Soyadı Kanunu Olmasaydı Ne Gibi Sorunlarla Karşılaşırdık ? Görüşlerinizi Söyleyiniz.

Soyadı Kanunu Olmasaydı Ne Gibi Sorunlarla Karşılaşırdık ? Görüşlerinizi Söyleyiniz.


Soyadı Kanunu Olmasaydı Ne Gibi Sorunlarla Karşılaşırdık ? Görüşlerinizi Söyleyiniz.

Soyadı Kanunu’nu olmasaydı şu gibi sorunlarla karşılaşırdık:
* Toplumda ayrıcalık bildiren kimi  lakaplar ve unvanların devam etmesi  kaynaşmış bir toplum olmasını engellerdi ve ayrımcılık olurdu.
* Resmi işlemlerde  bir sürü sorun çıkardı ve hep karmaşa olurdu.
* İsim benzerliğinden dolayı sosyal karışıklıklar ortaya çıkardı.
*  Toplum çağdaş ve milli bir toplum olmaktan uzak kalırdı.
* Kişiler toplum içinde  belirgin şekilde tanımlanmazdı ve bundan dolayı da çok sayıda sorun çıkardı. 

* Sınıf farklılıkları  belli olurdu ve  bu da toplumda uyumsuzluğa  yol açardı. İşte tüm bunlardan dolayı  21 Haziran  1934 tarihinde Soyadı Kanunu çıkarılmıştır.
Not: Soyadı Kanunu, sınıf farklılıklarının  isim olarak  kullanılmasını engellemek için halkçılık ilkesi ile ilgilidir. Yabancı ırk ve   millet adlarının  kullanılmasının yasaklanması ile ilgili de  Milliyetçilik ilkesi ile ilgilidir.

Not: Mustafa Kemal’e soyadı verilmesi:

2587 SAYILI KANUN
Kabul Tarihi: 24.11.1934
Yayımlandığı R. Gazete Sayısı: 2865
Yayımlandığı Düstur: Tertip: 3, Cilt: 16, Sayfa: 4.
Madde: 1-Kemal öz adlı cumhur reisimize ATATÜRK soyadı verilmiştir.
Madde: 2-Bu Kanun neşri tarihinde muteberdir.
Madde: 3-Bu kanun Büyük Millet Meclisi tarafından icra olunur.
Tekke, Zaviye Ve Türbeler Kapatılırken   Türk  Büyüklerine   Ve  Alimlere Ait  Türbelerin  Kapatılmaması Hakkındaki Görüşlerinizi Söyleyiniz.

Tekke, Zaviye Ve Türbeler Kapatılırken Türk Büyüklerine Ve Alimlere Ait Türbelerin Kapatılmaması Hakkındaki Görüşlerinizi Söyleyiniz.


Tekke, Zaviye Ve Türbeler Kapatılırken   Türk  Büyüklerine   Ve  Alimlere Ait  Türbelerin  Kapatılmaması Hakkındaki Görüşlerinizi Söyleyiniz. 

Tekke ve zaviyelerin kapatılma sebepleri şunlardı:
* İnkılapları kalcı ve kötü hale getirmek
* Batıl olan inançları yok etmek
* Eğitimde ikici yapıya son vermek
* Kaynaşmış  ve sınıfsız bir toplum yapısı ortaya koymak

* Ulus toplumuna geçişi kolaylaştırmak
* Halkın dini duygularının istismar edilmesini engellemek vb. gibi nedenlerdir.

Tekke ve zaviyeler kapatıldığı halde  din büyüklerinin türbeleri kapatılmamıştır. Çünkü büyük din alimleri  ve tarihte yer edinmiş kişiler  halkın dini duygularını sömürmemiştir ve dini gerçek anlamda yaşamaya çalışmışlardır. İnsanlara iyiliği, güzel ahlakı, dürüst olmayı öğretmişler ve güzel özlü sözler söylemişlerdir. Yani din istismarcılığı yapmamışlardır. Elbette Osmanlı Döneminde ki tekke ve zaviyelerde de gerçek anlamda dini  hakkı ile bilen ve öğretmeye çalışan  insanlar vardır fakat  çoğunluk kendi çıkarları için bu tekke ve zaviyeleri kötü emelleri için kullanmıştır. Yani din üzerinden, Allah üzerinden insanların manevi duyguları istismar edilmeye çalışılmıştır. İşte tüm bu olumsuzlukların önüne geçmek için tekke ve zaviyeler kapatılmıştır.

Atatürk’ün   ‘’ Sanatsız Kalan Bir Milletin Hayat  Damarlarından  Biri Kopmuş Demektir.’’ Sözünden  Ne Anlıyorsunuz?

Atatürk’ün ‘’ Sanatsız Kalan Bir Milletin Hayat Damarlarından Biri Kopmuş Demektir.’’ Sözünden Ne Anlıyorsunuz?


Atatürk’ün   ‘’ Sanatsız Kalan Bir Milletin Hayat  Damarlarından  Biri Kopmuş Demektir.’’ Sözünden  Ne Anlıyorsunuz?

Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk milletinin her alanda gelişmesini  istediği  gibi    sanat dalında da gelişmesini çok istemiştir. Çünkü sanat insanları birleştiren ve bütünleştiren, duyguları  dile getiren, duyguları görsel şova dönüştüren ve  milletleri geliştiren bir  etkinliktir. Sanatın olduğu yerde hoşgörü olur, paylaşma olur, sevme olur, sevilme , beğenme olur, beğenilme olur.

Sanatın olduğu yerde gelişme ve ilerleme olur.  Milletimizin sanatı  da kendi kültürümüzü ortaya çıkarır. Kültürümüzü sanata döktüğümüz zaman  her şey daha da bir güzelleşir . Sanat bizi birleştirir ve bütünleştirir. Sanat yaratıcılığı geliştirir, üretkenliği artırır. İşte tüm bunlardan dolayı da Mustafa Kemal ‘’ Sanatsız kalan bir milletin, hayat damarlarından biri kopmuş demektir.’’ sözünü dile getirmiştir.

Sanat ayrıca bireylerin ufkunu açar, hafızayı taze tutar ve hafızayı geliştirir. Sanat insanların  görüşlerinin farklı  farklı olmasını sağlar. Böyle olunca da  sanatın olduğu yerde öznellik olur. Sanatın olduğu yerde  topluma çeşitli mesajlar verilir.  Sanat aynı zamanda öz eleştiri yapmamızı sağlar ve bizim daha çok ilerlememizi sağlar.  Örneğin; Türk halk müziği sanatçısı olan bir kimse söylediği türkülerle, uzun havalar ile insanların gönlüne taht kurar ve duyguların depreşmesini, özlemlerin, hasretlerin  yoğunlaşmasını sağlar.  Ya da izlediğimiz bir filmde kadına yönelik şiddetin dur demesini sağlar ve insanların daha bilinçli olmasını sağlar. Sanatın olmadığı yerde ise gelişme ve ilerlemeden bahsedilemez. Kurak ve çorak toplumlar ortaya çıkar. Böyle toplumlarda da cahil kimseler ve geri düşünceli kimseler çok olur. Bilim ve fen gelişmez. Hoşgörü ve bütünleşme olmaz. Bunun için Türkiye Cumhuriyeti olarak her zaman  sanata ve sanatçıya çok önem vermeliyiz , sanatımızı her alanda geliştirmeliyiz ve uygar bir millet olmalıyız.


