En Beğenilen Yazılar

Osmanlı Devleti’nin varlığını uzun süre devam ettirmesi ile hoşgörülü olması arasında nasıl bir ilişki vardır ? Öğreniniz .

    0

 Osmanlı Devleti’nin varlığını uzun süre devam ettirmesi ile hoşgörülü olması arasında nasıl bir ilişki vardır ? Öğreniniz .

Osmanlı Devleti  içinde çok farklı milletten insanlar yaşamaktaydı . Osmanlı Devleti  çok uluslu bir yapıya sahipti . Burada yaşayan farklı milletten insanlara da ayrım yapılmaz ve hoşgörülü bir yönetim  uygulanırdı . Osmanlı Devleti içinde  Sırplar, Bulgarlar, Rumlar, Karadağlılar, Arnavutlar, Yahudiler, Süryaniler, Araplar , Lehler, Macarlar vb. gibi birçok ulus  yaşıyırdu . Osmanlı Devleti bu ulusları dinlerinde ve vicdanlarında özgür bırakmıştır . Bu uluslara herhangi bir dini ya da inancı uygulama konusunda baskı yapılmamıştır . Osmanlı  Devleti böyle bir tutuma sahip olduğu için bu uluslar da Osmanlı Devleti içinde barış ve huzur içinde yaşamışlardır .

Osmanlı Devleti hoşgörülü bir politika ile devleti yönettiği için bu tutumu Osmanlı'nın kısa sürede büyümesini sağlamıştır .

Eğer bir devlet egemenlğini uzun süre devam ettirmek istiyorsa  hoşgörülü bir yönetim tarzına sahip olmalıdır. Osmanlı Devleti'nin hoşgörülü olduğuna şu örnekleri de verebiliriz :
* Fatih Sultan Mehmet İstanbul'u fethettikten sonra Ayasofya' ya gitmiştir . Orada  din adamları korkuyorlardı . Fatih Sultan Mehmet içeri girdiğinde  hemen ağlamaya başladılar ve yere kapanmışlardır. Bunu gören Fatih Sultan Mehmet ise din adamlarına  şunu söylemiştir:
''“Ayağa kalk!  Ben Sultan Mehmet, sana ve arkadaşlarına ve bütün halka söylüyorum ki bugünden itibaren artık ne hayatınız ve ne de hürriyetiniz konusunda benim gazabımdan korkmayınız.” daha sonra da orada bulunanlara evlerine dönmesi söylenmiştir.
 Osmanlı Devleti'nin  hoşgörülü bir yönetim  benimsediğine diğer bir kanıt ise şudur:
Fatih Sultan Mehmet  Balkanlarda fetihlerde bulunduğunda şu sözü söylemiştir:
'' “Ben ulu padişah, ulu şehinşah Sultan Mehmet Han’ım. Galata halkı üzerlerine askerimle varıp kalelerini yıkıp harap etmeyeyim diye elçilerini bana göndermişler. Buyurdum ki malları ve rızıkları ve mülkleri ve mahzenleri ve bağları ve değirmenleri ve gemileri ve sandalları ve kadınları ve çocukları ellerinde kalsın. Onlar dahi rençberlik etsinler. Denizden ve karadan sefer yapsınlar. Kimse engel olmasın. Memleketimin diğer yerlerinde olduğu gibi kiliseleri ellerinde kalsın ve ayinlerini okusunlar. Ceneviz tüccarları karadan ve denizden ticaret yapıp gelsinler ve gitsinler. Vergilerini âdet olduğu üzere versinler. Onlara kimse düşmanlık etmesin. Buyurdum ki rızası olmadan hiçbiri Müslüman yapılmasın. İçlerinden kimi isterlerse onu elçi olarak seçsinler.”
''“Ben ki Sultan Mehmet Han’ım. Tüm halkım bilsin ki bu fermanla Bosna rahiplerine karşı iyilik hislerim ortaya çıkıp buyurdum ki adı geçen rahiplere ve onların kiliselerine kimse engel olmasın. Kaçıp gidenler affedilsin ve gelip memleketimizde korkusuzca oturup kiliselerinde ibadet etsinler. Vezirlerimden ve halkımdan kimse onları rahatsız edip incitmesin.” demiştir.
Yine 2. Mahmut'da şu sözü söylemiştir:
''Ben tebaamdan  müslümanları camide, hristiyanları kilisede,  musevileri Havra'da görmek isterim''


Hiç yorum yok:
Write yorum

Yorumlama biçimini "ANONİM" olarak seçerek , hiç uğraşmadan kolaylıkla yorum yazabilirsiniz . Sizin bu yazıya yorumunuz ne ? :-)

© 2014 Sosyal Bilgiler. Designed by Bloggertheme9
Powered by Blogger.