İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Lozan Barış Antlaşması İle  İlgili  Aşağıdaki  Soruları Cevaplayınız.

Lozan Barış Antlaşması İle İlgili Aşağıdaki Soruları Cevaplayınız.


Lozan Barış Antlaşması İle  İlgili  Aşağıdaki  Soruları Cevaplayınız.

1) Savaş Tazminatını kim ödedi?
Cevap:  Yunanistan, Anadolu’ya verdiği  zararların uluslar arası  hukuka  aykırı olduğunu kabul etmiştir. Bundan dolayı da  savaş tazminatı olarak  Karaağaç’ı Türkiye’ye  vermeyi kabul etmiştir. Ülkemiz de Birinci Dünya Savaşı’nda yaşanan kayıptan ötürü İtilaf Devletleri’ne  savaş tazminatı ödemeyecektir. Osmanlı Devleti  ise İngiltere’ye  gemi satın almak için  verdiği paraları geri almayacaktır.

2) Adalar nasıl paylaşıldı?
 Cevap:
* Rodos ve On İki Ada İtalya’ya verilecektir.
* Gökçeada ( İmroz), Bozcaada ve Tavşan Adası Türkiye’de kalacaktır.
* Diğer Ege Adaları ise Yunanistan’a bırakılacaktır. Barışın devam etmesi için de  Sisam, Midilli, Sakız,  Nekerya Adaları  silahsızlandırılacak ve buralarda  askeri tesis kurulmayacaktır.
*  1878  yılında İngiltere tarafından Kıbrıs işgal edilmiştir ve Türkiye Büyük Millet Meclisi de  Kıbrıs’ın İngiltere’ye ait olduğunu  kabul etmiştir.
3) Boğazlar Sorunu Nasıl Çözüldü?
Cevap:
* Boğazlar silahtan arındırılacak ve tarafsız bölge haline gelecektir.
* Boğazlardan geçişi,  başkanlığını ülkemizin yapacaağı uluslaarası  bir  Boğazlar Komisyonu düzenleyecektir. Bunun uluslaarası olması  egemneliğimize terstir.
* Barış zamanında  Boğazlardan her  türlü ticari   ve sivil gemi, uçakların geçisi serbest olacak vb.  Yani Boğazlar Meselesi tam anlamıyla çözülememiştir. Boğazlar konusu  egemenlik haklarımızla çelişmiştir.

4) Lozan’da  Misak-i Milli  Dışında Kalan  yerler neresidir?
 Musul, Hatay, Ege Adaları ve  Batı Trakya sınırlarımız dışında kalmıştır.

Sizce de Sakarya  Meydan Savaşı  Ülkemiz İçin  Bir Ölüm Kalım Savaşı Sayılabilir Mi? Yorumlayınız.

Sizce de Sakarya Meydan Savaşı Ülkemiz İçin Bir Ölüm Kalım Savaşı Sayılabilir Mi? Yorumlayınız.


Sizce de Sakarya  Meydan Savaşı  Ülkemiz İçin  Bir Ölüm Kalım Savaşı Sayılabilir Mi? Yorumlayınız.

Sakarya Savaşı bence de bir ölüm kalım savaşıdır. Yunanistan ile Kütahya Eskişehir Savaşı yapılmış ve bu savaşın sonucunda düzenli ordumuz başarısız olmuştu. Bunun üzerine Yunanistan bundan güç alacak bir kez daha taarruza geçmiştir. Amaçları milletin iradesini yok etmek ve Ankara’yı ele geçirmekti. Sivrihisar’ı alan ve  Sakarya Nehri’nin doğusuna geçen Yunanlılar her geçen gün hedeflerine daha çok yaklaşıyordu. 

Milletimizin askeri açıdan umutları azalmıştı. Ölüm kalım  meselesiydi artık.  Bir şeyler yapılması gerekiyordu ve bunu yapan da  Ulu Önder Mustafa Kemal oldu. Mustafa Kemal Atatürk  askeri  açıdan umutların tükendiği anda savaşta taktik değiştirme yoluna gitmiştir.

Çizgi savunmasından  alan  savunmasına geçilmesini sağlamıştır. Böylece ordumuzun  bir bütün  halinde geriye çekilerek çizgi savunması yapması yerine,  geriye çekilmeden olduğu yerde savunma yapması benimsenmiştir. Yunanlılar  bizim taktik değiştirmemizden sonra taarruzdan savunmaya geçmek  zorunda kalmışlardır.  Bu savaş 22 gün sürmüş  ve  çok sayıda subayımız hayatını kaybetmiştir. Bundan dolayı da bu savaşa ‘’ Subay Harbi’’ de denilir. Bu savaşın kazanılmasından sonra halkın Türkiye Büyük Millet Meclisine olan güveni artmıştır. Düzenli ordular savunmadan taarruza geçmiş ve böylece İkinci Viyana Kuşatması’ndan itibaren başlayan geri çekilme sona ermiştir.

Savaş Devam Ederken  Top Sesleri Arasında Yapılan Kongreyi, Mustafa Kemal’in Eğitime Verdiği   Önem Açısından Değerlendiriniz.

Savaş Devam Ederken Top Sesleri Arasında Yapılan Kongreyi, Mustafa Kemal’in Eğitime Verdiği Önem Açısından Değerlendiriniz.


Savaş Devam Ederken  Top Sesleri Arasında Yapılan Kongreyi, Mustafa Kemal’in Eğitime Verdiği   Önem Açısından Değerlendiriniz.