Atatürk’ün Sanat İle İlgili Sözleri 

Türk Dil Kurumunun  Günümüzde Yaptığı  Faaliyetler Hakkında Bir Araştırma Yapınz.

Türk Dil Kurumunun Günümüzde Yaptığı Faaliyetler Hakkında Bir Araştırma Yapınz.


Türk Dil Kurumunun  Günümüzde Yaptığı  Faaliyetler Hakkında Bir Araştırma Yapınız.

Milli kültürü uluşturan  unsurların başında dil ve tarih gelir.  Mustafa Kemal Atatürk  Dönemi’nin  dil alanındaki en önemli çalışması ise  Türk Dil Kurumunun kurulmasıdır. O dönemde yapılan dil le ilgili  çalışmaları daha önceki yazılarımızda yazmıştım.
Türk Dil Kurumunun günümüzde  yaptığı faaliyetler ise şunlardır:
* 2016 yılına dair “yılın dergisi” ödülü, Türk Dili Dergisi’ne verilmiş
*15 Mart 2017 günü “2017 Türk Dili Yılı Dilimiz Kimliğimizdir.’’ denilmiştir.
* Türk Dili Konuşan Ülkeler Kurultayı düzenlenmiştir.

* ‘’Türk Edebiyatı Tarihi Kitapları Sergisi’’ düzenlenmiştir.
* ‘’Dilimiz Kimliğimizdir.’’ denilerek  Türk dilinin önemi ile ilgili yarışmalar düzenlenmiş, afişler  hazırlanmış, fotoğraflar çekilmiş, kamu spotu yarışmaları yapılmış vb. ‘dir.

*  Dilimizin önemini daha iyi anlatmak için çeşitli kısa filmler çekilmiştir.
* Yabancı iş yeri adlarının  kaldırılması, her iş yerine,  Türkçe isimler verilmesi  gerektiği  konferanslar aracılığı ile, sempozyumlar aracılığı ile insanlara anlatmaya çalışılmıştır.
*’’ Dil bilgisi Kitapları Sergisi’’açılmıştır.
* Türk Dili ile ilgili radyo programları yapılmıştır.
* Türk Dili Yılı ile ilgili köşe yazıları  ve makaleler  yayımlanmıştır.
* Kızılay’ın  katkısı ise ‘’ Türkçenin Kan Kaybına Dur Diyoruz.’’ sloganı ile çalışmalar düzenlenmiş ve dilimize verilen önem topluma anlatılmaya çalışılmıştır.
* Türk Dili ile ilgili yeni kelimeler ve anlamları ortaya çıkartılmıştır. Örneğin; selfienin anlamı dilimizde özçekim olarak adlandırılmıştır. Bu gibi çalışmalara da ağırlık verilmiştir.
* Türkçeyi daha iyi ve etkin konuşmak için diksiyon kursları açılmış ve insanların dilimizi daha güzel konuşması sağlanmak istenmiştir.

Milli  Tarih  Bilinci İle Toplumsal Dayanışma Arasında  Bir Bağ Var Mıdır? Araştırınız.

Milli Tarih Bilinci İle Toplumsal Dayanışma Arasında Bir Bağ Var Mıdır? Araştırınız.


Milli  Tarih  Bilinci İle Toplumsal Dayanışma Arasında  Bir Bağ Var Mıdır? Araştırınız.

Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal’in  önem verdiği kavramlardan biri de milli tarihtir.  Bize ait olan, atalarımız hakkında bilgi almamızı sağlayan, geçmişte yaşananlar hakkında bilgi almamızı sağlayan  şey milli tarihtir. İnsan milli tarihi hakkında bilgi sahibi olmazsa geleceğe yön veremez ve milli benliğini kısa zamanda kaybetmeye başlar.  Milli tarih kültürümüzün  temellerinden biridir. Ortak bir geçmişimizin olması, zaferlerimizin, mağlubiyetlerimizin olması toplumsal dayanışmaya, birlik ve beraberliğe büyük katkı sağlar. 

Toplumu toplum yapan,  kültürel değerlerimiz, geçmişimizdir. Bizler toplum olarak milli tarih bilincine sahip olursak bize ait olan her şeye sahip çıkarak ve hiç kimse de böyle güçlü toplumları yıkamaz, yok edemez.  Milli tarih bilinci toplumun  bir arada ve bağımsız yaşamasını sağlar.

Ülkemize yönelik her türlü iç ve dış düşmanlıklara karşı toplum olarak birlikte hareket ederiz ve   her türlü tehdidin de üstesinden gelmeyi biliriz. Yeter ki milli tarihimize sahip çıkalım, milli tarihimiz hakkında bilgi sahibi olalım ve geçmişimizi yok saymayalım.  Tarihimizi bildiğimiz zaman, atalarımızın  emanetlerine sahip çıktığımız zaman da toplumsal dayanışma artar ve beniğimizi kaybetmeyiz. Böyle olunca da toplum olarak biribirimize daha çok bağlanırız ve birbirimizi daha çok severek geleceğe daha iyi yön veririz.
Mustafa Kemal’in milli tarih ile ilgili sözlerine örnek verelim:
‘’ Biz tarihi yazdığımız zaman, olayların ve eylemlerin yapılarını birlikte ararız. Eğer bunu yapamazsak, bilinmeyen bir şeyle karşı karşıya olduğumuzu ve bilginin bizi yanılttığını kabul ederiz. Havariler ihdas etmeye çalışmayalım. Bu bizim tipimiz değil. Biz mutlak gerçeği arayıp bulmaya çalışmalıyız ve onu tanıtmaya gayret sarfetmeliyiz.’’
* ‘’ Türk çocuklarında kabiliyet her milletinkinden üstündür. Türk kabiliyet ve kudretinin tarihteki başarıları meydana çıktıkça, büsbütün Türk çocukları kendileri için lâzım gelen hamle kaynağını o tarihte bulabileceklerdir. Bu tarihten Türk çocukları bağımsızlık fikrini kazanacaklar, o büyük başarıları düşünecekler, harikalar yaratan adamları öğrenecekler, kendilerinin aynı kandan olduklarını düşünecekler ve bu kabiliyetle kimseye boyun eğmeyeceklerdir.

Atatürk’e  Başöğretmen Unvanı Sizce Neden Verilmiştir? Görüşlerinizi  Söyleyiniz

Atatürk’e Başöğretmen Unvanı Sizce Neden Verilmiştir? Görüşlerinizi Söyleyiniz


Atatürk’e  Başöğretmen Unvanı Sizce Neden Verilmiştir? Görüşlerinizi  Söyleyiniz

Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal  Kurtuluş Savaşı yıllarında bile savaş devam ederken eğitim ile ilgili konularda  asla taviz vermemiştir. Çünkü ilim ve fen ile ülkesinin kalkınacağını, gelişeceğini söylemiştir. Atatürk sadece bir asker değildir. O aynı zamanda eğitimli kişiliği ile de bilinir. Yazdığı eserler, yaptığı çalışmalar, getirdiği yenilikler eğitime ne kadar önem verdiğinin göstergesidir.

Türk harflerini millete öğretmesi, milletinin her bir ferdinin okumayı yazmayı öğrenmesi için çabalaması onun  fedakar özelliklerinden biridir. Eğitime bu kadar önem veren  büyük lider Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e işte tüm bunlardan dolayı başöğretmen denilmiştir. Yaptığı tüm bu hizmetler karşılığında Bakanlar Kurulu 1928 yılında Mustafa Kemal’e ‘’ Başöğretmen’’ unvanı verilmiştir.

