk  milleti denir'' şeklinde tanımlamıştır .  Atatürk milliyetçiliğinde ırkçılık yoktur . Barışçıl ve insancıl bir milliyetçilik güdülür . Bağımsızlıkçıdır . Dünyadaki tüm milletlerin haklarına saygı gösterilir .
Atatürk'ün milliyetçilik ile ilgili sözleri şunlardır :
* '' Anasının ve babasının  asilliği ile iftihar eden Teodoz, İtalya Yarımadası'na, inmek isteyen  Türk Atilla'ya barış görüşmesinden önce sormuş: '' Siz  hangi asil  ailedensiniz?'' Atilla da ona lu cevabı vermiştir: '' Ben asil  bir milletin  evladıyım!'' İşte benim cevabım da size budur!'' demiştir Gazi Mustafa Kemal Atatürk

* '' Türk milliyetçiliği, ilerleme ve gelişme yolunda ve beynelmilel temas ve münasebetlerde, bütün muasır milletlere muvazi ve onlarla bir ahenkte yürümekle beraber, Türk içtimaî heyetinin hususî seciyelerini ve başlı başına müstakil hüviyetini mahfuz tutmaktır.''
1930

*  ''Biz doğrudan doğruya milliyetperveriz ve Türk milliyetçisiyiz. Cumhuriyetimizin dayanağı Türk topluluğudur. Bu topluluğun fertleri ne kadar Türk kültürüyle dolu olursa, o topluluğa dayanan cumhuriyet de o kadar kuvvetli olur.''
1930.
* '' Türklerin vatan sevgisiyle dolu olan göğüsleri düşmanların melun ihtiraslarına karşı daima demirden bir duvar gibi yükselecektir.''
1921.
* ''  Ne mutlu Türküm diyene!''
1933.
* ''  Yurt toprağı! Sana herşey feda olsun. Kutlu olan sensin. Hepimiz senin için fedaiyiz. Fakat sen Türk milletini ebedî hayatta yaşatmak için feyizli kalacaksın. Türk toprağı! Sen, seni seven Türk milletinin mezarı değilsin. Türk milleti için yaratıcılığını göster.''
* ''  Türk milleti, millî hissi; dinî hisle değil, fakat insanî hisle yanyana düşünmekten zevk alır. Vicdanında millî hissin yanında, insanî hissin şerefli yerini daima muhafaza etmekle övünür. Çünkü Türk milleti bilir ki, bugün medeniyetin yolunda bağımsız ve fakat kendileriyle paralel yürüdüğü umum medenî milletlerle karşılıklı insanî ve medenî münasebet, elbette gelişmemize devam için lâzımdır ve yine malûmdur ki; Türk milleti, her medenî millet gibi, mazinin bütün devirlerinde keşifleriyle, yeni buluşlariyle medeniyet âlemine hizmet etmiş insanların, milletlerin kıymetini takdir ve hâtıralarını hürmetle muhafaza eder. Türk milleti, insaniyet âleminin samimî bir alisedir.''
1930
* '' Bize milliyetçi derler. Ama, biz öyle milliyetçileriz ki, bizimle işbirliği eden bütün milletlere hürmet ve riayet ederiz. Onların milliyetlerinin bütün icaplarını tanırız. Bizim milliyetçiliğimiz herhalde hodbince ve mağrurca bir milliyetçilik değildir.''
1920
* '' Milletin varlığını devam ettirmek için fertleri arasında düşündüğü müşterek bağ, asırlardan beri gelen şekil ve mahiyetini değiştirmiş, yani millet, dinî ve mezhebî bağlar yerine Türk milliyeti bağı ile fertlerini toplamıştır.''
 1925
* '' Bir milletin ruhu zaptolunmadıkça, bir milletin azim ve iradesi kırılmadıkça o millete hâkim olmanın imkânı yoktur. Halbuki asırların yarattığı millî bir ruha, kuvvetli ve daimi bir millî iradeye hiçbir kuvvet karşı koyamaz.''
* ''  Milletin toplumsal düzen ve sükûnu, hal ve istikbalde refahı, saadeti, selâmeti ve masumiyeti, medeniyette ilerleme ve yükselmesi için insanlardan, her hususta alâka, gayret, nefsin feragatini ve icabettiği zaman seve seve nefsinin fedasını talep eden, millî ahlâktır. Mükemmel bir millette, millî ahlâkiyet icapları, o millet fertleri tarafından âdeta muhakeme edilmeksizin vicdanî, hissî bir şevkle yapılır. En büyük millî heyecan işte budur.Millî ahlâkımız, medenî esaslarla ve hür fikirlerle beslenmeli ve takviye olunmalıdır. Bu çok mühimdir; bilhassa dikkatinizi çekerim. Tehdit esasına dayanan ahlâk, bir fazilet olmadıktan başka itimada da lâyık değildir.''
* ''  Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça, daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.''
1924
* '' Gerektiği zaman vatan için bir tek fert gibi yekpare azim ve karar ile çalışmasını bilen bir millet elbette büyük istikbale lâyık ve namzet olan bir millettir.''
1927