Mustafa Kemal Atatürk Kurtuluş Savaşı’nın en önemli dönüm noktası olan Eskişehir Kütahya Savaşları devam ederken ‘’ Maarif Kongresi’nin’’ Toplanmasını sağlamıştır. Çünkü milletinin ne koşulda olursa olsun eğitime ihtiyacı olduğunu her zaman bilmiş ve bunun için de savaş anında bile eğitime devam ettirmiştir. Çünkü ona göre  ‘’ Silahla kazanılacak özgürlük ve bilim ve fenle kalıcı olacaktır.’’ demiştir. Eğitim bir milleti ya hür ya köle yapar. Bunun için de büyük lider her zaman eğitime önem vermiş ve ülkesinin her alanda geri kalmasını istememiştir.Mustafa Kemal’in eğitime verdiği önemi şu sözlerinden de anlayabiliriz:

‘’ Eğitimdir ki, bir ulusu ya özgür, bağımsız, şanlı, yüksek bir toplum olarak yaşatır ya da tutsaklığa ve düşkünlüğe sürükler.’’
* ‘’ Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.
İsterim ki, daima idealimi gençlere aşılayasınız ve daima korumak hususunda çalışasınız.’’
* ‘’ İlk ve orta öğretim mutlaka insanlığın ve medeniyetin gerektirdiği ilmi ve fenni versin fakat o kadar pratik bir şekilde versin ki çocuk okuldan çıktığı zaman aç kalmaya mahkûm olmadığına emin olsun.’’
* ‘’ Atatürk’e göre, ekonomide, sağlıkta, sanatta, sporda nerede bir problem varsa onun temelinde eğitim yatmaktadır.’’
* ‘’ Milli Eğitim’in gayesi yalnız hükumete memur yetiştirmek değil, daha çok memlekete ahlâklı, karakterli, cumhuriyetçi, inkılâpçı, olumlu, atılgan, başladığı işleri başarabilecek kabiliyette, dürüst, düşünceli, iradeli, hayatta rastlayacağı engelleri aşmaya kudretli, karakter sahibi genç yetiştirmektir. Bunun için de öğretim programları ve sistemleri ona göre düzenlenmelidir.’’

* ‘’ Bir yandan bilgisizliği ortadan kaldırmaya uğraşırken, bir yandan da memleket evladını toplumsal ve ekonomik hayatta aktif şekilde etkili ve verimli kılabilmek için zorunlu olan ilk bilgileri, uygulamalı bir biçimde vermek metodu eğitimimizin temelini oluşturmaktadır.’’
*  ‘’Şimdiye kadar uygulanan eğitim ve öğretim yöntemlerinin milletimizin geri kalmasında en önemli etken olduğu kanısındayım. Onun için bir milli eğitim programından söz ederken, eski devrin boş inançlarından ve yaratılışımızla hiç ilgisi olmayan yabancı fikirlerden, doğudan ve batıdan gelebilen bütün etkilerden tamamen uzak, milli karakterimiz ve milli tarihimizle uyumlu bir kültür kastediyorum. Çünkü milli dehamızın gelişmesi ancak böyle bir kültür ile sağlanabilir.’’
* ‘’ Dünya’da her şey için, medeniyet için, hayat için, başarı için en gerçek yol gösterici ilimdir, fendir. İlmin ve fennin dışında yol gösterici aramak gaflettir, cehalettir, doğru yoldan sapmaktır. Yalnız; ilmin ve fennin yaşadığımız her dakikadaki safhalarının sonuçlarını idrak etmek ve gelişmesini  zamanında takip etmek şarttır. Binlerce yıl önceki kuralları, bugün aynen uygulamaya kalkışmak elbette   ilmin ve fennin içinde olmak değildir. En önemli, en esaslı nokta eğitim meselesidir.’’

İstiklal   Marşı’nın  Sizi  Etkileyen Bölümü Hangisidir?  Bu  Bölümün Sizi Etkileme Nedeni Nedir?

İstiklal Marşı’nın Sizi Etkileyen Bölümü Hangisidir? Bu Bölümün Sizi Etkileme Nedeni Nedir?


İstiklal Marşı’nın  Sizi  Etkileyen Bölümü Hangisidir?  Bu  Bölümün Sizi Etkileme Nedeni Nedir?

İstiklal Marşı bizim milli marşımızdır. Bu marşı yazan  saygıdeğer üstadımız Mehmet Akif Ersoy  Yüce Allah’tan rahmet  dilerim. İstiklal Marşı’nın tüm bölümleri beni derinden  etkilemektedir ve duygulandırmaktadır fakat en çok etkilendiğim bölüm şu kıtadır: Bastığın yerleri toprak diyerek geçme diyor. Tanı düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı. Yani senin bastığın bu topraklar kutsal ve kan akıtılmış topraklardır. Bu topraklarda nice yiğitlerimiz, kadınlarımız, çocuklarımız yatmaktadır. Bu topraklar eğlence ile kazanılmamıştır. 

Bu toprakların  kazanılması için çeşitli acılar çekilmiş, nice şehitlerimiz olmuştur. Tanımalıyız, düşünmeliyiz bu toprağın altında yatan değerli şahsiyetleri. Binerce kişi kefensiz gömülmüştür toprağa, çünkü o yıllarda ülkemiz  maddi açılardan çok zorluklar çekmiştir. Sen şehit oğlusun , incitme atanı, verme dünyaları alsan da bu cennet vatanı. Nereden geldiğimizi, geçmişimizi , atalarımızı iyi bilmeliyiz. Onların emanetlerine sahip çıkmalıyız ve bu vatanın tek bir zerresini  bi le düşmanlara asla ve asla teslim etmemeliyiz. Sana dünyaları da verseler, önüne her şeyi de koysalar bu vatanı verme kimseye ve bu vatana sahip çık. Çünkü vatan  kolay kazanılmamıştır, bu vatanda asil askerlerimizin ruhları vardır, emanetleri vardır. Bu emanete her zaman sahip çıkmalıyız ve atalarımın kemiklerini asla sızlatmamalıyız.


Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.

Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celal?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal...
Hakkıdır, hakk'a tapan, milletimin istiklal!