Atatürk'ün eğitimle ilgili şu sözlerini de  unutmamalıyız:
‘’ Eğitimdir ki, bir milleti ya özgür, bağımsız, sanlı, yüksek bir topluluk halinde yasatır; ya da esaret ve sefalete terk eder.’’
* ‘’ İlk ve orta öğretim mutlaka insanlığın ve medeniyetin gerektirdiği ilmi ve fenni versin fakat o kadar pratik bir şekilde versin ki çocuk okuldan çıktığı zaman aç kalmaya mahkûm olmadığına emin olsun.’’
* ‘’ En önemli ve verimli vazifelerimiz milli egitim isleridir. Milli egitim islerinde kesinlikle zafere ulaşmak lazımdır. Bir milletin gercek kurtulusu ancak bu sekilde olur.’’

Coğrafya İle İlgili Özlü Sözler

Coğrafya İle İlgili Özlü Sözler


Coğrafya İle İlgili Özlü Sözler  

Her coğrafyanın, her ülkenin kendine göre özellikleri vardır. Zengin bir coğrafyada kurulan devlet  bu zenginlikten  fayda sağlar.  Çünü coğrafya ülkelerin kaderidir der İbni Haldun. Gerçekten de öyledir. Coğrafyası iyi olanlar avantajlı olur ve gelişime daha çok açık olur.

Coğrafya ile ilgili özlü sözler şunlardır:
‘’ Coğrafya kaderdir.’’ İbni Haldun
‘’ Her değişik coğrafya, hem de gündelik yaşamın içinde, insanın önüne yenilikler çıkarabilir; değişik görüntülerin peşinde, karşımıza seyrek çıkacak güzelliklere dikkat kesilmek gerekiyor.’’ Franz Kafka

’’ Ancak en son agaç kesildikten, en son nehir zehirlendikten ve en son balik tutulduktan sonra anlayacaksiniz ki, insan parayi yiyemez!” (Kizilderili Cree asiretinin bir atasözü).
‘’ İnsan yaşadığı yere benzer
O yerin suyuna, o yerin toprağına benzer
Suyunda yüzen balığa
Toprağını iten çiçeğe
Dağlarının, tepelerinin dumanlı eğimine
Konyanın beyaz
Antebin kırmızı düzlüğüne benzer.’’   ( Edip Cansever)

‘’ Dünya değişiyor dostlarım. Günün birinde gökyüzünde, güz mevsiminde artık esmer lekeler göremeyeceksiniz. Günün birinde yol kenarlarında, toprak anamızın koyu yeşil saçlarını da göremeyeceksiniz. Bizim için değil ama çocuklar, sizin için kötü olacak. Biz kuşları ve yeşillikleri çok gördük. Sizin için kötü olacak.’’  Sait Faik Abasıyanık

Laiklik Kelimesinin  Anlamını Araştırınız. Atatürk’ün Laiklik İle İlgili  Söylediği Sözleri Bularak İnceleyiniz.

Laiklik Kelimesinin Anlamını Araştırınız. Atatürk’ün Laiklik İle İlgili Söylediği Sözleri Bularak İnceleyiniz.


Laiklik Kelimesinin  Anlamını Araştırınız. Atatürk’ün Laiklik İle İlgili  Söylediği Sözleri Bularak İnceleyiniz.

Din ve devlet işlerinin biribirinden ayrılası, din ve vicdan özgürlüğü, akılcılık ve bilimselliğe laiklik denilir. Laikliğin olduğu yerde din hizmetleri ayrı  devlet işleri ayrı yürütülür.  Gazi Mustafa Kemal’in  önem verdiği önemli ilkelerden biridir.
Atatürk’ün laiklik ile ilgili sözleri şunlardır:
 * ’’ Efendiler ve ey millet; biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti, şeyhler, müritler memleketi olamaz. En doğru, en hakiki yol medeniyet yoludur.’’
* ‘’ Bizi yanlış yola sevk eden soysuzlar bilirsiniz ki, çok kere din perdesine bürünmüşler, saf ve temiz halkımızı hep din kuralları sözleriyle aldata gelmişlerdir. Tarihimizi okuyunuz, dinleyiniz... Görürsünüz ki milleti mahveden, esir eden, harabeden fenalıklar hep din örtüsü altındaki küfür ve kötülükten gelmiştir.’’


* ‘’ Bazı kimseler asri olmayı kafir olmak sanıyorlar. Asıl küfür onların bu zannıdır. Bu yanlış yorumu yapanların maksadı, İslam'ın kafirlere esir olmasını istemek değil de nedir?’’


* ‘’ Softa sınıfının din simsarlığına izin verilmemelidir. Dinden maddi menfaat temin edenler. İğrenç kimselerdir. İşte bu duruma karşıyız ve buna müsaade etmiyoruz.’’
* ‘’   Biz sadece din işlerini, millet ve devlet işleriyle karıştırmamaya çalışıyoruz.’’
* ‘’  Eğitim ve öğretimi birleştirmedikçe aynı fikirde, aynı zihniyette fertlerden kurulu bir millet yapmaya imkân aramak abesle uğraşmak olmaz mı idi? Dünya medeniyet ailesinde saygı toplayan bir yerin sahibi olmaya layık Türk Milleti, evlatlarına vereceği eğitimi mektep ve medrese adında birbirinden büsbütün başka iki çeşit kuruluşa bölmeye katlanabilir miydi?’’
* ‘’  Müslümanlığın, yüzyıllardan beri yapıla geldiği üzere bir siyaset vasıtası olarak kullanılmaktan kurtarılmasının ve yüceltilmesinin şart olduğu gerçeğini de görmüş bulunuyoruz. ‘’
* ‘’    Her fert, istediğini düşünmek, istediğine inanmak, kendine mahsus siyasi bir fikre malik olmak, mensup olduğu bir dinin icaplarını yapmak veya yapmamak hak ve hürriyetine maliktir.’’
* ‘’ Bir millet kendi kuvvetine dayanarak varlığını ve bağımsızlığını talep etmemiştir. Allah’ın emrettiği şey, kadın ve erkek beraber olarak ilim ve kültür edinmeleridir.’’
* ‘’ Laiklik asla dinsizlik olmadığı gibi, sahte dindarlık ve büyücülükle mücadele kapısını açtığı için, gerçek dindarlığın gelişmesi imkanını temin etmiştir. Laikliği dinsizlikle karıştırmak isteyenler, İlerleme ve canlılığın düşmanları ile gözlerinden perde kalkmamış doğu kavimlerinin fanatiklerinden başka kimse olamaz. Bunun gibi bağlı bulunmakla inanmış ve mutlu olduğumuz İslam dinini, yüzyıllardan beri alışılmış olduğu üzere, bir politika aracı durumundan kurtarmak ve yükseltmek gerektiği gerçeğini görüyoruz. Kutsal ve tanrısal olan inanç ve vicdanlarımızı karışık ve türlü renkte bulunan ve her türlü çıkarlar ve tutkuların alanı olan siyasetten ve siyasetin bütün ögelerinden bir an önce kesinlikle kurtarmak, milletin dünya ve ahiret mutluluğunun emrettiği bir zorunluluktur. Ancak böylece İslam dininin yüceliği gerçekleşir. 
* ‘’ Bizim dinimiz hiçbir vakit kadınların erkeklerden geri kalmasını talep etmemiştir. Allah'ın emrettiği şeyi, kadın ve erkek beraber olarak ilim ve kültür edinmeleridir. Kadın ve erkek, bu ilim ve kültürü aramak ve nerede olursa oraya gitmek ve onunla dolu olma zorundadır. İslam ve Türk tarihi tetkik edilirse görülür ki bugün kendimizi bir türlü kayıtları bağlı zannettiğimiz şeyler yoktur. Türk sosyal hayatında kadınlar  ilim, kültür ve diğer hususlarda erkeklerden katiyyen geri kalmamışlardır. Belki daha ileriye gitmişlerdir.’’