Devamını Oku
    0

Atatürk'ün Halkçılık İlkesi İle İlgili Sözlerini Yazınız .


Atatürk'ün Halkçılık İlkesi  İle İlgili Sözlerini Yazınız .

 Halkçılık ilkesi Cumhuriyetçilik ve Milliyetçiliğin  doğal sonucu olarak ortaya çıkmıştır . Yurttaşların  din, dil ve ırk ayrımı gözetmeksizin  hukuk önünde eşitliği savunulur . Sosyal devlet anlayışını benimser . Sınıfsız bir toplum yapısını savunur . Halk egemenliğne dayanan  yönetim anlayışını ilke edinir . Toplumsal dayanışma , birlik ve beraberliği savunur .
Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal'in  Halkçılık ilkesi ile ilgili sözleri şunlardır:
* '' Ulusumuzun bu günkü yönetimi, gerçek anlamı ile bir halk yönetimidir. Ve bu yönetim tarzı, esası danışma olan Şûra yönetiminden başka bir şey değildir.''

* '' Türkiye devleti bir halk devletidir, halkın devletidir. Geçmişteki kuruluşlar ise bir şahıs devleti idi, şahısların devleti idi.''
* ''  ''İç siyasetimiz de ilkemiz olan halkçılık, yani milletin bizzat kendi geleceğine sahip olması esası anayasamız ile tespit edilmiştir.''

* ''  Bizim görüşümüz-ki halkçılıktır– kuvvetin, kudretin, egemenliğin, yönetimin doğrudan doğruya halka verilmesidir, halkın elinde bulundurulmasıdır. Yine şüphe yok ki bu dünyanın en kuvvetli bir esası, bir ilkesidir.''
* ''  Bizim düşüncemizde; çiftçi, çoban, işçi, tüccar, sanatkâr, asker, doktor kısaca herhangi bir toplumsal kurumda çalışan bir vatandaşın hak, çıkar ve hürriyeti eşittir.”
* ''Halkçılık, toplumsal düzenin çalışmasına, hukukuna dayandırmak isteyen bir sosyal sistemdir. Efendiler biz bu hakkımızı korumak, istiklâlimizi emin bulundurabilmek için genel kurulumuzca, milli kurulumuzca bizi mahvetmek isteyen emperyalizme karşı ve bizi yutmak isteyen kapitalizme karşı milletçe savaşmayı gerekli gören bir yolu takip eden insanlarız.''
* '' Türkiye Cumhuriyeti halkını ayrı ayrı sınıflardan oluşmuş değil fakat kişisel ve sosyal hayat için işbölümü itibariyle çeşitli mesleklere ayrılmış bir toplum olarak görmek esas prensiplerimizdendir.''
* '' Örgüt, baştan sona kadar halk örgütü olacaktır. Genel idareyi halkın eline vereceğiz. Bu toplumda hak sahibi olmak, herkesin gayretli olması esasına dayanacaktır. Ulus hak sahibi olmak için çalışacaktır.''
* '' “Herhalde halkımızı idare ile yakından ilgilendirmek, yani idareyi doğrudan doğruya halkın eline verebilecek bir idare şeklini tesis etmek hem ulusal egemenliğin gerçek olarak temsili ve hem de bu sayede halkın benliğini anlaması itibarıyla gerekli idi. İşte bu düşüncelerin, bu araştırmalardan esinlenerek olarak proje yapılmıştı.''
* '' Cumhuriyet ulusal egemenlik temeline dayanan halk hükümetidir.'' 