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
'Medeniyet!' dediğin tek dişi kalmış canavar

Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın.
Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.
Doğacaktır sana va'dettigi günler hakk'ın...
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın

Bastığın yerleri 'toprak!' diyerek geçme, tanı:
Düşün altında binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şuheda fışkıracak toprağı sıksan, şuheda!
Canı, cananı, bütün varımı alsın da hüda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda

Ruhumun senden, ilahi, şudur ancak emeli:
Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.
Bu ezanlar-ki şahadetleri dinin temeli,
Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.

O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım,
Her cerihamdan, ilahi, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruh-i mücerred gibi yerden na'şım;
O zaman yükselerek arsa değer belki başım.

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal.
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal:
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, hakk'a tapan, milletimin istiklal!

Adına Şiirler Yazılan Şahin Bey Sizce Nasıl Bir Kahramandır?

Adına Şiirler Yazılan Şahin Bey Sizce Nasıl Bir Kahramandır?


Adına Şiirler Yazılan Şahin Bey Sizce Nasıl Bir Kahramandır?

Bu kaçıncı kurşundur
Bu kaçıncı  Bismillah
Bu kaçıncı ölüdür? Bir türkü söylenir siperlerde her sabah
Vurun Antepliler, namus günüdür
Ben Antepliyim, Şahin’im ağam
Mavzer omzuma yük
Ben yumruklarımla dövüşeceğim
Yumruklarım memleket kadar büyük.

Bu şiiri Gaziantep’te Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan okumuştur. Bana göre de Şahin Bey vatanına ve milletine aşk ile sevgi ile bağlanmış bir kahramandır.  Antep’teki düşmanları yurttan kovmak için var gücü ile  çalışmış ve  vatan uğrunda mücadele etmiş büyük bir vatanseverdir. O ve onun gibi kahramanlar her zaman  olduğu sürece Yüce Allah’ın izni ile bu vatan  batmaz, bu vatanı kimse yok edemez. Şahin Bey de ülkesine düşkün,  vatanı kurtarmanın namusla aynı olduğunu ve bunun için de ölüm pahasına da olsa vatan için düşman ile çarpışan büyük bir kahramandır.

Not: Milli Birlik ve  beraberliğe  hangi durumlarda ihtiyaç duyarız?
Milli birlik ve beraberlik bir vatanın olmazsa olmazlarındandır.  Milli birlik ve beraberliğe ülkemizin, vatan topraklarımızın   tehlike altına girdiği zaman  ihtiyaç duyarız. Ülkemizi tehdit eden her türlü iç ve dış terör örgütlerine karşı, düşmanlara karşı  her zaman milli birlik ve beraberlik içinde hareket ederiz ve vatanımızın bir karış toprağını dahi zalim düşmana asla ve asla kaptırmayız. Çünkü bizim Yüce Milletimiz  birliğimiz tehlikeye girdiği zaman  el ele , kol kola olmasını bilmiştir ve vatanına her zaman sahip çıkmış ve çıkmaya da devam edecektir.

Kuva-yı Milliye Birliklerinin  Düşmana Karşı Verdiği  Mücadelede Kısmen Başarısız Olma Nedenleri  Nelerdir?

Kuva-yı Milliye Birliklerinin Düşmana Karşı Verdiği Mücadelede Kısmen Başarısız Olma Nedenleri Nelerdir?


Kuva-yı Milliye Birliklerinin  Düşmana Karşı Verdiği  Mücadelede Kısmen Başarısız Olma Nedenleri  Nelerdir?

Kuvayi Milliye kelime anlamı olarak  ‘’ Milli Kuvvetler’’ demektir. Kuvayi Milliye işgallere karşı  oluşan bölgesel çaplı direnişin adıdır da diyebiliriz.
Osmanlı Devleti Birinci  Dünya Savaşı’ndan yenik ayrıldığından, ülke savunmasız kaldığı için,  halk bağımsız yaşamak istediğinden, Osmanlı orduları terhis edildiği için, Anadolu İtilaf güçleri tarafından işgal edilmeye başladığından Kuvayi Milliye oluşturulmuştur. Kuvayi Milliye her ne kadar ülkenin savunmasında  yer alsa da kısmen başarısızlıkları da olmuştur. Kuvayi Milliye Birliklerinin düşmana karşı verdiği mücadele kısmen başarısız olma nedenleri ise şunlardır:

* Emir komuta zincirinden yoksun olması
* Düzenli olmaması, milis, düzensiz birlikler olması
* Gereksinimlerini kimi zaman halktan zorla karşılamaya çalışması vb. gibi nedenlerden dolayı kısmen başarısız olmuşlardır.

Not:
Kuvayi Milliye liderleri arasındaki kişiler şunardır:
- Gaddar Pehlivan
- Demiri Mehmet Efe
- İpsiz Recep
- Çerkes Ethem
- Şahin Bey
- Parti Pehlivan gibi liderler yer lır.
Not: Kuvayi Milliye ilk olarak  Batı Anadolu’da oluşmuştur. Daha sonra   Doğu Karadeniz, Kilikya ve Trakya’da yayılmıştır.

Maraş, Antep, Urfa Ve Adana İllerindeki Halkın  Milli Mücadele Ve Bağımsızlık Konusunda Neler Yaptığını Araştırınız.

Maraş, Antep, Urfa Ve Adana İllerindeki Halkın Milli Mücadele Ve Bağımsızlık Konusunda Neler Yaptığını Araştırınız.


Maraş, Antep, Urfa Ve Adana İllerindeki Halkın  Milli Mücadele Ve Bağımsızlık Konusunda Neler Yaptığını Araştırınız.

* Maraş’ta  halkımız düşmana karşı mücadele etmiştir. Önemli kuvayi milliye liderlerinden olan Sütçü İmam , Rıdvan Hoca düşmana karşı başarılı mücadelelerde bulunmuştur. Fransızlar gördükleri direniş karşısında  Maraş’tan ayrılmak zorunda kalmışlardır.