* ‘’ Laik hükumet kavramından dinsizlik manası çıkarmaya çalışan fesatçılara fırsat vermeyiniz. ‘’
* ‘’ Bizim dinimiz en makul ve en tabii bir dindir. Ve ancak bundan dolayıdır ki son din olmuştur. Bir dinin tabi olması için akla, fenne, ilme ve mantığa uyması lazımdır. Bizim dinimiz bunlara tamamen uygundur.’’


* ‘’ Büyük dinimiz çalışmayanın insanlıkla hiç ilgisi olmadığını bildiriyor. Bazı kimseler çağdaş olmayı kafir olmak sayıyorlar. Asıl küfür onların bu zannıdır. Bu yanlış tefsiri yapanların maksadı İslam'ın kafirlere esir olmasını istemek değil de nedir? Her sarıklıyı hoca sanmayın, hoca olmak sarıkla değil, dimağladır.’’


Çevrenizde Hayvan  Barınakları Ve Bu  Barınakların  Kurulma Amaçları Hakkında Edindiğiniz Bilgileri  Arkadaşlarınızla  Paylaşınız.

Çevrenizde Hayvan Barınakları Ve Bu Barınakların Kurulma Amaçları Hakkında Edindiğiniz Bilgileri Arkadaşlarınızla Paylaşınız.


Çevrenizde Hayvan  Barınakları Ve Bu  Barınakların  Kurulma Amaçları Hakkında Edindiğiniz Bilgileri  Arkadaşlarınızla  Paylaşınız.

Çevremde hayvan barınakları bulunmaktadır. Yedikule Hayvan  Barınağı, Üsküdar Geçici Hayvan Barınağı gibi barınaklar vardır. Bu barınakların amacı sahipsiz kalmış hayvanların her türlü gereksinimini sağlamak ve onların da bir can olduğunun bilincinde olarak onlara koşulsuz sevgi sunmak ve  onları korumak, kollamak, onlara zarar gelmesini önlemektir. Son yıllarda hayvan barınakları artmakta ve  insanlarımız da daha bilinçli olmaya başlamaktadır. Hayvanlar insanın en yakın dostudur ve bizim tarafımızdan korunmaya muhtaç olan, sevgiye ihtiyaç duyan  güzel canlardır, güzel dostlardır ve arkadaşlardır.

Hayvanları her zaman korumalıyız ve onları çok sevmeliyiz, onlara asla eziyet etmemeliyiz.
Not: Sokak Hayvanları İçin  Neler Yapılabileceğini  Arkadaşlarınızla Tartışınız.

Sokak hayvanları savunmasız, sevgiye muhtaç olan, ilgiye muhtaç olan canlardır. Onlar için insanlık çok şey yapabilir. Yeter ki buna gönüllü olalım ve yaptığımız iyilikler  koşulsuz olsun. Sokak hayvanları için öncelikle şunu yapmalıyız.  İçimizde hayvan sevgisini her zaman var etmeliyiz. Onlar sevmeli ve onlara asla kötü davranmamalıyız. Onları düşman gibi değil yardıma muhtaç dost gibi görmeliyiz. Yolda, çarşıda, mahallede gördüğümüz her türlü sokak hayvanı için  su kapları oluşturmalıyız ve onların suyu doya doya içmesini sağlamalıyız.  Hasta bir sokak hayvanı gördüğümüzde bunu ilgili  kurumlara söylemeliyiz ve onun veteriner hekime gitmesi için elimizden gelen fedakarlığı yapmalıyız. Onları öldürmemeliyiz, onlara eziyet etmemeliyiz. İnsan onuruna yakışmayacak hal ve hareketlerde bulunmamalıyız. Onların aciz olduğunu ve ancak bizim sevgimizle hayata tutunacaklarının her zaman farkında olmalıyız. Onlar için sıcak bir yuva yapmalıyız. Onlara yediklerimiz sağlıklı gıdalardan vermeliyiz.  Onlar için imkanımız varsa evimizin çevresine küçük kulübe yapmalıyız. Bakamıyorsak onları hayvan bakım evlerine göndermeye çalışmalıyız. Kısacası onlara merhamet edelim ve onların da yaşamaya hakkı olduğunu hatırlayarak sorumluluk alalım, sorumluluk verelim ve bilinçli hayvanseverler olalım.

Bir Ülkede İki Farklı Tarzda Eğitim Kurumu Varsa Eğitim Birliği Veya Kültür Birliği Oluşur  Mu? Neden?

Bir Ülkede İki Farklı Tarzda Eğitim Kurumu Varsa Eğitim Birliği Veya Kültür Birliği Oluşur Mu? Neden?


Bir Ülkede İki Farklı Tarzda Eğitim Kurumu Varsa Eğitim Birliği Veya Kültür Birliği Oluşur  Mu? Neden?

Bir ülkede iki farklı tarzda eğitim kurumu  varsa burada eğitim birliğinden ve kültür birliğinden söz edemeyiz. Çünkü farklı  eğitim tarzları eğitimde birlik ve bütünlüğü bozar ve eğitimde karmaşaya neden olur.  Kültür birliği de olmamış olur. Osmanlı Devleti eğitim kurumlarında çok başlı bir  yapı bulunmaktaydı. Merkezi  bir disiplin  altından yönetim şeması  bulunmadığı için , farklı amaçlara hizmet eden  farklı eğitim kurumları  vardı.

Azınlıklar  kendi  din ve etnik menfaatlerini, yabancılar da bağlı  oldukları devleti menfaatlerini düşünüyordu.

Modern okullar ile eski eğitim kuruları arasında birlik olamıyordu. Bunun için de eğitimde yeniliğe ihtiyaç vardı.  Eğitim ve kültür birliğinin sağlanması için Tevhid-i Tedrisat Kanunu çıkarılmıştır. Böylece eğitimdeki ve kültür birliğindeki karmaşalara son verilmiştir. Azınlıkların ve yabancı okulların  üzerindeki devlet denetimi artmıştır. Eğitim kurumları arasında uyum artmıştır. Medreseler , Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlanmıştır. Eğitimde akılcı ve bilimsel düşünce ön plana çıkmıştır. Eğitim milli bir nitelik  kazanmıştır.
Atatürk  eğitimin önemi ile ilgili de şu sözü söylemiştir:
‘’  Efendiler ! Yetişen çocuklarımıza ve gençlerimize, görecekleri tahsilin hususu ne olursa olsun,  en evvel  ve her şeyden önce evvel Türkiye’nin istiklaline, kendi benliğine, mili geleneklerine  düşman olan bütün unsurlarla  mücadele etmek gereği öğretilmelidir.’’