Devamını Oku
    0

Atatürk'ün Laiklik İle İlgili Sözlerini Yazınız .


Atatürk'ün  Laiklik İle İlgili Sözlerini Yazınız .

Din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması , vicdan ögürlüğü , akılcılık ve bilimsellik laikliğin temel esaslarıdır . Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk her zaman laikliği savunmuş ve Türkiye Cumhuriyeti'nin de bu doğrultuda hareket etmesini istemiştir . Mustafa Kemal dine karşı olmamış, dini siyasete alet edenlere karşı olmuştur .   Mustafa Kemal Atatürk'ün laiklik ile ilgili sözleri  şunlardır:
 *   Laiklik, yalnız din ve dünya işlerinin ayrılması demek değildir. Tüm yurttaşların vicdan, ibadet ve din özgürlüğü de demektir.

* '' Bugün ilmin, fennin, bütün kapsamıyla medeniyetin saçtığı ışık karşısında filan veya falan şeyhin irşadıyla maddi ve manevi saadet arayacak kadar ilkel insanların medeni Türk toplumunda var olabileceğini asla kabul etmiyorum.''

*'' Laiklik asla dinsizlik olmadığı gibi, sahte dindarlık ve büyücülükle mücadele kapısını açtığı için, gerçek dindarlığın gelişmesi imkanını temin etmiştir. Laikliği dinsizlikle karıştırmak isteyenler, İlerleme ve canlılığın düşmanları ile gözlerinden perde kalkmamış doğu kavimlerinin fanatiklerinden başka kimse olamaz.''

*''  Her fert, istediğini düşünmek, istediğine inanmak, kendine mahsus siyasi bir fikre malik olmak, mensup olduğu bir dinin icaplarını yapmak veya yapmamak hak ve hürriyetine maliktir. ''
* ''Efendiler ve ey millet; biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti, şeyhler, müritler memleketi olamaz. En doğru, en hakiki yol medeniyet yoludur.''
* ''Din ve mezhep herkesin vicdanına kalmış bir iştir. Hiç kimse hiçbir kimseyi, ne bir din, ne de bir mezhebi kabul etmeye zorlayabilir. Din ve mezhep hiçbir zaman politika aleti olarak kullanılamaz.''
* '' Bizim dinimiz hiçbir vakit kadınların erkeklerden geri kalmasını talep etmemiştir. Allah'ın emrettiği şeyi, kadın ve erkek beraber olarak ilim ve kültür edinmeleridir. Kadın ve erkek, bu ilim ve kültürü aramak ve nerede olursa oraya gitmek ve onunla dolu olma zorundadır. İslam ve Türk tarihi tetkik edilirse görülür ki bugün kendimizi bir türlü kayıtları bağlı zannettiğimiz şeyler yoktur. Türk sosyal hayatında kadınlar ilim, kültür ve diğer hususlarda erkeklerden katiyen geri kalmamışlardır. Belki daha ileriye gitmişlerdir.''

* ''  Din bir vicdan meselesidir. Herkes vicdanının emrine uymakta serbesttir. Biz dine saygı gösteririz. Düşünüşe ve düşünceye karşı değiliz. Biz sade din işlerini, millet ve devlet işleriyle karıştırmamaya çalışıyor, kasıt ve fiile dayanan tutucu hareketlerden sakınıyoruz. Gericilere asla fırsat vermeyeceğiz.''
* '' Softa sınıfının din simsarlığına izin verilmemelidir. Dinden maddi menfaat temin edenler. İğrenç kimselerdir. İşte bu duruma karşıyız ve buna müsaade etmiyoruz. Bunun gibi bağlı bulunmakla inanmış ve mutlu olduğumuz İslam dinini, yüzyıllardan beri alışılmış olduğu üzere, bir politika aracı durumundan kurtarmak ve yükseltmek gerektiği gerçeğini görüyoruz. Kutsal ve tanrısal olan inanç ve vicdanlarımızı karışık ve türlü renkte bulunan ve her türlü çıkarlar ve tutkuların alanı olan siyasetten ve siyasetin bütün ögelerinden bir an önce kesinlikle kurtarmak, milletin dünya ve ahiret mutluluğunun emrettiği bir zorunluluktur. Ancak böylece İslam dininin yüceliği gerçekleşir. ''

* '' Bizim dinimiz en makul ve en tabii bir dindir. Ve ancak bundan dolayıdır ki son din olmuştur. Bir dinin tabi olması için akla, fenne, ilme ve mantığa uyması lazımdır. Bizim dinimiz bunlara tamamen uygundur.''