*Antep’’te  miletimin kahraman evlatları ülkesi için her türlü zorluğa katlanmış ve Milli Mücadele’de çok cefalar çekilmiştir. Üstteğmen Mehmet Sait ‘’ Şahin Bey’’ takma ismi ile  Kuvayi Milliye liderliğini üstlenmiştir. Şahin Bey Fransızlar ile mücadele etmiş onlara büyük kayıplar verdirmiştir. Mustafa Kemal  Paşa’nın  emri ile  Kılıç Ali Bey de  Antep’e gelmiş ve Antep’te düşmana karşı başarılı mücadeleler vermiştir.  Kuvayi Milliye Birlikleri  bir süre Antep’te ‘’ Mağara Başı’’ savaşlarında üstünlük sağlamışlardır. Antep’te  Anadolu ve Rumeli  Müdafaayı Hukuk Cemiyeti’nin  bir şubesi açılmıştır. Antep tüm direnişe rağmen  ne yazık ki  9 Şubat 1921 yılında  Fransa’ya teslim olmuştur.

*Urfa’da ise Ali Saip Bey liderliğinde direniş hareketleri bir araya gelip örgütlenmişlerdir. Fransızlar 10 Nisan 1920 tarihinde Urfa’yı boşaltmak zorunda kalmışlardır.

* Adana’da ise Fransızlar vardı yine. Fransızlar Adana’yı işgal ettikten sonra şehrin  üst yönetimini  Ermenilere vermişlerdir. Fransızların  Pozantı’ya kadar gitmeleri Kuvayi Milliye Birliklerinin  daha çok çalışmasını sağlamış ve Kuvayi Milliye daha da güçlenmiştir. Pozantı savunması başarı ile sonuçlanmıştır.   Mustafa Kemal Paşa da  5 Ağustos  1920 tarihinde Pozantı Kongresi’ne katımıştır. Fevzi Çakmak Paşa da bu kongreye katılmıştır ve Kuvayimilliyeye destek olmuşlardır.


Not:  -  8 Şubat 1921 tarihinde Antep’e ‘’ Gazi’’ unvanı verilmiştir.
7 Şubat 1973’te  Maraş’a ‘’ Kahraman’’ unvanı verilmiştir.
- 12 Haziran 1984’te ise  Urfa’ya  ‘’ Şanlı’’ unvanı verilmiştir.
Doğu Cephesinin  Kapanması  Diğer Cephelere Nasıl Bir Fayda Sağlamış Olabilir? Yorumlayınız.

Doğu Cephesinin Kapanması Diğer Cephelere Nasıl Bir Fayda Sağlamış Olabilir? Yorumlayınız.


Doğu Cephesinin  Kapanması  Diğer Cephelere Nasıl Bir Fayda Sağlamış Olabilir? Yorumlayınız.

Doğu Cephesinin kapanması ile  buradaki askeri birlikler batı ve güney cephelerine aktarılmıştır. Böylece batı ve güney cephesindeki askeri birliğimiz daha güçlü hale gelmiş ve düşmana karşı daha iyi hareket etmiştir. Doğu Cephesininin başında Kazım Karabekir Paşa vardı. Kazım Karabekir Balkan Savaşları,  Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı’nda çeşitli görevlerde bulunmuştur. Doğu Cephesi komutanı olarak Kars ve Sarıkamış’ın kuratılmasını sağlamıştır. Bu cephede zaten düzenli ordu birlikleri  vardı. Bu cephe kapanınca buradaki düzenli ordu Batı ve Güney Cephesine katkı sağlamıştır.

Not: Doğu Cephesi’nin kapanması ile Gürü Antlaşması imzalanmıştır.
Gümrü Antlaşması’nın önemi ise şudur:
* Ermenistan , Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti’ni tanıyan ilk devlet olmuştur.

*  Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin  kazandığı ilk askeri ve siyasi başarıdır.
* Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti2nin  imzaladığı ilk antlaşma Gümrü Antlaşması’dır.
* Doğu Cephesi Gümrü Antlaşması ile kapanmış ve buradki birlikler batı ve güney cephesine aktarılmıştır.
* Ermeniler Sevr Antlaşması  ile kendisine vadedilen topraklardan vazgeçmişlerdir.
* Türkiye’nin doğu sınırları kapanmıştır.
* İlk kez uluslararası bir antlaşmada Türkiye adı geçmiştir.

Yeni Kurulan Bir Ordunun Sizce Ne Gibi İhtiyaçları Vardır?

Yeni Kurulan Bir Ordunun Sizce Ne Gibi İhtiyaçları Vardır?


Yeni Kurulan Bir Ordunun Sizce Ne Gibi İhtiyaçları Vardır?

Ordu bir milletin gücünü temsil eder. Bir millet güçlü bir orduya sahip olursa   o millet daha güçlü olur ve dış saldırılara  karşı kendini daha iyi korur. Kurtuluş Savaşı yıllarında  milletimiz el birliği düşmanı yurttan kovmasını bilmiştir. O yıllarda düzenli ordu olmadığı için işler de düzenli olmuyor ve vatanın kurtulması  gecikiyordu. Bunun için düzenli orduya bir an önce geçilmesi gerekiyordu ve geçildi de. 

Ordunun savaşa hazır hale gelmesi için,  ordunun maddi ve manevi ihtiyaçlarının karşılanması için, ordunun hareket yeteneğini artırmak için orduya gerekli olan  destek sağlanmalıdır.Yeni kurulan bir ordunun bana göre şu ihtiyaçları vardır:

* Ordunun kalacağı, barınacağı bir yer olmalıdır.
* Ordunun  barınma, giyinme, yeme-içme gibi ihtiyaçları karşılanmalıdır.
* Ordunun elinde  silahı, cephanesi olmalıdır.
* Orduya gerekli olacak kıyafetler olmalıdır,  ordunun ihtiyacı olacak ayakkabı, mont, temizlik ihtiyaçları gibi gereksinimleri   karşılanmalıdır.
* Ordunun ulaşım ihtiyacını giderecek her türlü hayvan ve her türlü malzeme olmalıdır.
* Ordunun kendini savunacağı  gizli  yerleri olmalıdır.
* Ordunun ihtiyacı olan maddi ve manevi destek olmalı ve milleti ordusuna her türlü yardımı yapmalıdır. Böyle olduğu zaman o ordu güçlü olur ve ülkesine sahip çıkar ve onu korur.