Atatürk ‘ün Ekonomi İle İlgili Sözleri

Atatürk ‘ün Ekonomi İle İlgili Sözleri


Atatürk ‘ün Ekonomi İle İlgili Sözleri

Bir toplumun  gelişmesi için  o toplumun ekonomik yönden özgür ve güçlü olması gerekir. Ekonomik açıdan gelişmemiş bir ülke geri kalmaya mahkum olur ve zamanla yok olur. Bunun için  her zaman ülkemizin ekonomik  anlamda kalkınması için var gücümüzle çalışmalıyız ve  milli ürünler üretmeliyiz. Sanayide, ticarette vb. her alanda gelişmeli ve  çağdaş ülkeler gibi olmalıyız.
Atatürkün ekonomi  ile ilgili sözleri ise şunlardır:
* Yeni Türkiye Devleti temellerini süngüyle değil, süngünün de dayandığı ekonomi ile kuracaktır. Yeni Türkiye Devleti cihangir bir devlet olmayacaktır. Fakat yeni Türkiye Devleti bir ekonomi devleti olacaktır ‘’

* ‘’  Ekonomisi zayıf bir ulus, yoksulluktan ve düşkünlükten kurtulamaz; güçlü bir uygarlığa, kalkınma ve mutluluğa kavuşamaz; toplumsal ve siyasal yıkımlardan kaçamaz.’’

* ‘’ Tam bağımsızlık, ancak mali bağımsızlık ile mümkündür. Bir devletin maliyesi bağımsızlıktan yoksun olunca, o devletin bütün hayat ışıklarında bağımsızlık felç olur.
* ‘’Siyasi, askeri zaferler ne kadar büyük olurlarsa olsunlar, ekonomik zaferlerle taçlandırılmazlarsa meydana gelen zaferler devamlı olamaz, az zamanda söner.’’
* ‘’ Zamanımız tamamen bir iktisat çağından başka bir şey değildir.’’
* ‘’ Bugün mevcut fabrikalarımızda ve daha çok olmasını dilediğimiz fabrikalarımızda kendi işçimiz çalışmalıdır. Refah içinde ve memnun olarak çalışmalıdırlar. Ve bütün bu saydığımız sınıflar aynı zamanda zengin olmalıdır ve hayatın gerçek tadını tadabilmelidir ki, çalışmak için kuvvet ve kudret bulsun.’’
* ‘’ İstiklalin tamamiyeti ancak istiklal-i mali (ekonomik bağımsızlık) ile mümkündür.’’
* ‘’ Hiçbir medeni devlet yoktur ki ordu ve donanmasından önce iktisadiyatını düşünmüş olmasın.’’
*Ekonomik kalkınma, Türkiye'nin hür, müstakil, daima daha kuvvetli, daima daha refahlı  Türkiye idealinin bel kemiğidir.’’
*Kurtuluş ve bağımsızlık için yaptığımız savaşı tamamlamak ve Tanrı’nın milletimize doğuştan verdiği yetenek ve kabiliyeti en yüksek derecede geliştirmek ve memleketimize bağışladığı bütün kuvvet ve servet kaynaklarından en iyi biçimde faydalanarak zayıflığımızın sebeplerini yok etmek için, bundan böyle hiçbir fırsat ve zamanı ziyan etmeyerek çalışmaya mecburuz. Hayat demek ekonomi demektir. Çünkü millet yoksul kaldıkça hiçbir şey yapamaz. İlk önce zengin olmalıdır. Çünkü her şeyi yapan paradır. Öncelikle ekonomiye önem vermek lazımdır. Ekonomide faydalı olabilmek için ise teoriler ve kavramlar ile vakit geçirecek zamanımız kalmamıştır.’’

Halkçılık İlkesi, Cumhuriyetçilik İlkesinin   Hangi Özelliklerini  İçerisinde Barındırmaktadır?

Halkçılık İlkesi, Cumhuriyetçilik İlkesinin Hangi Özelliklerini İçerisinde Barındırmaktadır?


Halkçılık İlkesi, Cumhuriyetçilik İlkesinin   Hangi Özelliklerini  İçerisinde Barındırmaktadır?

Halkçılık ilkesi , cumhuriyetçilik ve milliyetçilik  düşüncesinin sonucudur.  Halkçılık ilkesi, Cumhuriyetçilik ilkesi ile doğrudan bağlantılıdır.   Cumhuriyetçilik ilkesine uygun olan  tüm gelişmeler, halkçılık ilkesine de uygunluk gösterir.Halkçılık ilkesi cumhuriyetçilik ilkesinin  şu özelliklerini içerisinde barındırmaktadır:
*  Halk egemenliğine dayanan yönetim anlayışını  benimser. Bu Cumhuriyetçilik ilkesinde de vardı.
* Cumhuriyetçilikte halkın iradesine  önem verilir ve seçimlerde sadece belli kesimler oy kullanmaz. Herkes oy kullanır. Yani sınıfa dayalı bir yönetim anlayışı yoktur. Sınıfsız, imtiyazsız, kaynaşmış bir toplum yapısı vardır.

* Sosyal adalete önem verilir. Yani eşitlikçi, adil, katılımcı bir toplum oluşturulması amaç edinir.
* Sosyal güvenceye önem verilir.
* Hukuk önünde eşitlik vardır.

Not: Atatürk’ün halkçılık ile ilgili birkaç önemli sözü de şunlardır:
‘’ Herhalde halkımızı idare ile yakından ilgilendirmek, yani idareyi doğrudan doğruya halkın eline verebilecek bir idare şeklini tesis etmek hem ulusal egemenliğin gerçek olarak temsili ve hem de bu sayede halkın benliğini anlaması itibarıyla gerekli idi. İşte bu düşüncelerin, bu araştırmalardan esinlenerek olarak proje yapılmıştı.’’
* ‘’ Cumhuriyet ulusal egemenlik temeline dayanan halk hükumetidir.”
* ‘’ Türkiye Cumhuriyeti halkını ayrı ayrı sınıflardan oluşmuş değil fakat kişisel ve sosyal hayat için iş bölümü itibariyle çeşitli mesleklere ayrılmış bir toplum olarak görmek esas prensiplerimizdendir.’’
* ‘’ Bizim görüşümüz ki halkçılıktır. Kuvvetin, kudretin, egemenliğin, yönetimin doğrudan doğruya halka verilmesidir, halkın elinde bulundurulmasıdır.

Toplumların Gelişmesinde Ekonominin Rolü  Var Mıdır? Ekonominin  Devlet Yaşamındaki  Önemi Konusunu Arkadaşlarınızla Tartışınız.

Toplumların Gelişmesinde Ekonominin Rolü Var Mıdır? Ekonominin Devlet Yaşamındaki Önemi Konusunu Arkadaşlarınızla Tartışınız.


Toplumların Gelişmesinde Ekonominin Rolü  Var Mıdır? Ekonominin  Devlet Yaşamındaki  Önemi Konusunu Arkadaşlarınızla Tartışınız.

Toplumların gelişmesinde en büyük etkenlerden biri de ekonomidir. Geçmişe dönüp baktığımızda da, günümüzde de ekonominin toplumların gelişmesinde ne kadar etkili olduğunu görmekteyiz. Çünkü ekonomisi güçlü olan bir ülke aynı zamanda zengin bir ülkedir ve kendini geliştirmiş  bir ülkedir. Ekonomisi iyi olmayan ülkeler ise  ne yazık ki gelişmiş bir ülke değildir.

Ekonomisi iyi olmayan ülkelerde diğer alanlarda da gelişme ve ilerleme sağlanmaz. Oysa ekonomisi gelişmiş bir ülke sahip olduğu  ekonomi ile ülkesini  eğitim alanında, kültürel alanda, sosyal alanda,  idari alanda vb. daha birçok alanda geliştirme imkanına sahip olur.