* '' Büyük dinimiz çalışmayanın insanlıkla hiç ilgisi olmadığını bildiriyor. Bazı kimseler çağdaş olmayı kafir olmak sayıyorlar. Asıl küfür onların bu zannıdır. Bu yanlış tefsiri yapanların maksadı İslam'ın kafirlere esir olmasını istemek değil de nedir? Her sarıklıyı hoca sanmayın, hoca olmak sarıkla değil, dimağladır. ''

* ''  Bizi yanlış yola sevk eden soysuzlar bilirsiniz ki, çok kere din perdesine bürünmüşler, saf ve temiz halkımızı hep din kuralları sözleriyle aldata gelmişlerdir. Tarihimizi okuyunuz, dinleyiniz... Görürsünüz ki milleti mahveden, esir eden, harabeden fenalıklar hep din örtüsü altındaki küfür ve kötülükten gelmiştir.''


Devamını Oku
    0

Atatürk'ün Cumhuriyetçilik İle İlgili Sözlerini Yazınız .


Atatürk'ün Cumhuriyetçilik İle İlgili Sözlerini Yazınız .

Cumhuriyet en iyi yönetim şeklidir .  Cumhuriyet ile yönetilen ülkelerde insan haklarına önem verilir . Çünkü halkın iradesi her zaman önemlidir . Bunun için Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal her zaman Cumhuriyetten yana olmuştur ve  onu Türk gençlerine  emanet etmiştir . Gazi Mustafa Kemal'in Cumhuriyetçilik ile ilgili sözleri şunlardır :

*'' Cumhuriyet nedir ve sultanlıktan farkı nedir?" "Cumhuriyet fazileti ahlakiyeye müstenit bir idaredir. Cum­huriyet fazilettir. Cumhuriyet idaresi faziletli ve namuskâr insanlar yetiştirir. Sultanlık korkuya, tehdide müstenit olduğu için korkak, rezil, zelil, sefil insanlar yetiştirir. Aradaki fark bunlardan ibarettir.''


* ''Cumhuriyet rejimi demek, demokrasi sistemiyle devlet şekli demektir.''       
* “Cumhuriyet, yüksek ahlaki değer ve niteliklere dayanan bir idaredir. Cumhuriyet fazilettir.”


*  ''Demokrasi prensibinin en asri ve mantıki tatbikini temin eden hükumet şekli cumhuriyettir." "Bugünkü hükumetimiz, devlet teşkilatımız doğrudan doğru­ya milletin kendi kendine, kendiliğinden yaptığı bir devlet ve hükumet teşkilatıdır ki, onun adı cumhuriyettir. Artık hükumet ile millet arasındaki geçmişteki ayrılık kalmamıştır. Hükumet millet ve millet hükumettir.''

*  Türk Milleti'nin karakterine ve adetlerine en uygun olan idare, Cumhuriyet ilkesidir.”

* Cumhuriyet düşünce, beden ve bilim bakımından güçlü koruyucular ister.

* Benim naçiz vücudum bir gün elbet toprak olacaktır.Fakat,Türkiye Cumhuriyeti sonsuza kadar ayakta kalacak ve Türk ulusu güven ve mutluluğunu sağlayan ilkelere uygarlık yolunda yürümeye devam edecektir.

* Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir''


Devamını Oku
    0

Atatürk'ün İlkelerini Çağrıştıran Anahtar Kelimeleri Yazınız .


Atatürk'ün İlkelerini  Çağrıştıran Anahtar Kelimeleri Yazınız .

1) Cumhuriyetçilik ilkesini çağrıştıran kelimeler şunlardır :
 Seçme, seçilme, TBMM, oy, rey, milli egemenlik,  milletvekili, parlemento, mabus, meclis,  milli irade, halkçılık, çoğulculuk,saltanat,  demokrasi,  temsil, katılım vb gibi kelimelerdir.