Anadolu’da Kurulan Yararlı Cemiyetlerin Özellikleri Nelerdir? Belirtiniz.

Anadolu’da Kurulan Yararlı Cemiyetlerin Özellikleri Nelerdir? Belirtiniz.


Anadolu’da Kurulan Yararlı Cemiyetlerin Özellikleri Nelerdir? Belirtiniz.

Anadolu’da kurulan yararlı cemiyetler şunlardır:
Mondros Ateşkes Antlaşması imzalandıktan sonra Anadolu’da  düşmanlar tarafından çeşitli işgaller başlamıştı. Yapılan işgallere halk kayıtsız kalmamış ve gerekli olan tepkiler doğmaya başlamıştı. İşgallere karşı milletimiz sivil yollardan örgütlenmeye başlamıştı.
Anadolu’da kurulan yararlı cemiyetlerin özellikleri şunlardır:
 * Halkımız işgallere karşı mücadele etmişlerdir. İşgallere karşı mücadele  ettikleri için bağımsızlıkçıdır.

*  Basın yayın  yolu ie  kamuoyu oluşturulmuştur. Halk bilgilendirilmiş ve ülkenin ne zor bir durumda olduğundan haberdar edilmiştir. Böylece hak bilinçlendirilmiştir.

* Anadolu’da Türk kültürünü yüceltmişler ve kültürümüze gereken önemi  vermişlerdir. Bunun için de yararlı cemiyetler milliyetçi davranmışlardır, yani milliyetçidir.
* Yararlı cemiyetler yerel direnişlere  katkı sağlamışlar ve destek olmuşlardır. Çeşitli protestolar ve düzenlenmiş ve mitingler yapılmıştır.
* Yasal kurumlardır. Osmanlı dernekler hukukuna göre çalışmalarını devam ettirmişlerdir.
* Cemiyetler, Müdafaa-yı Hukuk, Muhafaza-yı Hukuk ve Redd-i  İlhak adlarını taşımışlardır.
* Saltanat ve hilafet makamını kurtarmak için çalışmışlar ve mücadelede bulunmuşlardır.
* Yararlı cemiyetler, Wilson İlkelerinde  belirtilen maddeye göre Anadolu’da Türk egemenliğini   hakim kılmaya çalışmışlardır ve Tür nüfusunun  çoğunlukta  olduğunu kanıtlamaya çalışmışlardır.
* Yaralı cemiyetlerin kurucusu Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal değildir  fakat cemiyetlerin tek bir bayrak altında  Anadolu ve  Rumeli Müdafaa-yı Hukuk Cemiyeti  adı altında birleştirilmiştir.

Sevr Barış Antlaşması’nın Taslağı Hangi Konferansta Hazırlandı?

Sevr Barış Antlaşması’nın Taslağı Hangi Konferansta Hazırlandı?


Sevr Barış Antlaşması’nın Taslağı Hangi Konferansta Hazırlandı?

*  1919 tarihinde Paris’te  Birinci Dünya Savaşı sonrasında imzalanacak anlaşmalar için  metinler oluşturulmuştur. Paris Barş Konferansı’nda Osmanlı Devleti ve Macaristan’a ait barış antlaşmaları  oluşturulmamıştır. Bunun için  İtalya, İngiltere ve Fransa Türkiye  ile yapılacak anlaşmaların koşullarını görüşmek amacı ile  12 Şubat-10 Mart 1920 tarihinde   Londra Konferansı’nı toplamışlar fakat bu konferans sonuçsuz kalmıştır.  Daha sonra Osmanlı Devleti ile  Sevr Barış Antlaşması’nın taslağı da San Remo Konferansı’nda toplanmıştır.


*Sevr Barış Antlaşması’nın  imzalanması için  padişah tarafından toplanan şuranın adı nedir?
Cevap: Padişahın danışma meclisi olan Saltanat Şurası’dır.


 Sevr Barış Antlaşması’nda Osmanlı Devleti’ne bırakılan  bölgeler nerelerdir?
Cevap:  Tokat, Samsun, Ordu, Çorum, Sinop, Amasya, Çankırı, Kayseri’nin doğusu, Eskişehir, Ankara, Bolu, Bilecik, Zonguldak Osmanlı Devleti’ne bırakılacaktı.

*  Osmanlı Anayasası’na ( Kanun-u Esasi)  göre Sevr Antlaşması’nın  geçersiz olmasının  nedeni nedir?

Cevap: Bu antlaşma hukuken geçersiz bir antlaşmadır. Kanuna göre  bir antlaşmanın yürürlüğe girmesi için meclis onayından geçmesi gerekir.  Meclis de kapalı olduğu için   bu antlaşma onaya sunulmamıştır. Sevr,  sadece padişahın danışma meclisi olan  Saltanat  Şurası tarafından onaylanmıştır.


Türk Halkı imzalanan bu antlaşmaya en güzel cevabı nasıl vermiştir?
Cevap: Sevr Antlaşması imzalansa da yürürlüğe girmemiştir. Çünkü Kurtuluş Savaşı, Kurtuluş Savaşı’nda milletimizin birlik, beraberlik ve dayanışma içinde hareket ederek düşman yurttan kovması ile bu antlaşma geçersiz olmuş ve düşman  düşman yurttan atılarak milletimiz tarafından en ağır ve en güzel cevabı almıştır. Kurtuluş Savaşı da başarı  ile sonuçlanmıştır.

Ülke İşgal Altındayken  Mustafa Kemal’in  Milletvekili  Seçimleri Yaptırarak  Bir Meclis Açmaya Çalışmasının  Nedenlerini Araştırınız.