Çünkü sahip olduğu ekonomik güç diğer olumlu sonuçları da beraberinde getirir. İşte bunun içindir ki toplumların gelişmesinde ekonomi çok önemlidir. Bugün dünyaya yön veren ülkelere baktığımızda, bu ülkelerin  ekonomik anlamda, ilim ve fende, eğitimde vb.  ilerlemiş olan  ülkeler olduğunu görürüz. Ekonomisi zayıf olan ülkeler ise  yoksul olur, güçlü bir kalkınmaya gidemez. Toplumsal anlamda, siyasal anlamda yıkılmalar gerçekleşir . Ayrıca tam anlamda bağımsızlığın olması için de ekonomik açıdan güçlü ve bağımsız olmamız  gerekir. Yoksa güçlü olan ülkelerin  emri altında oluruz ve başkalarının eline her zaman  muhtaç kalırız. Her alanda  özgür olmalıyız ve yerel ürünler geliştirmeliyiz. Kendi arabamız  yapılmalı, uçağımız yapılmalı, helikopterimiz yapılmalıdır. Pahalı pahalı telefonlar satın almak yerine kendi telefonlarımız, bilgisayarlarımızı üretmeliyiz ve ekonomik anlamda güçlü ve özgür bir Türkiye Cumhuriyeti olmalıyız. Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal de ekonominin önemi ile ilgili şu sözleri söylemiştir:
* ‘’ Yeni Türkiye Devleti temellerini süngüyle değil, süngünün de dayandığı ekonomi ile kuracaktır. Yeni Türkiye Devleti cihangir bir devlet olmayacaktır. Fakat yeni Türkiye Devleti bir ekonomi devleti olacaktır.’’

Atatürk’ün  Milliyetçilik İlkesi Doğrultusunda Söylemiş Olduğu  Sözleri Araştırınız

Atatürk’ün Milliyetçilik İlkesi Doğrultusunda Söylemiş Olduğu Sözleri Araştırınız


Atatürk’ün  Milliyetçilik İlkesi Doğrultusunda Söylemiş Olduğu  Sözleri Araştırınız. Atatürk’ün Sahip Olduğu  Vatan Ve Millet Sevgisinin  Bu Sözlerde Nasıl  İfade Edildiğini Araştırınız.

Mustafa Kemal Atatürk milletini her zaman çok sevmiş ve milletinin bağımsızlığı için elinden gelen her türlü fedakarlığı yapmıştır. Onun milliyetçiliği ırkçılık değildir, kapsayıcıdır, evrenseldir. Mustafa Kemal’in milliyetçilik ile ilgili sözleri şunlardır:
* ‘’ Bir yurdun en değerli varlığı yurttaşlar arasında millî birlik, iyi geçinme ve çalışkanlık duygusu ve kabiliyetlerinin olgunluğudur.” Mustafa Kemal Atatürk
* ‘’Biz doğrudan doğruya millet severiz ve Türk milliyetçisiyiz. Cumhuriyetimizin dayanağı Türk topluluğudur. Bu topluluğun fertleri ne kadar Türk kültürüyle dolu olursa, o topluluğa dayanan cumhuriyet de o kadar kuvvetli olur.”  Gazi Mustafa Kemal

* ‘’ “Türk milliyetçiliği, ilerleme ve gelişme yolunda ve milletler arası temas ve ilişkilerde, bütün çağdaş milletlere paralel ve onlarla bir uyum içinde yürümekle beraber, Türk toplumunun özel karakterini ve başlı başına bağımsız kişiliğini korumaktır.’’ Gazi Mustafa Kemal Atatürk.

* ‘’ “Gerçi bize milliyetçi derler. Ama, biz öyle milliyetçileriz ki, işbirliği eden bütün milletlere hürmet ve riayet ederiz. Onların milliyetlerinin bütün icaplarını tanırız.’’ Atatürk
* ‘’ Dünyanın bize saygı göstermesini istiyorsak, önce bizim kendi benliğimize ve milliyetimize bu saygıyı hissen, fikren, fiilen bütün davranış ve hareketlerimizle gösterelim; bilelim ki millî benliğini bulamayan milletler başka milletlerin avıdır.’’ Atatürk
* ‘’ Büyük devletler kuran atalarımız, büyük ve şümullü (kapsamlı) medeniyetlere de sahip olmuştur. Bunu aramak, tetkik etmek, Türkiye’ye ve cihana bildirmek bizler için bir borçtur. Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır. Atatürk
* ‘’ “Gerektiğinde vatan için tek bir kişi gibi tek vücut olmuş azim ve karar ile çalışmasını bilen bir millet, elbette büyük geleceğe layık ve aday olan bir millettir.’’  Atatürk
* ‘’ “Ben her şeyden önce bir Türk milliyetçisiyim. Böyle doğdum. Böyle öleceğim. Türk birliğinin, bir gün hakikat olacağına inancım vardır. Ben görmesem bile, gözlerimi dünyaya onun rüyaları içinde kapayacağım. Türk birliğine inanıyorum, onu görüyorum. Yarının
tarihi, yeni fasıllarını Türk birliğiyle açacaktır. Dünya sükununu bu fasıllar içinde bulacaktır. Türk’ün varlığı bu köhne aleme yeni ufuklar açacak, güneş ne demek, ufuk ne demek, o zaman görülecek.” Mustafa Kemal
* ‘’ Gençliğin çalışkan, duyarlı ve MİLLİYETÇİ yetişmesi esas dileklerimizdendir.’’ Mustafa Kemal Atatürk
* ‘’ TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİNİN ilâhî müjdecisi olan şiirleriniz, bugünkü mücadelemizin kahramanlık ruhuna doğuş ufku olmuştur. Gelişinizden duyduğum memnuniyeti ifade ile sizi milletimizin mübarek babası olarak selâmlarım.’’ Mustafa Kemal Atatürk
 Not: Atatürk milletini cumhuriyetin  dayanağı bir millet olarak görmüş ve milletinin cumhuriyete her zaman sahip çıkacağını söylemiştir.  Kendi milli benliğimize ve kültürümüze sahip çıkmamız gerektiğini söylemiştir. Gerektiğinde  vatan için bir olmasını,  bütün olmasını bilmeliyiz demiştir. Başka milletler ile iletişim içinde olmalıyız ve ülkemizi geliştirmek  için var gücümüzle çalışmalıyız. Milletimizin  kültürünü yaşatmalıyız.  Bizler birlik, beraberlik ve dayanışma içinde hareket eden millet olmalıyız ve milletimiz için her türlü fedakarlığı yapmalıyız.

Bazen Savaşta Kazanıp Masada Kaybedersiniz, Bazen de  Her İkisini Kazanırsınız. Mudanya Ateşkes Antlaşması Bunlardan Hangisine Girer? Neden?

Bazen Savaşta Kazanıp Masada Kaybedersiniz, Bazen de Her İkisini Kazanırsınız. Mudanya Ateşkes Antlaşması Bunlardan Hangisine Girer? Neden?


Bazen Savaşta Kazanıp Masada Kaybedersiniz, Bazen de  Her İkisini Kazanırsınız. Mudanya Ateşkes Antlaşması Bunlardan Hangisine Girer? Neden?