2) Milliyetçilik ilkesini çağrıştıran kelimeler şunlardır :
 Türk, özgü, öz, has, kendi, birlik, beraberlik, tarih, kültür,  ırk, dil,, milli, ulus, bağımsızlık, etnik gibi kelimelerdir.


3) Laiklik ilkesini çağrıştıracak  kelimeler şunlardır :
  İnanç, ibadet, batıl, teokrasi, ümmet, islam,müslüman, mantık, bilim, din, vicdan, tabu, dogma, hurafe, bilim, akıl, batıl gibi kelimelerdir.

4) Halkçılık ilkesini çağrıştıran kelimeler şunlardır :
Sınıf, zümre, halk  egemenliği, cumhuriyet, sosyal devlet, kaynaşma, adalet, imtiyaz, zümre, çatışma, ayrıcalık, hukuk, köylü, işçi.

5) Devletçilik ilkeisni çağrıştıran kelimeler şunlardır:
Fabrika, iktisat, sosyal devlet, fert, kalkınma, sanayi, endüstri, devlet, teşebbüs,  karma, yatırım, ekonomi,

6) İnkılapçılık ilkesini çağrıştıran kelimeler şunlardır:
 Çağdaş, yeni, bilim, akıl, durağan, dogma, modern, uygar, medeniyet, medeni, garp, ileri, statüko, dinamizm, batı, gelişim, muasır, değişim, asri, akıl, bilim gibi kelimeler de Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatük'ün ilkelerinden inkılapçılık ilkeisni çağrıştıracak kelimelerdir.
Sorulara baktığımızda bu kelimeleri  aklımızda tuttuğumuz zaman soruları daha rahat çözebiliriz.
Devamını Oku
    0

Memleketimizin En Bakımlı , En Şirin , En Güzel Yerlerini Üç Buçuk Kirli Ayaklarıyla Çiğneyen Düşmanı Mağlup Eden Zaferin Sırrı Nerededir Bilir Misiniz ? Orduların Sevk ve İdaresinde Bilim ve Teknik Prensiplerini Rehber Kabul Etmektedir . Atatürk'ün Bu Sözünü Açıklayınız .


Memleketimizin En Bakımlı , En Şirin , En Güzel Yerlerini Üç Buçuk Kirli Ayaklarıyla Çiğneyen  Düşmanı Mağlup Eden  Zaferin Sırrı Nerededir Bilir Misiniz ? Orduların Sevk ve İdaresinde Bilim ve  Teknik Prensiplerini Rehber Kabul Etmektedir . Atatürk'ün Bu Sözünü Açıklayınız .

Vatanımızın  cennet topraklarını işgal eden düşmanları yenmenin tek sırrı ordumuzun disiplinli bir şekildeçalışması , azimli ve kararlı olmasıdır .

Bilimsel gelişmeleri takip eden,  askeri alanda ortaya çıkan bilimsel gelişmeleri  inceleyen ordumuz da düşmanı  vatanımızdan kovmuştur.  Askeri alanda dünyada olan gelişmeleri takip etmeliyiz.

Disiplinli ordu , başarılı ordu ancak bilim ve teknik gelişmeleri takip etmekle ortaya çıkar . Ordumuzun daha güçlü olması için , dünyada birinci sıraya gelmesi için kendi  silahlarımızı ,  tanklarımızı , ulaşım araçlarımızı üretmeliyiz .  Dünyadaki askeri yönden  gelişmeleri , yenilikleri takip etmeliyiz . Gelişmiş ülkelerin orduları hangi teçhizatı kullanıyor ,  neler üretiyor bu konuda düşünmeliyiz ve bizler de bu alanda çalışmalar yaparak dünyaya örnek bir ordu olmaya çalışmalıyız . Çünkü ordumuz ancak bilim ve teknoloji ile gelişir ve düşmanı yok eder . Güzel memeleketimizin bir daha işgal altında olmaması için  gözümüzü açık tutmalıyız .  Dünyadaki tüm gelişmeleri takip etmeliyiz , deney ve gözlemler yapmalıyız , araştrımalarda bulunmalıyız ve gelişmeye ve ilerlemeye devam etmeliyiz .