Ülke İşgal Altındayken Mustafa Kemal’in Milletvekili Seçimleri Yaptırarak Bir Meclis Açmaya Çalışmasının Nedenlerini Araştırınız.


Ülke İşgal Altındayken  Mustafa Kemal’in  Milletvekili  Seçimleri Yaptırarak  Bir Meclis Açmaya Çalışmasının  Nedenlerini Araştırınız.

Ülke işgal altındaydı ve milletimiz düşmanla çarpışıyordu. Ülkemizin işgal tehlikesi altında olmasına rağmen Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal’in  milletvekili seçimleri yaptırması ve bir meclis açmaya çalışmasının nedeni demokrasiye, cumhuriyete, halkın egemenliğine verdiği önemi kanıtlamaktadır.  Her ne kadar o yıllarda önce tam bağımsızlık  ilk sırada olsa da Gazi Mustafa Kemal Atatürk halkın egemenliğini, halkın iradesini de ön planda  tutmak istemiş  ve cumhuriyete, demokrasiye önem verdiği o yıllarda bile belli olmuştur.

Not: Atatürk’ün cumhuriyet ile ilgili sözleri de şunlardır:
‘’ Ey yükselen yeni nesil! İstikbal sizsiniz. Cumhuriyeti biz Kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak sizsiniz.’’
* ‘’  Türk milletinin karakterine ve adetlerine en uygun olan idare, Cumhuriyet idaresidir.’’

* ‘’ Cumhuriyet, yeni ve sağlam esaslariyle, Türk milletini emin ve sağlam bir istikbal yoluna koyduğu kadar, asıl fikirlerde ve ruhlarda yarattığı güvenlik itibariyle, büsbütün yeni bir hayatın müjdecisi olmuştur. ‘’
* ‘’ Cumhuriyetimiz öyle zannolunduğu gibi zayıf değildir. Cumhuriyet bedava da kazanılmış değildir. Bunu elde etmek için kan döktük. Her tarafta kırmızı kanımızı akıttık. İcabında müesseselerimizi müdafaa için lâzım olanı yapmağa hazırız.’’
* ‘’ Bugünkü hükûmetimiz, devlet teşkilâtımız doğrudan doğruya milletin kendi kendine, kendiliğinden yaptığı bir devlet teşkilâtı ve hükûmettir ki, onun ismi Cumhuriyettir. Artık hükûmet ile millet arasında mazideki ayrılık kalmamıştır. Hükümet millettir ve millet hükûmettir. Artık hükûmet ve hükûmet mensupları kendilerinin milletten ayrı olmadıklarını ve milletin efendi olduğunu tamamen anlamışlardır.’’


Atatürk’ün Ulusal Egemenlik  Konusunda Söylemiş Olduğu Sözler Hakkında Bir Araştırma Yapınız.

Atatürk’ün Ulusal Egemenlik Konusunda Söylemiş Olduğu Sözler Hakkında Bir Araştırma Yapınız.


Atatürk’ün Ulusal Egemenlik  Konusunda Söylemiş Olduğu Sözler Hakkında Bir Araştırma Yapınız.

Ülkemizin kurucusu  Gazi Mustafa Kemal Atatürk milletinin  bağımsızlığı ve halkın egemenliği için çok mücadele etmiştir. Ulusal egemenliğin  gerçekleşmesi için de acele davranmamış ve her şeyi belli  bir plan ve program doğrultusunda gerçekleştirmiştir. Ülkemiz  düşman işgalinden kurtulduktan sonra cumhuriyet ilan edilmiş ve  halkın egemenliği ön plana çıkmıştır. Mustafa Kemal’in ulusal egemenlik ile ilgili sözleri şunlardır:

“Bütün cihan bilmelidir ki artık bu devletin ve bu milletin başında hiçbir kuvvet yoktur, hiçbir makam yoktur. Yalnız bir kuvvet vardır. O da millî egemenliktir. Yalnız bir makam vardır. O da milletin kalbi, vicdanı ve mevcudiyetidir.”
* ‘’ “Ulusal egemenlik öyle bir ışıktır ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar batar yok olur.”
* ‘’ Ulusal  egemenlik, hiçbir mâna, hiçbir şekil ve hiçbir renkte ve işarette ortaklık kabul etmez.’’

* ‘’ Özgürlüğün de, eşitliğin de adaletin de dayanağı ulusal egemenliktir.’’
* ‘’ 23 Nisan, Türkiye milli tarihinin başlangıcı ve yeni bir dönüm noktasıdır. Bütün bir düşmanlık dünyasına karşı ayağa kalkan Türkiye halkının, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni meydana getirmek hususunda gösterdiği harikayı ifade eder.”
* ‘’ Ulusal egemenlik, ulusun namusudur, onurudur,  şerefidir.’’
* ‘’ Hiç şüphe yok, devletimizin ebedi müddet yaşaması için, memleketimizin kuvvetlenmesi için, milletimizin refah ve mutluluğu için hayatımız, namusumuz, şerefimiz, geleceğimiz için ve bütün kutsal kavramlarımız ve nihayet her şeyimiz için mutlaka en kıskanç hislerimizle, bütün uyanıklığımızla ve bütün kuvvetimizle millî egemenliğimizi muhafaza ve müdafaa edeceğiz.’’
* ‘’ Toplumda en yüksek hürriyetin, en yüksek eşitlik ve adaletin devamlı şekilde sağlanması ve korunması ancak ve ancak tam ve kat’î mânasiyle millî egemenliğin kurulmuş bulunmasına bağlıdır. Bundan ötürü hürriyetin de, eşitliğin de, adaletin de dayanak noktası millî egemenliktir. Toplumumuzda, devletimizde hürriyet sonsuzdur. Ancak onun hududu, onu sonsuz yapan esasın korunmasıyla mevcut ve çevrilidir.’’
* ‘’ Bir millet, varlığı ve hukuku için bütün kuvvetiyle, bütün fikri ve maddî güçleriyle alâkadar olmazsa, bir millet kendi kuvvetine dayanarak varlığını ve bağımsızlığını temin etmezse şunun, bunun oyuncağı olmaktan kurtulamaz. Millî hayatımız, tarihimiz ve son devirde idare tarzımız, buna pek güzel delildir. Bu sebeple teşkilâtımızda millî güçlerin etken ve millî iradenin hâkim olması esası kabul edilmiştir. Bugün bütün cihanın milletleri yalnız bir egemenlik tanırlar: Millî egemenlik...’’