Milletimiz  Sakarya Meydan Muhaberesi’ni, Büyük Taarruz’u kazanmış ve  savaşta başarılı olmuştur. Mudanya  Ateşkes Antlaşması ise masada kazanılmış bir antlaşmadır.  Çünkü Mudanya Ateşkes Antlaşması ile  Kurtuluş Savaşı’nın silahlı dönemi sona ermiştir. İstanbul ve Doğu Trakya  silahlı bir çatışma yaşanmadan  ülke sınırlarına dahil edilmiştir. Bu antlaşma ile Osmanlı Devleti hukuken sona ermiştir.

İngiltere, yeni  Türkiye’nin siyasi varlığını tanımak zorunda kalmıştır. İngiltere Hükümeti  görevden alınmıştır. Mondros Ateşkes Antlaşması’nın  geçersiz olduğu İilaf Devletleri tarafından kabul edilmiştir.

Not: Mudanya Ateşkes Antlaşması’nın imzalanmasına ortam hazırlayan gelişmeler şunlardır:
* Kurtuluş Savaşı’nın kazanılması
 * İtalya ve Fransa’nın savaştan çekilmesi ile  İngiltere’nin yalnız kalması
* Sovyet Rusya Kurtuluş Savaşı devam ederse Türkiye’nin yanında olacağını söylemesi
* İngiltere'nin kendi halkından ve sömürgelerinden destek gelmemesi ve İngiltere’ye duyulan güvenin azalmaya başlaması
* İtilaf Devletleri Yunanistan’a olan güvenini kaybetmiştir.
* Yunanistan’ın Sevr Antlaşması’nın  uygulamaya geçmesi için gerekli siyasi ve askeri gücünün  olmadığının anlaşılması.

Not:  Mudanya Konferansı’na baş delege olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından İsmet İnönü baş delege olarak görevlendirilmiştir.

Cumhuriyet Yönetiminin Sahip Olduğu Özellikler Hakkında Bir Araştırma Yapınız.

Cumhuriyet Yönetiminin Sahip Olduğu Özellikler Hakkında Bir Araştırma Yapınız.


Cumhuriyet Yönetiminin Sahip Olduğu Özellikler Hakkında Bir Araştırma Yapınız.

Halkın kendi kendisini yönetmesine cumhuriyet denilir. Cumhuriyet ile yönetilen ülkelerde halkın iradesi, halkın egemenliği çok önemlidir.   Cumhuriyetçilik ilkesi de Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün taviz  verilemeyeceğini söylediği ilkelerden biridir.
*Bu yönetimde yönetilenler seçimle başa gelir. Seçimler düzenli aralıklar ile tekrarlanır. Böyle  olunca da  milli iradenin egemenliği  daha güçlü hale gelir.
* İnsan haklarına önem verilir. Kadın erkek ayrımı olmaz. Kadınların da seçme ve seçilme hakkına sahip olduğu bir yönetim şeklidir.

* Cumhuriyet ile yönetilen ülkelerde çok partili   hayat vardır. Yani tek bir parti  sonsuza kadar başta kalamaz.
* Görevini hakkı ile yapamayan devlet yöneticileri  yine halkın iradesi ile görevden ayrılır ve başka bir kimse seçim ile göreve getirilir.

* Gizli oy, açık sayım vardır.  Böylece kimsenin lehine hile yapılamaz.
* Hukukun üstünlüğüne önem verilir.
* Eşitlik, adalet, özgürlük vb. kavramlar ön planda olur.
* Toplum içinde sınıf farklılıkları olmaz.
* Sosyal devlet anlayışı vardır.
* Egemenlik kişiye değil millete aittir. Yani hakimiyet milletindir.

Aile Büyükleriniz Hangi Ekonomik Faaliyetlerle Uğraşmaktadır? Bu Ekonomik Faaliyetlerin  Yaşantınıza  Etkisi  Nedir?

Aile Büyükleriniz Hangi Ekonomik Faaliyetlerle Uğraşmaktadır? Bu Ekonomik Faaliyetlerin Yaşantınıza Etkisi Nedir?


Aile Büyükleriniz Hangi Ekonomik Faaliyetlerle Uğraşmaktadır? Bu Ekonomik Faaliyetlerin  Yaşantınıza  Etkisi  Nedir? Düşüncelerinizi  Arkadaşlarınızla Paylaşınız.

Her ailenin geçim kaynağı farklıdır. Kimileri hayvancılık ile, kimileri turizm ile, kimileri çiftçilik ile vb. geçimlerini sağlar. Benim aile büyüklerimin geçim kaynağı da hayvancılık ve çiftçiliktir. Kocaman bir elma  bahçemiz var. Her yıl  bu bahçeye babam çok iyi  bir  şekilde bakmakta ve  çok emek harcamaktadır.  Ağaçlar her yıl budanır, sulanır ve ilaçları sıkılır.

Babam bu işleri yaparken ailemin diğer büyükleri ise  hayvancılık ile uğraşmaktadırlar.  Annem sabahları erkende ineklerimizin  yemini verir, tavukların yemini  verir. Hayvancılıktan  da  çiftçilikten de gelirimiz gelir.

Bu gelir ile ise ailem bizleri okutur ve geleceğe hazırlar. Bazı zamanlar hayvanlar hasta olduğu zaman süt vermezler, yumurta vermezler. Böyle durumlarda maddi sorunlar yaşarız.  Soğuk kış aylarında   buzlu günler olduğu zaman da elmalarımız soğuk alır ve o yıl geçimimiz daha da zorlaşır. Ama yine  de kimseye muhtaç değiliz ve kendi yağımızla kavrulmaya çalışıyoruz. Annem ve babam bu işler ile uğraşırken ablalarım ve  ve abim de bizim derslerimize yardımcı olur. Ablam yemekleri yapar, evleri temizler. Abim ise çarşıda halledilmesi gereken işleri halleder ve yaşamımız böylece akıp gider.

Atatürk Ressamı Neden Eleştirmiştir? Sizce Sanatçı  Gerçekleri Mi Yansıtmalıdır? Yorumlayınız.

Atatürk Ressamı Neden Eleştirmiştir? Sizce Sanatçı Gerçekleri Mi Yansıtmalıdır? Yorumlayınız.


Atatürk Ressamı Neden Eleştirmiştir? Sizce Sanatçı  Gerçekleri Mi Yansıtmalıdır? Yorumlayınız.

 İbrahim Çallı, Atatürk’ün  isteği üzerine Etnografya Müzesi’nde bir sergi açar.
Bu sergide de yer alan “Zeybekler” tablosunu gören Atatürk, Çallı’ya döner ve “Biz Kurtuluş Savaşı’nda yemeye ekmek bulamıyorduk, senin resmindeki atlar nasıl semirmiş böyle?” diye sorar.

Usta ressam malzemelerini alır ve tablosundaki atı bir deri bir kemik hale getirir.

Atatürk ressamı şunun için eleştirmiştir:
Milletimiz, milletimizin hayvanları dahi   yiyecek bir şey bulamıyordu. Çünkü yoksulluk hat safhadaydı.  Ressamın da atı çok kilolu göstermesi aslında  gerçeği yansıtmamaktadır. Çünkü o yıllarda atlarımız açlıktan bir deri bir kemiğe bürünmüştü. Gerçek olan çizilmelidir, aktarılmalıdır tabloya. Daha sonra  zaten ressam da doğrusunu çizmiştir.  Bana göre bir sanatçı gerçekleri yansıtmalıdır, ve insanların da gerçekleri öğrenmesini sağlamıştır.  Sanatçı gerçekleri aktarırsa o yapılan sanat eseri de daha anlamlı hale gelir ve insanlar da gerçekleri öğrenmiş olur. Bunun için her zaman sanatçılar gerçekten, doğrulardan yana olmalıdır ve bunu da sanatına yansıtmalıdır.