Devamını Oku
    0

Atatürk'ün İkinci Dünya Savaşı'na Yol Açan Gelişmelere Yönelik Değerlendrimeleri Nelerdir ? Bu Değerlendirmeleri Onun İleri Görüşlülüğü Açısından Değerlendiriniz .


Atatürk'ün İkinci Dünya Savaşı'na Yol Açan  Gelişmelere Yönelik Değerlendrimeleri Nelerdir ? Bu Değerlendirmeleri  Onun  İleri Görüşlülüğü  Açısından Değerlendiriniz .

Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk ileride bir dünya savaşı daha çıkacağını söyleyerek 2. Dünya Savaşı'ndan bahsetmiştir . Gerçekten de Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal'in de dediği gibi 2 . Dünya Savaşı gerçekleşmiştir .  2. Dünya Savaşı'da yaşanacak olan olaylar hakkında söylediği sözler de doğru çıkmıştır ve bu da onun ne kadar zeki ve ileri görülü olduğunun en belirgin kanıtıdır .

Atatürk bu savaşın 1940-1946 yılları arasında yaşanacağını söylemiştir .Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk şu sözü söylemiştir :

''  Atatürk, 1938’de ’’Çok geçmeden Avrupa’da bir fırtına kopacak, bu müthiş fırtına dünyanın her tarafına yayılacak ve insanlık bir savaş felaketinin bütün kötülükleriyle bir daha karşılaşacaktır . diyordu. ’’Bu tehlikeli durumda tarafsız kalmak,savaşa katılmamak , barış içinde yaşamaya çabalamak bizim için hayati önem taşımaktadır.’’ sözü ile de Türkiye’nin savaş karşısında izlediği politikayı çok önceden belirlemiştir .
'' Atatürk , 1938 yılında hasta yatağında Afet İnan’a şu sözleri not ettirmiştir : ‘‘Devletler, ikinci Dünya Savaşın’a hazırlanıyor . Biz bu durumda iki konuya önem vermeliyiz: birincisi, doğu ve batı komşularımız olduğu gibi öteki devletlerle kurduğumuz anlaşmaları güçlendirmek,ikincisi ise yurdumuzun ekonomik durumunu geliştirmek ve bu bakımdan ekonomik planlarımızı uygulamaktır.’’ Ayrıca ; ’’ Bir dünya savaşı olacaktır. Bu savaş sonucunda dünyanın durumu ve dengesi baştan başa değişecektir. İşte bu devre halinde başımıza büyük felaketlerin gelmesi mümkündür.’’ demiştir.''
Atatürk bu savaşta dikkatli olmamız gerektiğini  söylemiş ve milletini uyarmıştır . 

Devamını Oku
    0

Atatürk Döneminde Kurulan Bankalar Hakkında Bilgi Veriniz

Atatürk Döneminde Kurulan Bankalar Hakkında Bilgi Veriniz 

Atatürk Döneminde Kurulan Bankalar :
4) Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (  11 Haziran 1923)
- Devlet adına para  basmakla yetkili olan  bankadır . Merkez Bankası kurulunca  Osmanlı Bankasının  para basma yetkisi sona ermiştir .
- Para politikasını belirler .
- Hükumet ile birlikte Türk parasının  değerini korumak ile görevlidir .
- Bankalar arası uyum ve eş güdümü sağlar .
- Enflasyona karşı mücadele eder .
- Döviz ve altın  rezervlerini  idare eder .

1) İş Bankası: ( 26 Ağustos 1924)
-  Cumhuriyet  Dönemi'nde Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından kurulan  ilk banka İş Bankası'dır.
-  İş Bankası'nın ilk genel müdürü Celal Bayar'dır.

- Hükumet kararı ile kurulmuştur fakat  özel teşebbüs bankasıdır .
- Yerli teşebbüse  kredi yardımı ve  sermaye yardımı sağlamak amacı ile kurulmuş bir bankadır .
- Milli tasarrufun gelişmesine öncülük etmiştir.
2) Sanayi ve Maden Bankası (  19 Nisan 1925)
-  Sanayi işletmelerine ekonomik destek olmak amacı  ile kurulmuştur.
-Görevleri şunlar olmuştur:  Sanayi tesisleri kurmak, maden işletmeciliği yapmak ve bankacılık faaliyetlerinde  bulunmaktır.
- Sanayi ve Maden Bankası 1932 tarihinde  Türkiye Sanayi Kredi Bankası adını almıştır. 1933 tarihinde ise bu bankanın mal varlığı Sümerbank'a  devredilmiştir .
3) Emlak ve Eytam Bankası:  (22 Mayıs 1926):
- Halkın yapacağı inşaatlara destek  sağlamak ve yurttaşlara kredi desteği  sağlamak amacı ile kurulmuştur.