Atatürk’ün  Eğitim Politikasının  Esasları  Ve Eğitimin Önemi İle  İlgili Sözlerini Yazınız.

Atatürk’ün Eğitim Politikasının Esasları Ve Eğitimin Önemi İle İlgili Sözlerini Yazınız.


Atatürk’ün  Eğitim Politikasının  Esasları  Ve Eğitimin Önemi İle  İlgili Sözlerini Yazınız.

 Mustafa Kemal Atatürk’ün Eğitim  Politikasının esasları  şunlardır:
-  Eğitim milli ve çağdaş bir yapıya sahip olmalıdır.
- Eğitim dili ve kültür dili Türkçe olmalıdır.
- Eğitimde bilimsellik ve akıllık ön planda olmalıdır.
- Eğitim karma ve eşit olmalıdır.
- Eğitim devletin kontrolü altında olmalıdır ve tüm eğitim kurumları  Maarif Bakanlığı2na yani Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı olmalıdır.

*’’  Eğitimdir ki, bir milleti ya özgür, bağımsız, sanlı, yüksek bir topluluk halinde yasatır; ya da esaret ve sefalete terk eder.’’
* ‘’ İlk ve orta öğretim mutlaka insanlığın ve medeniyetin gerektirdiği ilmi ve fenni versin fakat o kadar pratik bir şekilde versin ki çocuk okuldan çıktığı zaman aç kalmaya mahkûm olmadığına emin olsun.’’

* ‘’ Milli Eğitim’in gayesi yalnız hükümete memur yetiştirmek değil, daha çok memlekete ahlâklı, karakterli, cumhuriyetçi, inkılâpçı, olumlu, atılgan, başladığı işleri başarabilecek kabiliyette, dürüst, düşünceli, iradeli, hayatta rastlayacağı engelleri aşmaya kudretli, karakter sahibi genç yetiştirmektir. Bunun için de öğretim programları ve sistemleri ona göre düzenlenmelidir.’’
* ‘’ Mektep sayesinde, mektebin vereceği ilim ve teknik sayesindedir ki Türk Milleti, Türk sanatı, ekonomisi, Türk şiir ve edebiyatı, bütün güzelliğiyle gelişir.’’
* ‘’ Hedefe yalnız çocukları yetiştirmekle ulaşamayız! Çocuklar geleceğindir. Çocuklar geleceği yapacak adamlardır. Fakat geleceği yapacak olan bu çocukları yetiştirecek analar, babalar, kardeşler hepsi şimdiden az çok aydınlatılmalıdır ki, yetiştirecekleri çocukları bu millet ve memlekete hizmet edebilecek, yararlı ve faydalı olabilecek şekilde yetiştirsinler! Hiç olmazsa yetiştirmek lüzumuna inansınlar! Okullardan başka gazeteler, küçük dergiler köylere kadar yayınlanıp dağıtılmalıdır. Bizim köylümüz ne gazete ne dergi vs. okumaz. Bilenler bilmeyenleri toplayıp, okutmayı, onlara okumayı anlatmayı bir vazife bilmelidir.’’
* ‘’ Dünya bir sınav alanıdır. Sınavda başarılı olmadan iyiliksever davranışlar beklemek boşunadır.’’
* ‘’ Fikirler anlamsız, mantıksız, boş sözlerle dolu olursa, o fikirler hastalıklıdır. Aynı şekilde sosyal hayat akıl ve mantıktan uzak, faydasız, zararlı ve birtakım inançlar ve geleneklerle dolu olursa felce uğrar. Memleketi, milleti kurtarmak  isteyenler için, çalışkanlık, iyi niyet, fedakarlık gerekli olan niteliklerdir. Fakat bir toplumdaki hastalığı görmek, onu tedavi etmek, toplumsal hayatı çağın gereklerine göre  geliştirmek için bu nitelikler yeterli gelmez; bu niteliklerin yanında ilim ve fen lazımdır.’’
* ‘’ Yüzyıllardan beri milletimizi idare eden hükümetler eğitimin yaygınlaştırılması arzusunu gösteregelmişlerdir. Ancak bu arzularına ulaşmak için doğuyu ve batıyı taklitten kurtulamadıklarından, sonuç milletin cahillikten kurtulamamasına neden olmuştur.’’
*’’ Eski hocalar nasıl dini esastan hakim olmuşlarsa öğretmenler de ilim esasından kazanmaya başladıkları hakimiyeti sonuçlandırsınlar. Bununla öğretmenlik mesleği gerçek yücelme devrine dahil olacaktır.’’
* ‘’ Hükümetin en verimli ve en önemli vazifesi milli eğitimle ilgili işlerdir.’’


Monarşi, Oligarşi Ve Teokrasi İle İlgili Cümleler Yazınız

Monarşi, Oligarşi Ve Teokrasi İle İlgili Cümleler Yazınız


Monarşi, Oligarşi Ve Teokrasi İle İlgili Cümleler Yazınız

Egemenliğin Kaynağına Göre Devlet Yönetimleri
1) Monarşi: Devlet  başkanlığının  ırsi bir şekilde üst soydan alt soya geçtiği devlet şekline monarşi denilir. Monarşide hakimiyet de kişinin tekelindedir. Monarşi kelimesi ülkemizde saltanat olarak da bilinir. Yönetim babadan oğla geçer. Monarşi kendi içinde de iki kısma ayrılır. Bunlar mutlak monarşi ve meşruti monarşidir.