Not: Atatürk’ün sanatçılar  ve sanat için söylediği sözler şunlardır:
* ‘’Sanatçı, esaslı kültür sahibi olmalı ve tarihi iyi bilmelidir.’’
* ‘’İnsanlarda bir takım ince, yüksek ve asil duygular vardır ki insan onlarla yaşar. İşte o ince, yüksek, derin ve asil duyguları en çok duyabilen ve diğer insanlara duyurabilen şairdir.”
* ‘’ “Yüksek bir insan toplumu olan Türk Milletinin tarihi bir özelliği de güzel sanatları sevmek ve onunla yükselmektir. Bunun içindir ki, milletimizin yüksek karakterini, yorulmaz çalışkanlığını, doğuştan gelen zekasını, ilme bağlılığını, güzel sanatlar sevgisini ve milli birlik duygusunu devamlı olarak ve her türlü vasıta ve önlemlerle bağlayarak geliştirmek milli idealimizdir.”


Şair Mustafa Kemal’in Ruh Halini  Hangi Duygular İçinde Anlatmıştır?

Şair Mustafa Kemal’in Ruh Halini Hangi Duygular İçinde Anlatmıştır?


Şair Mustafa Kemal’in Ruh Halini  Hangi Duygular İçinde Anlatmıştır?

Kocatepe’de
Kurtuluş Savaşı Destanı
Kocatepe yanık ve ihtiyar bir bayırdır
Ne ağaç, ne kuş sesi, ne toprak kokusu vardır.
Gündüz güneşin, gece yıldızların altında kayalardır.
……
Kayalıklarda şayak kalpaklı nöbetçi
Okşayarak gülümseyen bıyığını seyrediyordu Kocatepe’den
Dünyanın en yıldızlı karanlığını.
Dağlarda tek tek ateşler yanıyordu.
Ve yıldızlar öyle ışıltılı, öyle ferahtılar ki
Şayak kalpaklı adam nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden
Güzel ve rahat günlere inanıyordu
Ve gülen bıyıklarıyla duruyordu ki mavzerinin yanında,
Birdenbire beş adım sağında onu gördü.
Paşalar onun arkasındaydılar.
O, saati sordu.
Paşalar: ‘üç’ dediler.
Sarışın bir kurda benziyordu.
Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı.
Yürüdü uçurumun başına kadar, eğildi, durdu. Kurtuluş Savaşı Destanı
Kocatepe yanık ve ihtiyar bir bayırdır
Ne ağaç, ne kuş sesi, ne toprak kokusu vardır.
Gündüz güneşin, gece yıldızların altında kayalardır.
……
Kayalıklarda şayak kalpaklı nöbetçi
Okşayarak gülümseyen bıyığını seyrediyordu Kocatepe’den
Dünyanın en yıldızlı karanlığını.
Dağlarda tek tek ateşler yanıyordu.
Ve yıldızlar öyle ışıltılı, öyle ferahtılar ki
Şayak kalpaklı adam nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden
Güzel ve rahat günlere inanıyordu
Ve gülen bıyıklarıyla duruyordu ki mavzerinin yanında,
Birdenbire beş adım sağında onu gördü.
Paşalar onun arkasındaydılar.
O, saati sordu.
Paşalar: ‘üç’ dediler.
Sarışın bir kurda benziyordu.
Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı.
Yürüdü uçurumun başına kadar, eğildi, durdu.
Bıraksalar İnce, uzun bacakları üstünde yaylanarak
Ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak
Kocatepe’den Afyon ovasına atlıyacaktı.
…….
Ali Onbaşı bir şimşek hızıyla düşündü
Ve şu türküyü duydu.
‘Dörtnala gelip Uzak Asya’dan
Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan bu memleket bizim.
Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak
Ve ipek bir halıya benzeyen toprak,
Bu cehennem, bu cennet bizim.
Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın,
Yok edin insanın insana kulluğunu bu davet bizim…
Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
Ve bir orman gibi kardeşcesine, bu hasret bizim..’

Nazım Hikmet’in Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk için yazığı bu şiirde Atatürk’ün şu duygular içinde olduğu  anlatılmaktadır:
 Vatanını kurtarmak için elinden geleni yapan ve bunun içinde mücadeleyi bırakmayan bir kurda benzetilmiştir. Gözleri çakmak çakmak bakarak gözünde umut ışığının olduğunu ve  vatanın kurtarılacağına dair inancının olduğunu söyleyebiliriz. O kadar heyecanlı ve o kadar umutludur ki  o şevk ve heyecanla yapamayacağı, başaramayacağı iş yoktur. Çünkü o vatanının kurtarılması için, vatanını canı pahasına da koruyan Gazi Mustafa Kemal’dir. Güzel günlerin geleceğini, bu zor günlerin atlatılacağını düşünmüş ve bunun için  inancını ve öz güvenini hiçbir zaman kaybetmemiştir.

Lozan Barış Antlaşması İle  İlgili  Aşağıdaki  Soruları Cevaplayınız.

Lozan Barış Antlaşması İle İlgili Aşağıdaki Soruları Cevaplayınız.


Lozan Barış Antlaşması İle  İlgili  Aşağıdaki  Soruları Cevaplayınız.

1) Savaş Tazminatını kim ödedi?
Cevap:  Yunanistan, Anadolu’ya verdiği  zararların uluslar arası  hukuka  aykırı olduğunu kabul etmiştir. Bundan dolayı da  savaş tazminatı olarak  Karaağaç’ı Türkiye’ye  vermeyi kabul etmiştir. Ülkemiz de Birinci Dünya Savaşı’nda yaşanan kayıptan ötürü İtilaf Devletleri’ne  savaş tazminatı ödemeyecektir. Osmanlı Devleti  ise İngiltere’ye  gemi satın almak için  verdiği paraları geri almayacaktır.

2) Adalar nasıl paylaşıldı?
 Cevap:
* Rodos ve On İki Ada İtalya’ya verilecektir.
* Gökçeada ( İmroz), Bozcaada ve Tavşan Adası Türkiye’de kalacaktır.
* Diğer Ege Adaları ise Yunanistan’a bırakılacaktır. Barışın devam etmesi için de  Sisam, Midilli, Sakız,  Nekerya Adaları  silahsızlandırılacak ve buralarda  askeri tesis kurulmayacaktır.
*  1878  yılında İngiltere tarafından Kıbrıs işgal edilmiştir ve Türkiye Büyük Millet Meclisi de  Kıbrıs’ın İngiltere’ye ait olduğunu  kabul etmiştir.
3) Boğazlar Sorunu Nasıl Çözüldü?
Cevap:
* Boğazlar silahtan arındırılacak ve tarafsız bölge haline gelecektir.
* Boğazlardan geçişi,  başkanlığını ülkemizin yapacaağı uluslaarası  bir  Boğazlar Komisyonu düzenleyecektir. Bunun uluslaarası olması  egemneliğimize terstir.
* Barış zamanında  Boğazlardan her  türlü ticari   ve sivil gemi, uçakların geçisi serbest olacak vb.  Yani Boğazlar Meselesi tam anlamıyla çözülememiştir. Boğazlar konusu  egemenlik haklarımızla çelişmiştir.

4) Lozan’da  Misak-i Milli  Dışında Kalan  yerler neresidir?
 Musul, Hatay, Ege Adaları ve  Batı Trakya sınırlarımız dışında kalmıştır.


Top