5) Sümerbank:  (1933):
- Cumhuriyet Dönemi sanayinin  yapılanmasına büyük katkılar sağlamıştır.
- Sümerbank'ın görevleri şunlar olmuştur: Teknik personel yetiştirmek, milli  sanayi geliştirmek için gerekli önlemler almak, devlet işletmelerinin  projelerini hazırlamak, özel sektör işletmelerine yardımcı olmak,  bankacılık hizmetlerinde bulunmak, devlet sanayi ofisinden aldığı  fabrikaları işletmek
Atatürk Dönemi’nde kurulan diğer bankalar ise şunlardır:
* Belediyeler  ( İller ) Bankası (1933)
* Eti Bank ( 1935)
* Deniz Bank ( 1937)
* Halk Bankası ( 1938)


Devamını Oku
    0

"Biz Türkler Ruhen Demokrat Doğmuş Bir Milletiz" Sözünü Açıklayın


"Biz Türkler Ruhen  Demokrat Doğmuş Bir Milletiz" Sözünü Açıklayın  

Ulu Önder  Gazi Mustafa Kemal Atatürk : '' Biz Türkler ruhen demokrat doğmuşuz '' sözü ile  Türk Milleti'nin  kanında  demokratlığın olduğunu vurgulamak istemiştir . Demokrasinin temelinde ise eşitlik ve özgürlük vardır . Azınlıklar dışlanmaz . Azınlığın da  hakkı korunur . Türk Milleti de var olduğundan beri demokratik bir millet olarak yaşamaya devam etmiş ve etmeye de devam edecektir .

Demokrasinin en önemli özelliği ise şudur :  Azınlık haklarının ve özgürlüklerin güvence altına alınmasıdır .  Milletimiz her zaman adaletten yana olmuştur . Çünkü bizim kanımız her zaman adalet ile yoğrulmuştur .

Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal de burada biz Türklerin insan haklarına , insana,  değerlerine  ne kadar önem verdiğimizi anlatmak istemiştir . Türklerin demokrat bir millet olduğunu şu örnekler ile de daha anlaşılır bir hale getirebiliriz . İslamiyet Öncesi Türk devletlerinde devlet işleri Hakan başkanlığında toplanan  Toy , kurultay , Kengeş veya  Keneş denilen mecliste görüşülürdü . Meclise Hakanın yanı sıra  Hatun , hanedan üyeleri , boy beyleri ve ileri gelen devlet adamları  katılırdı .  Aslında  önemli devlet işlerinin  görüşüldüğü  bu meclise boy beylerinin de katılması bu meclisin demokratik bir özelliğe sahip olduğunun kanıtıdır . Ayrıca Türk devletlerinde  halk başka milletlerdeki gibi sınıflara ayrılmamıştı . Sosyal devlet anlayışı hakim kılınmıştı . Yine baktığımızda Türk devletlerinden olan Hazarlar hoşgörüsü ile tanınır . Türk Devletlerinde  devlet işleri ve  toplum yaşantısı  töre denilen yazısız hukuk kurallarına göre düzenlenirdi . Törenin  eşitlik , adalet ,  iyilik ve erdemli olmak gibi  değişmezleri vardı . Baktığımızda  Osmanlı Devleti'nin önemli hükümdarlarından olan Fatih Sultan Mehmet , 2. Mahmut ve daha niceleri hoşgörülü bir yönetim tarzını benimsemişler ve insanların inançlarında özgürce yaşaması için onlara asla baskı yapmamışlardır . Adaletten yana olmuşlar,  insan haklarından yana  olmuşlardır . Bu ve bununla ilgili daha birçok örnek verebiliriz .

Devamını Oku
    0
© 2014 Sosyal Bilgiler. Designed by Bloggertheme9
Powered by Blogger.