*Mutlak Monarşi:  Hükümdarın saltanat haklarında herhangi bir sınırlamanın olmadığı monarşi şeklidir. Yani hükümdarın saltanat haklarında herhangi bir kanuni kısıtlama yoktur.
*  Meşruti Monarşi:  Hükümdarın saltanat haklarında  kanuni sınırlamanın olduğu monarşi şeklidir.

2) Oligarşi: Egemenliğin bir grup veya zümreye ait olduğu devlet şekline monarşi denilir. Oligarşiye dahil olan bireylere ise  oligark denilir.

3)  Teokrasi:  Egemenliğin  dine dayandığı ya da egemenliğin  kutsal yollarla kullanıldığı devlet şeklidir. Bu yönetim biçiminde tanrı kuvveti ile yönetilen bir anlayış vardır.

4) Cumhuriyet:  Egemenliğin  millete ait olduğu sistemin kabul edildiği yönetim şekline cumhuriyet denilir. Cumhuriyet ile yönetilen ülkelerde  kişiler seçimle başa gelir ya da seçimle gider . Belli aralıklarla seçimler  yapılır.  Bu yönetim biçimde halkın egemenliği ve hukukun üstünlüğü vardır. Hak , eşitlik, özgürlük, insan hakları gibi kavramlar bu yönetim biçiminin önemli kavramlarıdır.

Ülkelerde kadınların Oy Kullanma Hakkını Elde Etme Tarihleri

Ülkelerde kadınların Oy Kullanma Hakkını Elde Etme Tarihleri


Ülkelerde kadınların Oy Kullanma Hakkını Elde Etme Tarihleri

* Yeni Zelanda: Kadınlar 1893 yılında  oy kullanma hakkını elde  etmiştir.
* Avustralya: 1902 tarihinde kadınlar oy kullanma hakkını elde etmiştir.
* SSCB: 1917  yılında kadınlar oy kullanma hakkını elde etmiştir.
* Almanya: 1919 yılında kadınlar oy kullanma hakkını elde etmiştir.
* Amerika Birleşik Devletlei: 1920 yılında kadınlar oy kullanma hakkını elde etmiştir.
*  Güney Afrika Cumhuriyeti: Kadınlar 1930 yılında oy kullanma hakkını elde etmiştir.

* Türkiye: Ülkemizdeki değerli kadınlarımız oy kullanma hakkını 1930 yılında elde etmişlerdir.
* Fransa:  1945 tarihinde kadınlar oy kullanma hakkını elde etmiştir.

* Japonya: 1945 yılında kadınlar oy kullanma hakkını elde etmiştir.
* İtalya: 1945 yılında kadınlar oy kullanma hakkını elde etmiştir.
* İsrail: 1948 yılında kadınlar oy kullanma hakkını elde etmiştir.
* Çin: 1949 yılında kadınlar oy kullanma hakkını elde etmiştir.
* Yunanistan 1952 yılında kadınlar oy kullanma hakkını elde etmiştir.
* Mısır:  1956 yılında kadınlar oy kullanma hakkını elde etmiştir.
* Fas:  1959 yılında kadınlar oy kullanma hakkını elde etmiştir.


Not: Türkiye’nin ilk kadın muhtarı: Gül Esin
Türkiye’nin ilk kadın  belediye başkanı: Müfide İlhan
* Türkiye’nin ilk kadın başbakanı: Tansu Çiller

Atatürk’ün Yazdığı Eserler Hakkında  Kısaca Bilgi Veriniz.

Atatürk’ün Yazdığı Eserler Hakkında Kısaca Bilgi Veriniz.


Atatürk’ün Yazdığı Eserler Hakkında  Kısaca Bilgi Veriniz.

Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bize en önemli eseri aslında Cumhuriyet’tir. Mustafa Kemal ayrıca  çeşitli eserler de yazmıştır.
Bunları şu şekilde sıralayabiliriz:
* Nutuk ( Söylev):
-  Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal’in  1919 yılında  Samsun’a çıkışından başlayarak  Kurtuluş  Savaşındaki mücadeleler anlatılır. Bu  kutsal mücadelenin nasıl kazanıldığı, milletimizin ne zorluklar çektiği ve ne fedakarlıklar gösterdiği anlatılır.

Nutuk  15-20 Ekim tarihleri arasında Cumhuriyet Halk Fırkası’nın 2. kurultayında Mustafa Kemal Atatürk tarafından okunmuştur. Bu büyük  ve değerli kitap biz gençlere yol gösterici bir kitap niteliğindedir.

*  Geometri: Mustafa Kemal Atatürk’ün yazdığı bu eser kırk dört sayfalık bir eserdir. Bu eserde çember, teğet, uzay, boyut, üçgen, açı, ikizkenar, dörtgen, yüzey gibi  birçok  Türkçe  sözcükler geometriye kazandırılmıştır.
* Atatürk’ten  Mektuplar:   Bu  eserde ise 1935-1938 yılları arasında Cenevre Ünivesitesi’nde  eğitim gören  Afet İnan ile Gazi Mustafa Kemal arasında yazılan  mektupları içermektedir.
* Medeni Bilgiler:  Bu eserde vatandaşlara, hükümet ile, devlet ile kendi aralarında  olan ilişkilerdeki görevlerini  ve haklarını benimsetmek amaçlanmıştır.
* Atatürk’ün Söylev Ve Demeçleri: Mustafa Kemal Atatürk’ün ,  Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde, yurt içi gezilerinde yapmış olduğu tüm konuşmaların ve gazetelere vermiş olduğu  demeçlerin yer aldığı eserdir.
Mustafa Kemal’in diğer  eserleri şunlardır:
- Cumalı Ordugahı
- Atatürk’ün Hatıa Defteri
- Takımın  Muharebe  Eğitimi
- Zabit Ve Kumandan İle Hasbihal
- Karslbad Hatıraları
- Bölüğün Muharebe Eğitimi
- Arıburnu Muharebeleri Raporu


Top